| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 60 |
| Tarih: | 12.02.2026 |
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Çok teşekkür ediyorum.
Değerli Başkanım, çok değerli milletvekilleri, aziz milletimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, bugün Kahramanmaraş'ımızın Kurtuluş Günü, 12 Şubat 1920'de büyük bir zaferle, Kuvayımilliye ruhuyla, millî mücadele anlayışıyla bu ülkemizi, bu toprakları, vatanımızı koruyan tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum ve bu mücadelenin bayraktarları olan, inancın, bağımsızlığın, birliğin, beraberliğin, mukaddesatın uğrunda mücadele etmiş Sütçü İmamları, Rıdvan Hocaları ve onların kahraman mücadelelerini saygıyla ve istiklal mücadelesinin tüm kahramanlarını saygıyla anıyoruz. Tüm Kahramanmaraş'ın ve hemşehrilerimizin bu kurtuluş gününü yürekten kutluyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya kural temelli, kural bazlı küresel sistemin çöktüğü bir ana şahit olmakta. Özellikle küresel elitlerin 1945'ten itibaren, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurmaya çalıştığı bir düzenin bugün ve yine, küresel egemenlerin Davos buluşmasında tartıştıkları küresel gelecek tartışmalarına bakıldığında onların da o platformlarda itiraf ettikleri bir gerçek var: Artık kural bazlı bir küresel sistem çökmüştür ve bu çöküşün en somut örnekleri de Gazze'dir. Rusya-Ukrayna çatışmasını sürdüremeyen, Afrika'daki çatışmaları sürdüremeyen ve insanların, mazlumların her geçen gün zulme daha maruz kaldığı bir küresel dünyayı görüyoruz, küresel adaletsizliği görüyoruz. Bu dünyanın bu anlamda daha ileriye gidebilecek, söyleyebilecek bir sözü yoktur. Bu sistemin, küresel sistemin adil temelli yeniden kurulması elzemdir. Merhum Sezai Karakoç'un ifadesiyle "Geldik, çağı gördük ve ürperdik." tespiti çok yerinde bir tespittir. Bugün ahlakın askıya alındığı, hukukun seçici hâle geldiği, insan onurunun ortadan kaldırıldığı bir atmosferi yaşıyor insanlık.
Yine, Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in "Ey evlat, bunu hiç unutma! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır. Bugünkü refahı sömürgeciliği, döktüğü kanı ve çektirdiği acıları üzerine kuruludur." sözü bugün yaşadığımız tüm gerçekleri teyit etmektedir. Evet, kurmuş oldukları bu sömürge düzeni daha ileri gidemeyecektir, bunun sürdürülebilir imkânı bulunmamaktadır. Tüm burada, uluslararası küresel sistemin aslında yeni bir gelecek sunamadığını ifade eden Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler'de, Genel Kurulda, New York'ta yaptığı tüm tespitlerin de haklılığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Evet, dünya 5'ten büyüktür ve bu sistem sürdürülebilir bir hâlden uzaktır. Bugün Cumhurbaşkanımız liderliğinde Türkiye'nin ortaya koyduğu paradigma da işte dünyanın adil bir dünyaya ihtiyacı olduğu gerçeğidir ve bu anlamda çok güçlü bir diplomatik girişimler yapılmaktadır. Bugün Sırbistan Cumhurbaşkanı Sayın Vucic'in, dün yine Yunanistan Başbakanının, Sayın Cumhurbaşkanımızın Suudi Arabistan, Mısır ziyaretleri, yine Ürdün Kralının ziyaretleri ve bizim bu anlamda hem Rusya-Ukrayna krizinin çözümü noktasında hem Avrupa'nın güvenliğine yönelik tehditler açısından Türkiye'nin ortada durduğu yer, Balkanlar'dan Kafkaslar'a varıncaya kadar Türkiye'nin her zaman diplomaside bir huzurun, diplomaside her zaman insanlık adına kazanımları vurgulama yolundaki varlığı çok kıymetlidir, çok değerlidir ve Türkiye proaktif dış politika ve diplomatik girişimleriyle dünyaya bu anlamda önemli mesajları söyleyerek sürdürmektedir. İç cephemizi güçlendirerek, bölgeyi terörsüz bir bölge hâline getirerek dünyanın da daha küresel -adalet anlamında- adil bir dünya olması yolunda Türkiye çabalarını sürdürecektir.
Türkiye, işte, terörsüz Türkiye süreciyle ilgili ortaya koyduğu vizyon ve çalışmalarla, bin yıldır bu topraklarda düşüncesi, inancı ne olursa olsun Türk'üyle, Kürt'üyle, Alevisiyle, Sünnisiyle 86 milyonun bir ve beraber olduğu daha güçlü bir kardeşlik temelli gayretini sürdürmektedir. Biz kardeşliğimizi daha güçlendireceğiz, iç cephemizi daha güçlendireceğiz.
Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge demek. Terörsüz bölge, aynı zamanda küresel adaletin de sağlanması demek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Bu anlamda, Türkiye modeliyle hem kendi içerisinde birliğini daha da güçlendirmeye hem de dünyada "Türkiye modeli" olarak ortaya koyacağımız bu vizyonu, perspektifi güçlü bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün gerçekten Meclisimize yakışmayan bir tabloyu, demokrasimiz adına üzücü bir tabloyu hep birlikte gördük. Anayasa'da da demokrasinin temelinde de hep ifade edilen kürsü dokunulmazlığı demokrasinin en temel dokunulmazlık alanıdır. Her fikir söylenir. Elbette demokrasinin en temel unsuru muhalefettir ve muhalefet de itirazını kaba kuvvetle, şiddetle değil, sözle, eleştirilerle yapar. Her türlü fikrini ortaya koyma, demokrasinin bir gereğidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Eleştiri olmazsa zaten demokrasi olmaz ve bu eleştirilere müsamaha da demokrasinin bir gereğidir. Demokrasi bu anlamda müzakereyi müsamahayı ortaya koymaktır. Burada, Anayasa'dan kaynaklanan bir yetki ve görev icabı gelen 2 Sayın Bakana yönelik kürsünün işgal edilerek, kürsüde bu hakkın kullanılmasına yönelik engellemeler kabul edilemez. Dolayısıyla, bu anlamdaki kürsüye yönelik, kürsüde her şey konuşulur, herkes konuşur ama bu kürsünün bir dokunulmazlığı vardır. Kürsüde konuşulan ifadelerin, her türlü iradenin, her türlü beyanın da dokunulmazlığı vardır. Mecliste her şeyi konuşuruz, her türlü eleştiriyi yaparız, muhalefet yapar, iktidar kendi yaptıklarını savunur ve milletimiz de hakem olur. Milletimiz bir iktidara, bir de muhalefetin söylemine bakar sonra karar verir sandıkta ama bunun ötesinde bir engellemeye, fiili engellemeye, kürsünün engellenmesi, kürsünün bu konudaki dokunulmazlığına yönelik bir saldırı doğru değildir, kabul edilemez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Milletin temsilcileri olarak buraya gelen herkesin söz söyleme hakkı vardır, biz bunu çok değerli ve kutsal görüyoruz, bunu korumaya devam edeceğiz.
Yemin konusunda da tutanaklarla ilgili hususta her yeminde yemin metni tutanaklara yazılmamıştır. Burada 600 milletvekili de dâhil olmak üzere kürsüye çıkan işte Sayın Murat Emir çıkmıştır yemin etmiştir o kayda geçmiştir, yemin metni geçmemiştir, bakanlarımızın yeminlerinde de öyle. Bakın eski tutanaklara, bakanlar yemin eder "Yemin etti." diye geçer. Dolayısıyla, bu anlamda Anayasa'ya uygun bir şekilde yemin işlemi de tamamlanmıştır.
Yine, son olarak ifade etmek istiyorum. Demokrasi tahammül, demokrasi karşılıklı anlayış rejimidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Bu anlamda, kürsünün, demokrasinin daha da güçlenmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Umarız bu ve benzeri görüntüleri, Meclisimize yakışmayan bu görüntüleri bir daha görmeyiz.
Tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.