| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 57 |
| Tarih: | 05.02.2026 |
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Muhterem milletvekilleri, bugün 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünün milletçe yüreğimizde bıraktığı sızıyı bir kez daha hissederek söz aldım. 6 Şubat bizim için sadece bir tarih değil, boğazımızda düğümlenen hıçkırığın adıdır. Bazı acılar vardır takvim yaprakları ne kadar değişirse değişsin yürekteki tarihi hep aynı kalır. Üzerinden zaman geçti ama o gece yarım kalan hikâyelerin, babasız kalan evlatların, evlatsız kalan anaların sızısı ilk günkü gibi tazedir. O gün kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle anıyor, geride kalan ailelere sabır, depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza metanet diliyorum.
Bu acı yalnızca bir tarihe yazılmadı, şehirlerimizin hafızasına, ailelerimizin hayatına, milletimizin vicdanına kazındı. Gidenleri geri getiremeyiz, hatıralarını geri getiremeyiz. Bu büyük acının bize yüklediği bir sorumluluk vardır, depremin sadece anmak değil, depremle mücadeleyi bir devlet politikası, bir millet kararlılığı hâline getirmek çünkü deprem bir tabiat hadisesidir, olabilir ama ihmal kader değildir, tedbir tercih değil, mecburiyettir.
Depremle mücadele bir parti programı değil, bir devlet politikasıdır, bir millî güvenlik meselesidir. Bu mücadeleyi iki ana eksende, deprem öncesi hazırlık ve deprem sonrası müdahale olarak akılla, bilimle, seferberlik ruhuyla ve vicdanla yürütmek zorundayız. Depremle mücadelede en kritik safha, deprem olmadan önceki safhadır çünkü can kaybını azaltan, deprem anındaki şans değil, deprem öncesinde yapılan hazırlık düzeyi ve yapı güvenliğidir. Birinci öncelik, sağlam zeminde doğru projelendirme ve kurallara uygun inşaattır. İkincisi, kâğıt üzerindeki mevzuatı sahaya indiren etkin denetim ve caydırıcı yaptırımdır. "Yaptık oldu" anlayışı "depremde yıkıldı, oldu"ya dönüşür, buna razı olamayız.
Depremle deprem öncesi mücadelenin bir diğer önemli başlığı kentsel dönüşümdür. Riskli yapı stokunu azaltmak sadece bir şehircilik işi değil, millî güvenlik ve kamu düzeni meselesidir. Dönüşüm planı adil ve şeffaf yürümeli, vatandaşımızı mağdur etmeden, rant tartışmalarına kurban etmeden hızlandırılmalıdır. "Rantsal dönüşüm" diyerek projeleri durduranlar, baltalayanlar, mahkemelerde süreci tıkayanlar aslında neye engel olduklarını 6 Şubatta acı bir şekilde anlamış olmalıdırlar.
Bu süreçte üç temel ilke takip edilmelidir: Zemin yapı uyumu, denetim seferberliği, altyapı yatırımlarıyla depreme hazırlık. Depreme hazırlık, sadece mimari bir kaygı değil, aynı zamanda kültürel bir meseledir. Okullarda, kamu kurumlarında ve mahalle ölçeğinde tatbikatlar düzenli olmalıdır. Ailelerin acil durum planı, çantası, iletişim yöntemi her evin rutini olmalıdır. Bu aşamada afet bilincini broşürle değil süreklilikle yerleştirmeliyiz ve içselleştirmeliyiz. İkinci başlığımız, deprem sonrası yani kriz yönetimi ve ihya sürecidir. Afet anında saniyeler ömür demektir. 6 Şubatta gördük ki devletin refleks hızı, vatandaşın nefesidir. Deprem sonrası stratejimiz ve hedefimiz, afet müdahale planını dünyanın en hızlı işleyen sistemi hâline getirmektir. Bunun için, lojistik depolarımızın sayısı artırılmalıdır. Arama kurtarma ekiplerimizi hem sayıca hem teknolojik donanım olarak güçlendirmeliyiz. Haberleşme altyapımız kesintisiz iletişim sağlayacak şekilde yapılandırılmalıdır. Deprem sonrası mücadele, hayatı yeniden ayağa kaldırmaktır. Kalıcı konutlarla birlikte, okul, aile sağlık merkezi, ulaşım, ticaret alanları, altyapı ve istihdam adımları entegre düşünülmelidir çünkü şehir betonla değil insanla kurulur. Devletimiz 6 Şubat sonrasında bu sınavı başarıyla vermiştir, vermektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin lütfen, beş artı üç yapacağız.
Devam edin.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sözlerimi toparlarken şunun altını çizmek istiyorum: Tedbir tevekküle mâni değildir, bilakis tedbir bizatihi tevekkülün ilk şartıdır. 6 Şubatı anarken bir yandan da şu gerçeği açıkça ifade etmek zorundayız: Türkiye bir deprem ülkesidir. O hâlde, bizim de görevimiz, günü kurtaran değil yarını güvenceye alan bir anlayışı hâkim kılmaktır. Bu mücadelede, bilimin ve mühendisliğin sesini kısmadan, denetimi göstermelik yapmadan, kentsel dönüşümü ertelemeden, afet yönetimini kurumlar arası çekişmeye kurban etmeden, tek yürek ve tek hedef hâlinde yürümek mecburiyetindeyiz.
6 Şubatın yıl dönümünde, yitirdiğimiz bütün insanlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Allah, milletimizi bir daha böyle acılar yaşamaktan muhafaza eylesin diyorum.
Sayın Başkan, son olarak 6 Şubat günü, Türk siyasetinin unutulmaz siması, meydanların gür sesi "Anadolu Fırtınası" ünvanıyla maruf Osman Bölükbaşı'nın vefatının seneidevriyesidir. Merhum Bölükbaşı sadece siyasi bir figür değil Anadolu irfanının azimle birleştiği eşsiz bir hikâyedir. O yıllarda Kırşehir Mucur'a, günümüzde ise Nevşehir Hacıbektaş'a bağlı olan Hasanlar köyünde başlayan hayat yolculuğunu İstanbul Erkek Lisesine ve oradan Fransa Nancy Üniversitesi Fen Fakültesi matematik bölümüne kadar taşıyan bir münevverdir. Bölükbaşı matematikçi zekâsını hazırcevaplığı ve tavizsiz dürüstlüğüyle harmanlamış, inandığı doğruları her kürsüde cesurca haykırmıştır. O, Türk milliyetçiliğinin siyasi teşkilatlanma tarihindeki mihenk taşlarından da biridir. Millet Partisi ile partimizin tarihsel köklerini oluşturan Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin kurucusu olmuş, bu kutlu çatıları altında Genel Başkanlık görevini ifa etmiştir. Merhum Bölükbaşı siyasi mücadelesinin rotasını bizzat şu sözlerle çizmişti: "Ben Anadolu'nun boz toprağının uşağıyım, sarayım çalı dibidir. Siyasette davam, hayattan nasibini almamış, benzi sarı ve boynu büküklerin davasıdır." Onun ortaya koyduğu millî duruş ve tavizsiz vatan sevgisi bugün mensubu olmaktan onur duyduğumuz Milliyetçi Hareket Partisinin siyasi çizgisini besleyen pınarlardan biri olmuştur. Bu vesileyle, milletimizin gönlünde taht kuran, siyasi ahlak ve fazilet timsali merhum Osman Bölükbaşı'nı saygıyla ve rahmetle anıyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.