GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:60
Tarih:12.02.2026

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün verilen "hukuki" dedikleri ama içinde hukuk ve adalet olmayan 2 karar aslında Türkiye'nin nerede olduğunu çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Bizim Gençlik Kolları Başkanımız Cem Aydın görevi gereğince "Akın Gürlek kimdir?" içerikli bir dakikalık bir video hazırladı ve bunu yaydı; içerisinde bir suç unsuru yok ama Akın Gürlek "Beni hedef gösteriyorsunuz." diyerek dava açtırdı ve bugün Cem Aydın on beş ay hapis cezasına çarptırıldı. Bir ülkede demokrasinin standardını ifade özgürlüğü belirler, düşünce özgürlüğü belirler, siyasetin özgürlüğü belirler ama nerede rakibiniz sizi ufacık rahatsız edecek bir şey yapar, söylerse, sizi size anlatırsa, sizi millete anlatırsa rahatsız olup onu tutuklatacaksanız bunun adı demokrasi değildir. Adalar Gençlik Kolları Başkanımızı mitingimiz öncesinde tutuklayalım diye bir bahane buldular ve tutukladılar. Türkiye'nin gerçeği tutuklu siyasettir. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'ndan başlayın, 16 belediye başkanımız, gençlik kolları başkanımız, arkadaşlarımız, kim önlerine gelirse, kimin malına çökmek istiyorlarsa, kimin zenginliğini ceplerine koymak istiyorlarsa, kimi siyasi minderin dışına itmek istiyorlarsa aparatlar hazır, başsavcılar hazır, kolluk hazır ve bunun adına da "demokrasi" diyorsunuz. Dün yaşanan, burada yaşanan görüntüler elbette ki nahoştu, kimse bu görüntüleri tasvip etmez ama Türkiye'de vahim olan, İstanbul'da demokrasiyi katletmiş, Büyükşehir Belediye Başkanımız başta olmak üzere seçilmişlere darbe yapmış, siyasetin emrine girmiş Akın Gürlek'in Adalet Bakanı yapılmış olmasıdır; işte dünya bunu görmüş oldu. Burada elbette ki bu görüntüler kötüydü ama asıl gerçeklik, bir zorbalıkla, bir yeminin ısrarla, hem de İç Tüzük çiğnenerek ettirilmeye çalışılmasıdır. Bu yemin hukuken geçersizdir, anayasal şartlar oluşmamıştır, İç Tüzük'e uygun yapılmamıştır, tutanaklara geçmemiştir. Tutanaklara geçmemiş, mikrofondan duyulmamış, kendi aranızda mırıldandığınız, kimsenin fark etmediği bir yemin geçersizdir. Biz, burada yemin ederek göreve başlıyoruz. Buradan defalarca bakanlar geldi, yemin etti, gitti; hiçbirine böyle itiraz etmedik ama onun bakanlığı da gayrimeşrudur, başsavcılığı da siyasi ve gayrimeşrudur, yazdığı bütün iddianameler hukuksuzdur, haksızdır, gayrimeşrudur ve yemini de gayrimeşrudur. Dolayısıyla, arkadaşlar, bir gerçekliği örtmeye çalışırken, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna bir şeyler sıçratmaya çalışmayın, her şey kameraların gözü önünde oldu. Biz burada görevimizin gereğini, yapılacak yeminin Anayasa'ya aykırılığını anlatmaya çalışırken son çare olarak ben elimde Anayasa kitapçığıyla Meclis Başkan Vekiline doğru yürüyorum; amacım, Meclis Başkan Vekilimize gidip yaptığı uygulamanın Anayasa'ya aykırı olduğunu söylemek. Biz bunu, bu Genel Kurul salonunda her gün defalarca yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz ama benim 4-5 adım atmamla birlikte, önceden hazırlanmış kıtalar geldiler ve önce bana saldırdılar. Dolayısıyla da oradaki kavga görüntüleri böyle başladı. Her şey kameraların önünde, her şey herkesin gözü önünde oldu; bunu çarpıtamazsınız.

Ama değerli arkadaşlar, o tartışmalardan sonra yeni İçişleri Bakanının da gözden kaçtığını zannetmeyin. Yeni İçişleri Bakanının kendi siyasi geçmişi şaibeli Kuvayımilliyeyle, Millî Kurtuluş Savaşımızla sorunlu "Erzurum Kongre binamız yıkılsın." diyecek kadar Kurtuluş Savaşı'nı, Mustafa Kemal'i, Mustafa Kemal devrimlerini hazmedememiş birisi. İskilipli Atıf Hocanın yani İslam Teali Cemiyeti'nin bir üyesinin, önde gelen üyesinin ve "Kuvayimilliyeciler vatan hainidir, bunları kasabanıza, köyünüze sokmayın; görüldüğü yerde öldürün." diyenlerin yolundan gidendir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MURAT EMİR (Ankara) - İşte, o İçişleri Bakanı ve bu Adalet Bakanı aslında yapılanın bir olağan bakan atamasından öte, cumhuriyetle, rejimle kavgalarının artık çok daha görünür olduğunun, çok daha saldırganlaştığının, sertleştiğinin açık ifadesidir. Türkiye'de artık iki ana damar vardır, birincisi Kuvayımilliyeciler, Mustafa Kemal'in yolundan gidenler; cumhuriyete, demokrasiye, hukuk devletine sonuna kadar, ne pahasına olursa olsun sahip çıkanlar ve öbür tarafta da İskilipli Atıf Hocanın peşinden gidenler; milletimiz işte buna karar verecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Merkez Bankası, tahmin tutturamama ustası, her tahmini daha 1'inci ayda tuzla buz olmuş, yerle yeksan olmuş Merkez Bankası, daha 1'inci ayda, 1'inci ayda tahminini yeniledi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MURAT EMİR (Ankara) - Enflasyon beklentisi yüzde 16, 13-19 aralığını 15-21'e çıkarttı yani diyor ki yavaş yavaş, "Benden enflasyonu düşürmemi beklemeyin." Ne oldu Merkez Bankası? Senin bu hedeflerine göre zamlar verilmedi mi? Emeklinin, memurun, işçinin zamları buna göre verilmedi mi? Önce, çaldınız vatandaşın sofrasından, cebinden, maaşından, şimdi diyorsunuz ki, daha 1'inci ayda, ocak yeni bitmiş "Biz bu enflasyonu tutturamayacağız." Günaydın! Siz hangi hedefinizi tutturdunuz? Bırakın onu, hangi hedefinize yaklaşabildiniz? Merkez Bankasının hedeflerini görünce Âşık Daimi'nin bir dizesi aklıma geliyor, Âşık Daimi der ki: "Herkes dosta yazmış arzuhâlini bizimkini bir rüzgâra yazmışlar. "

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Şunu bitireyim Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, devam edin, tabii ki.

MURAT EMİR (Ankara) - Merkez Bankası tahminlerini rüzgâra yazıyor, suya yazıyor ve yerle bir olmuş, yerle yeksan olmuş tahminleri kimseyi inandırmıyor.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)