GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:58
Tarih:10.02.2026

AYTEN KORDU (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Uzun zamandır süren bir Trafik Kanunu'nu konuşuyoruz burada. Elbette ki çok önemli bir kanun fakat ne yazık ki can güvenliğini önceleyen, onu esas alan bütünlüklü bir yaklaşım sunmadığını belirtebiliriz. Burada pek çok vekil belirtti, sadece trafik düzenlemesinin belli gelirler elde etme anlayışı üzerine kurulması zaten baştan aşağı tüm maddelerin olumlu veya olumsuz olanlarını tartışılır kılmakta çünkü amaç ile araç arasındaki ilişki maalesef hasıl olmuyor. Amaç olarak gerçekten trafiğe ilişkin ciddi önlemler getirme anlayışı yerine sadece para araçsal kılınıyor ve amacın yerine geçince maalesef bütün bir zihniyeten tartışılır, hem de yasalar tartışılır hâle geliyor. Şimdi, altyapıyı yetersizlikleri, denetim eksiklikleri ve eğitim sorunları bir bütün olarak ele alınmadan sadece bu yükün sürücülerin sırtına ve omuzlarına bırakılması bu yaklaşımın bir parçası. Bugün emeklilerin maaşları, çalışanların ücretleri yerinde sayarken sefalet ücretlerine mahkûm edilirken trafik cezalarının katlanarak artması, asgari ücretle geçinmeye çalışan yurttaş için de uygulanan bu trafik cezaları neredeyse aylık gelirine denk gelmiş hâlde, durumda. Bu tablo da cezanın da caydırıcılığından çok yoksullaştırıcı bir araç olarak kullandığını göstermektedir. İktidarın yanlış ekonomi politikaları, ödenen faizlerin ve derinleşen bütçe açığının faturasının fahiş ceza gelirleriyle yurttaşlara kesmek istemesi trafik güvenliğinin bütçe açığını kapatma aracı olarak kullanılması olarak önümüze çıkıyor. Peki, bizim ihtiyacımız olan gerçekten nedir? İhtiyacımız olan, cezayı gelir kapısı olarak gören bu anlayıştan vazgeçilmesiyle mümkün. Yol güvenliğini, eğitimi, denetimi ve altyapıyı ele alan, adil, orantılı, tüm canlılar için tüm canlıları merkezi alan, kamuyu koruyan, kamucu bir trafik politikasının ancak oluşturulmasından geçtiğini bir kez daha belirtmek istiyorum.

Buradan kendi seçilmiş olduğum ildeki bir gerçeği de bağlayarak açıklamak istiyorum arkadaşlar. Birkaç gün önce 6 Şubat depremlerinin yıl dönümündeydik. Maalesef, aradan üç yıl geçmesine rağmen halk hâlâ konteynerde yaşıyor. 99'dan beri toplanan deprem paralarını farklı kalemlere kullandığını bu iktidar çok açık itiraf etti, söyledi, onun hesabını da vermedi. 6 Şubat depremlerinin tam da yıl dönümünü andığımız gün biliyorsunuz, Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde meydana gelen bir deprem yaşandı. Dersim'de ve bölgede birkaç aydır çok yoğun bir kar yağışı var arkadaşlar. Tabii ki doğamız ve havamız açısından bu kar yağışları önemli, büyüklerimiz de söyler, kar berekettir, değerlidir fakat o sonuç bize şunu gösterdi ve o gün bir kere daha hatırlattı ki Dersim'de kar şartlarının açığa çıkardığı afette şu bir kez daha anlaşıldı ki olası bir depremde alınması gereken önlemler Bingöl Yedisu Fay Hattı'na karşı söylenip sürekli uyarıların yapılmasına rağmen hâlâ gerçekçi bir çözüm, gerçekçi bir düzenleme, gerçekçi bir önlem alınamamıştır Dersim'de; bu, kar felaketinde çok açığa çıkmıştır. Kayyumla yürütülen bir kent, merkeziyetçi politikaların, 6 Şubat depremlerinde de ilk üç dört gün devletin olmayışı ve kitle örgütlerinin orada olmayışından bu merkeziyetçi anlayışın nelere mal olduğunu söyledik.

Dersim'de de kayyumlarla merkeziyetçi bir politika ilerliyor. Bakın, çok basit bir örnek vereceğim: Belediyede 3 tane araç var ve merdivenleri yok; sadece bunu söyleyeyim, merdivenlere sahip değil. Olası bir felaket olsa kullanabileceği, katlara çıkabileceği merdivene bile sahip değil. Çok büyük bir üstün performans gösterdi aslında oradaki emekçiler, onları buradan tekrar tebrik ediyorum. O ağır kış koşullarında, o felaket koşullarında, yönetemeyen kayyumcu anlayışa ve idarelere karşı insanüstü bir emek gösterdi belediye işçileri, sağlık çalışanları, Karayolları işçileri günlerce kesintisiz mesai yaptılar yetersiz personel sayısına ve ekipmanlarına rağmen, gerçekten kar altında yolu açan, hastasına ulaşmaya çalışan emekçilerin fedakârlığıyla ayakta kalan bu sistemde asıl ihtiyaç, çalışma koşullarını ve kurumsal kapasitesini çalışanlarının güçlendirmek olduğu bir kez daha açığa çıktı. Şu an arkadaşlar, Karayolları Genel Müdürlüğünün sayfasına girin, Çemişgezek, Pertek ve Ovacık yolu kapalı. Neden? Heyelandan arkadaşlar. Bitmeyen heyelandan, bitmeyen yollarda alınmayan önlemler, yaşanan trafik kazaları, yapılmayan bariyerler, uzun zamandır alınmayan tedbirlerden dolayı maalesef can kayıpları yaşanmaya devam etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, kamu görevlileri orada öyle toplantı yapamaz ki, konuşamaz ki yani yönetmeliğe göre öyle...

BAŞKAN - Sayın Kordu, lütfen tamamlayın.

AYTEN KORDU (Devamla) - Dolayısıyla yeterli alınmayan tedbirler, yeterli ayrılmayan bütçeler kentimizde de çok ciddi Dersim'in depreme hazırlıklı olmadığını bir kere daha göstermiştir diyorum.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Yani böyle bir şey olmaz Başkanım.

AYTEN KORDU (Devamla) - Teşekkür ediyorum hepinize. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)