GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:58
Tarih:10.02.2026

SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; herkese iyi akşamlar. "..."(*)

Sevgili arkadaşlar, biz Kürtler vallahi bu olup bitenleri büyük bir hayretle izliyoruz. Öyle bir şey oldu ki bu ülke suç üretmekte o kadar yetenekli ki bir saç örgüsünden kocaman bir suç örgütü yaratmaya başladı. Şam'da katlettikleri kadının saçını kestiler diye kadınlar örgütlü bir şekilde saçlarını örmeye başlayınca Türkiye'de felaketler başladı. Oysaki Şam'da Şam yönetimi o katili aldı, yargıladı "İnsanlığa karşı suç işliyorsunuz." dedi ama ne hikmetse benim ülkem saç örmeden bir suç örgütü yaratmaya başladı ve masum insanları gecenin geç saatinde operasyonlar yaparak gidip evlerinden aldılar. Bunlardan biri 16 yaşındaki İzmir'de bir lise öğrencisi. Polisler gidiyor, evi basıyorlar, bir terör estiriyorlar ve alıp götürüyorlar, arkasından tutukluyorlar bunu. Bugün de itiraz edildi, avukatlar, savcı ve yargıçlar... Burada itiraz reddediliyor ve bu 16 yaşındaki çocuk hâlâ cezaevinde. Oysaki bu ülkede 15 milyon insan suç batağında, uyuşturucu batağında, çocuklar dışarıda cinayetler işliyor ama hiç kimsenin sesi çıkmıyor ve sosyal medyada birkaç insan -binlerce böyle hakaretler var- "Kürtleri öldürelim." diyor birkaç genç kız ama bunlarla ilgili bir tek işlem yok. Sonra barolar suç duyurusunda bulununca bunlar ifadeye çağrılıyor. Şimdi, ben buradan yargıçlara sesleniyorum: Bakın, Kocaeli'de bir hemşire saçlarını ördü diye terör estirdiniz. Şimdi, ey Kocaeli ilinde Valilik yapan, orada görev yapan savcı, İl Emniyet Müdürü, orada Sağlık Müdürü... Ne olmuştu? Gecenin geç saatinde İstanbul'a operasyonları yapıyorsunuz, kızın bulunduğu eve gidiyorsunuz, orada kızı alıp o hemşireyi alıp ters kelepçe yapıyorsunuz ve alıp getiriyorsunuz Kocaeli'ye ve gece terörle mücadelede kalıyor. Şimdi size soruyorum: Ya, Vali, siz nasıl bir insansınız? Ey savcı, sen nasıl bir insansın? Hem İzmir'deki savcıya sesleniyorum hem de Kocaeli'deki savcıya sesleniyorum. Burada nerede bir suç var? Nedir bu Kürt düşmanlığınız? Nedir bu Kürt halkına karşı bu kadar öfkeniz, kininiz? Vallahi biz bunları reddediyoruz, kabul etmiyoruz. Böylesi bir iklim, böylesi bir uygulamayla siz bu topraklarda barış marış sağlayamazsınız. Söyledim, buradaki Kürt'le mücadele, dışarıdaki Kürt'ü vurmakla Kürt sorununu çözemezsiniz. Ne oldu? Bakın, bugün Londra'da yayın yapan Mecelle dergisi, Suudi Arabistan'ın finansıyla yayın yapan bir dergi, önemli de bir dergi ve şöyle bir iddiası var: Şam yönetimi ve Kürtler bir uzlaşı sağladılar, geldiler, bir noktada buluştular ama 22 Aralıkta buradaki yetkililer alelacele neden Şam'a gittiniz, neden Şam yönetimine müdahale ettiniz? Dönüp dediniz ki: "Biz kabul etmeyiz, Kürtlerin demokratik haklarını asla kabul etmeyiz." Ve sonra dönüp diyorsunuz ya "Şam bağımsızdır." Vallahi Şam bağımsız falan değil, orada fitne fesatlığın yuvasını bizzat siz yapıyorsunuz. O yetmiyor, bugün Dışişleri Bakanı "Şam'da sorun çözüldükten sonra -yani baskı, şiddetle- sıra Kuzey Irak'ta olacak." E, hani Kürtlerle barışıyordunuz? Demek ki barışınız koca bir yalan. Kürtler sizin bu politikalarınızı reddediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SIRRI SAKİK (Devamla) - Biz bu politikalarınızı kabul etmiyoruz. Bu politikalarınızı kabul etmediğimizi yüz kez size söyledik. Bu mantıkla sorunları çözemezsiniz, bu mantıkla Türkiye'nin barışını sağlayamazsınız, bu mantıkla sizin buradaki bütün halkların kimliklerini kabul etmek gibi bir derdinizin olmadığını görüyoruz. Sorunu dönüp dolaştırıp "Efendim, Terörle Mücadele Yasası'nda şu değişiklik, İnfaz Yasası'nda şu değişiklik"le bu işler olmaz. "Efendim, kayyum... Ahmet göreve gitsin." Zaten Ahmet'in görevini gasbetmişsiniz. Bu bir lütuf mudur? Kürt'e sunduğunuz çözüm bu mudur? Bunların hiçbirinin doğru olmadığını söylüyoruz, sizi gerçek bir müzakereye davet ediyoruz, Kürt halkının demokratik haklarını kabul etmenizi istiyoruz; gerisi yalan, dalaveredir.

İyi akşamlar diliyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)