| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 60 |
| Tarih: | 12.02.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA KAMURAN TANHAN (Mardin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Cezaevlerinde bizleri izleyen tüm yoldaşlarımızı saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Biliyorsunuz, Ocak 2026 yılında Suriye'nin kuzeyine yani Rojava'ya yönelik askerî hareketlilik ve beraberinde gelişen toplumsal protestolar sürecinde halkın seçilmiş temsilcilerini ve siyasi parti liderlerinin ve kamuoyu bilgilendirme yükümlülüğü bulunan gazetecilerin dijital mecralardaki seslerinin erişim engelleme kararlarıyla sistematik olarak kesildiğini hep birlikte gözlemledik. Bu kapsamda 26 Ocak tarihinde DBP Eş Genel Başkanımız Keskin Bayındır'ın, benim hesabım ve önceki dönem HDP Milletvekili Ferhat Encü'nün X hesapları mahkeme kararıyla erişimi engellendi. Benzer bir şekilde Ekrem İmamoğlu'nun da Mayıs 2025 yılında erişime engellemişti ve temel gerekçe şu: Millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlemeyi tahrik gerekçeleri. Şimdi, bu kamu düzeni ya da bu mu millî güvenlik hiçbir taciz olayında, hiçbir tecavüz olayında, hiçbir soykırım, hiçbir işkence de devreye girmezken bizim attığımız bir "tweet"te devreye giriyorsa burada bir sorun vardır. Şunu ifade edelim: Halkın iradesini temsil eden milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve siyasi parti yöneticilerinin sosyal medya hesaplarının somut bir delil veya demokratik bir toplum düzeni gereklerini gözetmeksizin erişime engellenmesi sadece Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına veya Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilkelerine aykırı olmuyor elbette, aynı zamanda parlamenter temsil yetkisine ve halkın haber alma özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir.
Şimdi biraz karardan bahsetmek istiyorum. Ben bir "tweet" attım. Mersin'de siber suçlarda görevli İl Emniyet Müdürlüğü benim hesabıma erişimin engeli talep etmiş. Kim talep etmiş? Vural Çınar, müdür yardımcısı. Ne demiş? "Hesap kullanıcısının tespiti mümkün olamamış, aşağıda ekran görüntüsü olarak açılmış." Koskoca bir yalan; ismim, soy ismim, hangi dönemde nerede görev yaptığım tamamıyla yazılıyor. Şunu ortaya koyuyor: Ya bu beyefendinin okuma yazması yok ya da açıkça yalan söylemiş.
BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - O zaman nasıl memur?
KAMURAN TANHAN (Devamla) - Buradan ikinci sonucu çıkarıyoruz. Yine bununla bitmiyor tabii, aynı gün Mersin 4. Sulh Ceza Mahkemesine başvuruda bulunuyor, diyor ki: "Erişimini engelle." Ben Mardin Milletvekiliyim bu arada. Mersin 4. Sulh Ceza Mahkemesi talebi hiç incelemeden kabul etmiş. Hiç incelemeden diyorum çünkü talebin ekinde 63 sayfa var. Aynı gün, aynı saatte sen onaylarsan hiç incelemediğin anlamına geliyor. Neyse, itiraz ettik, herhâlde dedik Hâkime Hanım -kıdemine de baktım bayağı kıdemli bir hâkim- gözden kaçırmış olabilir, iş yükü çok fazla Türkiye'de hâkim ve savcıların, bu niyetle yaklaştık, itiraz ettik, dedik ki: Anayasa'nın 83'üncü maddesi, 46'ncı maddesi, Anayasa'ya olduğu gibi yazdık tabii ki. Anayasa'yı bilmeme hakkını da gözeterek dilekçeye Anayasa’nın ilgili maddesini de ekledik ama ne yaptı Hâkime Hanım? Hiç okumadan reddetti. Kararıyla Anayasa'yı bilmediğini karar altına almış oldu bu Hâkime Hanım, ismi de Ayşe Bozbuğa, sicili 100612. Hukukçu arkadaşlar bilir ne kadar kıdemli bir hâkim olduğunu. Neyse, bu da olabilir dedik, bir üst mahkemeye itirazda bulunduk, Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesine gitti. Ne oldu? Karar jet hızıyla reddedildi. Baktım, kararı kim vermiş? TÜGVA torpilli, 2017'de stajyer avukat, 2018'de hâkim, 2021'de terfi. İşte, bu hâkim bey benim kararımı reddetti ve hiçbir gerekçe sunmadılar. Sonra, TÜGVA'yı görünce biraz daha araştırdım -bunların Googledan ismini yazınca hemen çıkıyor- ne diyor? TÜGVA'nın paralel devlet yapılanması ve torpille atama haberine erişim engeli getirdi aynı hâkim. Bu kişi TÜGVA'nın torpil listesinde adı olan ve torpili olan hâkim Muhsin Kadir Yılmaz. İşte, adaletin geldiği nokta bu Türkiye'de. Az önce bir Baro Başkanımız, Milletvekilimiz dedi ki: "Kurumlarımız işliyor, kurumlarımızı karalama amacıyla bu önergeyi verdiniz." Ya, kurumlarınız kalmadı, kurumların hepsinin içini boşalttınız, kurum kalmadı. (DEM PARTİ, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)
Yine, gerçi iyi kötü bizim bir Adalet Bakanımız vardı, her seferinde "Türkiye bir hukuk devletidir." diyordu. Ben de şunu ifade edeyim: Artık birilerinin bir hukuk devleti olduğunu, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu söylemesi lazım. Sayın Tunç'a da burada bir selam göndermek istiyorum. Lütfen bizi unutmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
KAMURAN TANHAN (Devamla) - Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu ara ara siz sosyal medyada olsa dahi ifade edin. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü Türkiye'de mutluluğun resmi çekildi dün akşam ve yine bu kürsüden "Biz de oradaydık, onur duyuyoruz." dedik.
Yüz elli yıla yakın bir Meclisin tarihinde görülmemiş bir fotoğraf. Benim bir önerim olacak: Bundan sonra atayacağınız bakanlıklarda bu kürsüyü Grubunuza götürün, hiç bu tür fotoğraflar ortaya çıkmamış olur, bu ülkeyi de rezil etmemiş olursunuz. (DEM PARTİ, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar) Çok somut. Vallahi itiraz etmeyeceğiz, kürsüyü alın, Grubunuzda bakanlarınız yemin etsin; biz de itiraz etmeyelim.
Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen tüm yoldaşlarımızı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (DEM PARTİ, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)