| Konu: | Genel Kurulun 4/2/2026 tarihli 56’ncı Birleşiminde alınan karar uyarınca, 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen ve 11 ili etkileyen deprem felaketinin yıl dönümü münasebetiyle MHP Grubu adına açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 57 |
| Tarih: | 05.02.2026 |
MHP GRUBU ADINA AYŞE SİBEL ERSOY (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bizleri takip eden aziz vatandaşlarımız; tarihe asrın felaketi olarak geçen Kahramanmaraş depremlerinin yıl dönümünde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin özel gündemle toplandığı bugünde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli 11 ilimizi etkileyen depremler binlerce insanımızın yaşamını yitirmesine, yüz binlerce insanımızın yaralanmasına neden olarak hepimizi derinden acılara boğmuştur. Tarihin gördüğü en büyük felaketlerden biri olan depremin 3'üncü yılında, kaybettiğimiz vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle, özlemle yâd ediyoruz.
6 Şubat depremleri sadece binaları, yolları, köprüleri değil, gönüllerimizi, hayallerimizi, geleceğimizi de sarsan bir felaketti. Bu derece büyük felaketin elbette telafisi kolay olmuyor. Bu büyük imtihan ancak bu büyük milletin sahip olduğu, derin köklerimizden gelen kardeşlik ve dayanışma ruhunun verdiği mücadele gücüyle atlatılmaya çalışılmıştır. Böylesi zamanları tarihte pek çok kez geçirmiş olmamızın verdiği tecrübeler bu büyük felaketin inşa sürecini kuvvetlendirmiş, birlik ruhuyla acılarımızı hafifletmiş, yaralarımızı sarmamızı ve bu sıkıntıların üstesinden gelmemizi de kolaylaştırmıştır. Milletimizin dayanışma içerisinde sergilediği asrın birlikteliğiyle depremin yaralarını sarmak, umudu yeniden inşa etmek ve geleceğe daha sağlam adımlarla yürümek için gerekli olan inancı, kararlılığı, gücü ve asrın birlikteliğini, yalnızca bugünün değil yarının da teminatı olarak gören yaklaşımımızla, gelecek nesillere aktaracağımız en değerli mirasımız olarak daha da pekiştireceğiz.
Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremde ortaya çıkan enerji yoğunluğu 30 katrilyon juldür. Bu deprem Hiroşima'ya atılan atom bombasının takriben 2 bin katı enerji yoğunluğundadır. 2010'da Haiti'de yaşanan deprem ise 2,1 katrilyon jul enerji açığa çıkarmıştır. İlk deprem Türkiye ve Suriye'nin yanı sıra Lübnan, Kıbrıs, Irak, İsrail, Ürdün, İran ve Mısır'ın da yer aldığı geniş bir coğrafyada hissedilmiştir. İki büyük deprem takriben 350 bin kilometrekare alanda hasara yol açmıştır ve Türkiye nüfusunun yüzde 16'sını oluşturan 11 ilde takriben 14 milyon kişiyi etkilemiştir. 2023 Meclis Deprem Araştırması Komisyonunun raporuna göre depremlerin maliyeti Türkiye'de 148,8 milyar dolar olmuştur. Türkiye'nin 2023 gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 9'una denk gelen maddi zarar 1999 Marmara depreminin yol açtığı maddi kaybın 6 katından fazla olmuştur. Dünyada yaşanan depremler arasında en çok maddi zarara sebep olan 3'üncü deprem olarak tarihe geçti. Asrın felaketi olarak tanımlanan bu depremde 107.204 kişinin yaralandığı açıklandı. Deprem sebebiyle 120 polisimizin, 32'nin üzerinde askerimizin ve en az da 14 doktorun vefat ettiği bildirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 27 Nisan 2023 tarihinde yapılan açıklamada enkaz altından çıkarılmış, refakatçisi olmayan çocuk sayısının 1.914 olduğu ve bunlardan 1.812'sinin ailesine teslim edildiği bildirilmiştir.
Depremden bir sene sonra, 2 Şubat 2024 tarihinde depremde toplamda 53.537 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştır. Türkiye Hükûmeti deprem bölgesi için doğal afet ve salgın gibi acil durumlarda uluslararası kuruluş ve ülkelerden yardım çağrılarını kapsayan en yüksek acil durum olan 4'üncü seviye alarm ilan edildiğini açıkladı. Deprem sonrasında BOTAŞ deprem bölgelerine doğal gaz akışını durdurdu. Hatay Havalimanı pisti hasar aldığı için tüm uçuşlara kapatıldı. Gaziantep Havalimanı ile Kahramanmaraş Havalimanı ise sivil uçuşlara kapatıldı. Bölgede pek çok ev tahliye edildi. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı deprem noktasına yakın birliklerde olağanüstü hâl ilan ederek deprem bölgelerine yardım faaliyetlerinde bulundu. Türk Hava Kuvvetleri ile Türk Kara Kuvvetlerine ait 50 kargo uçağı, çok sayıda helikopter ve Sağlık Bakanlığının ambulans uçakları bölgeye sevk edildi. Türk Deniz Kuvvetleri tarafından TCG İSKENDERUN personel taşıma gemisi yaralıların tahliyesi için görevlendirildi. Ayrıca, TCG BAYRAKTAR ile TCG SANCAKTAR gemileri, TCG OSMANGAZİ gemisi ve diğer gemiler İskenderun'a iş makineleri, kıyafet, gıda ve teçhizat götürmek için görevlendirildi. Bölgedeki arama kurtarma çalışmalarına ilk olarak 3.500 asker ve 2'nci Kolordu İstihkâm Alayından rütbeli personel gönderildi. Ardından 2'nci Ordu'ya bağlı pek çok birlik bölgeye sevk edildi. Sadece 6-8 Şubat arasında bölgede 17 bine yakın asker görev aldı. Depremden etkilenen vatandaşlar 2'nci Ordu kışlalarında misafir edildi. Kahramanmaraş depremleri boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri afetten etkilenen 11 il, 32 ilçe ve 311 köye 60 kargo uçağı, 52 helikopter, 46 insansız hava aracı ve 24 savaş gemisiyle yardımda bulundu. Bir ay içerisinde 6.539 sorti gerçekleştirildi. 25.437 personel ile 3.819 ton malzeme desteği sağlandı. Bir ayda yapılan 6.539 sorti yıllık sorti sayısına eş değerdir. Depremden zarar gören 9 ilde 619 adet tesis, ünite, 251 geçici okul ve 71 bin çadır desteği sağlandı. 7 Şubatta, depremden etkilenen 10 ilde üç ay süreyle olağanüstü hâl ilan edildi ve sonuçta ulusal yas ilan edildi. O günlerde gerçekten de ulusça yas içindeydik, millet olarak yüreğimiz acıyla dolmuştu, sözün bittiği yerdeydik. Allah'tan dileğim, böyle bir acıyı bir daha yaşatmasın.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Âmin.
AYŞE SİBEL ERSOY (Devamla) - Depremin ilk gününden itibaren, Sayın Genel Başkanımızın talimatlarıyla partimizin deprem bölgesinde görevlendirdiği heyete ben de eşlik ettim. Memleketim Adana başta olmak üzere, 11 ili içeren deprem bölgesinde gördüğüm manzara tam anlamıyla inanılacak gibi değildi. İnsan gözlerine, gördüklerine inanamıyor, yaşanan bu büyük felaketi anlatmak gerçekten çok zor. Afetler yalnızca fiziksel yıkıma neden olmaz, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve psikolojik etkiler de yaratır. Afet sonrası milyonlarca vatandaşımız evsiz kalmakta, işini kaybetmekte ve sosyal yaşamdan kopmaktadır. Bu nedenle afet sonrası süreç yalnızca konut inşasıyla sınırlı kalmamalıdır. Sosyal destek programları, istihdam projeleri ve psikolojik destek hizmetleri toplumun yeniden ayağa kalkması için hayati öneme sahiptir. Afet sonrası psikososyal destek hizmetlerinin yaygınlaşması gerekmektedir. Travma yaşayan bireylerin uzun vadeli destek programlarına erişimi sağlanmalıdır çünkü toplumun iyileşmesi bireylerin iyileşmesiyle mümkündür.
Afetlerin ekonomik etkileri son derece büyüktür; konut, sanayi, ticaret, eğitim, sağlık ve altyapı sektörlerinde oluşan zararlar yalnızca bölgesel değil ulusal ekonomik dengeleri de etkilemektedir. Afetlere hazırlık için yapılan yatırımlar aslında geleceğe yapılan en önemli yatırımlardır. Çünkü güçlü altyapı sistemleri, dayanıklı ulaşım ağları ve güvenli enerji hatları afet riskini azaltmanın da temel unsurlarıdır. Afet yönetimi çok paydaşlı bir süreçtir. Merkezî yönetim, yerel yönetimler, akademi, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır. Kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi afet yönetiminde de başarıyı artıracaktır. Yerel yönetimlerin afet yönetim kapasitesi artırılmalı, belediyelerin risk azaltma çalışmalarına aktif katılımı sağlanmalıdır çünkü afetlere ilk müdahale çoğu zaman yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmektedir.
Afetlere hazırlık toplumsal bilinçle başlar. Afet bilinci küçük yaşlardan itibaren eğitim sistemimize entegre edilmelidir, okullarımızda afet eğitimleri yaygınlaştırılmalı, öğrenciler acil durum senaryolarına hazırlıklı hâle getirilmelidir. Vatandaşlarımızın bireysel afet planları oluşturması teşvik edilmelidir. Ailelerin acil durum çantaları hazırlaması, toplanma alanlarını bilmesi ve afet anındaki doğru davranışları öğrenmesi can kayıplarını önemli ölçüde azaltacaktır.
Teknolojik gelişmeler afet yönetiminde önemli fırsatlar sunmaktadır. Erken uyarı sistemleri, yapı sağlığı izleme teknolojileri ve afet bilgi sistemleri risklerin önceden tespit edilmesini sağlamaktadır. Bu sistemlerin yaygınlaştırılması afetlere müdahale sürecini hızlandıracaktır. Afet yönetiminde veri temelli karar alma süreçleri geliştirilmelidir. Büyük veri analizi, yapay zekâ ve coğrafi bilgi sistemleri afet risklerinin doğru şekilde analiz edilmesini sağlayacaktır.
Deprem gerçeği karşısında milletimiz güçlü bir dayanışma örneği sergilemiştir, bu dayanışma ruhu afet sonrası sürecin en büyük gücü olmuştur. Bu dayanışma kültürünü kurumsal politikalarla da desteklemek zorundayız. AFAD Gönüllülük Sistemi'nin güçlendirilmesi, sivil toplum kuruluşlarının afet yönetiminde aktif rol oynaması ve vatandaşların bu süreçlere katılımının artırılması afetlere karşı toplumsal direnci güçlendirecektir.
Deprem güvenliği sadece teknik bir konu değildir, aynı zamanda bir insan hakkıdır. Vatandaşlarımızın güvenli konutlarda yaşaması, güvenli okullarda eğitim alması ve güvenli hastanelerde sağlık hizmeti görmesi devletin sorumlulukları arasındadır. Gelecek nesillere güvenli şehirler bırakmak tarih önünde yaşadığımız en büyük sorumluluktur. Bugün alınacak kararlar yarınların şehirlerini şekillendirilecektir. Depremler bize her zaman aynı gerçeği hatırlatmaktadır: Doğayla mücadele edemeyiz ancak doğaya karşı hazırlıklı olabiliriz. Bilimsel veriler ışığında hareket eden, riskleri önceden tespit eden ve güçlü şehirler inşa eden toplumlar, afetleri felakete dönüştürmeden yönetebilmektedir. Afetlere hazırlık bir tercih değil, zorunluluktur. Güvenli şehirler, güçlü toplumlar ve sürdürülebilir kalkınma için deprem riskini azaltmak zorundayız. Bu sorumluluk yalnızca bugünün değil geleceğin Türkiyesini de şekillendirecektir. Unutulmamalıdır ki depremler değil ihmal öldürür. Güvenli şehirler inşa etmek vatandaşlarımızın hayatını korumanın en önemli yoludur. Bu doğrultuda atılacak her adım milletimizin geleceğini güvence altına alacaktır.
Devletimiz bu büyük acıyı yaşayan vatandaşlarımızın bir an önce normal yaşama dönmesi için harekete geçti. Yapılacak en önemli iş, şehirlerin hafızasını yeniden oluşturmaktı. İnsanların güvenli bir şekilde evlerinde oturması için başlatılan asrın inşaat seferberliğiyle, 27 Aralık 2025 tarihinde yani iki yıl gibi kısa bir sürede ve büyük emeklerle Hatay'da 153.755, Malatya'da 79.660, Kahramanmaraş'ta 73.956, Adıyaman'da 43.366, Gaziantep'te 31.053, Diyarbakır'da 17.206, Elâzığ'da 14.894, Şanlıurfa'da 13.429, Osmaniye'de 12.557, Adana'da 12.073, Kilis'te 2.569 ev ve iş yeri inşa edilmiştir. Ayrıca, şehrin hafıza alanlarını temsil eden tarihî ve kültürel mirasların korunması, yerel mimari değerlerin yaşatılması ve modern şehircilik anlayışının hayata geçirilmesini kapsayan bütüncül bir dönüşüm hayata geçirilmiştir ve son olarak, bu zor süreç tüm dünyaya örnek olacak şekilde millî birlik ve beraberlik bilinciyle aşılmaya çalışılmıştır.
Bu düşüncelerle, depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza bir kez daha rahmet diliyor, yakınlarına sabırlar diliyorum; afetten etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Milletimizin bir daha böyle acılar yaşamaması temennisiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)