| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 60 |
| Tarih: | 12.02.2026 |
AYKUT KAYA (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulumuzu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Mevzuata aykırı yolcu taşımacılığıyla mücadele edilmesi hem kamu düzeni hem de kurallara uygun şekilde faaliyet gösteren esnafın korunması ve vatandaşlarımızın daha güvenli seyahat imkânına kavuşturulması açısından önemlidir. Ancak caydırıcılık sadece ceza miktarını artırmakla sağlanmaz. Caydırıcılık, düzenli denetimle, uygulamada eşitlikle ve idarenin keyfîlikten uzak durmasıyla mümkün olur. Denetimler süreklilik arz etmiyorsa, cezalar herkes için uygulanabilir değilse, bağlandığı müeyyide hakkaniyete dayanmıyorsa, ulaşım altyapısı yetersizse ceza ne kadar yüksek olursa olsun çözüm olmaz. Ulaşım altyapısı yetersizliğine Antalya'mızdan bir örnek vermek istiyorum, 2016 yılında yapımına başlanılan Alacabel Tüneli aradan geçen on yıla rağmen hâlâ ulaşıma açılamamıştır. Konya-Seydişehir-Manavgat hattı üzerinde bulunan bu güzergâh özellikle kış aylarında yoğun kar ve olumsuz hava şartları nedeniyle sürücüler için âdeta bir çile yoluna dönüşmektedir. Bu hatta sık sık kazalar yaşanmakta, vatandaşlarımız yollarda mahsur kalmakta ve ciddi mağduriyetler oluşmaktadır. Alacabel Tüneli tamamlandığında sürücülere otuz ila kırk beş dakika zaman kazandıracak, can ve mal güvenliğini artıracak, yakıt tasarrufu sağlayacak, hem vatandaşımız hem de ülke ekonomimiz kazanacaktır. Yıllardır atıl durumda kalan bu tünelin 2026 yılının sonunda tamamlanacağı yönünde kamuoyuna söz verilmiştir ancak açıkça ifade etmek isterim ki sadece tünelin açılması yeterli değildir. Tünelin çıkış tarafında Akseki ilçemize bağlı Ceceler Mahallesi'nden Cevizli yol ayrımına kadar olan yaklaşık 10 kilometrelik bağlantı yolunun da eksiksiz şekilde tamamlanması zorunludur. Bağlantı yolları bitirilmeden bu güzergâhın rahat, güvenli ve verimli bir şekilde kullanılması mümkün değildir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından Alacabel Tüneli'nin ve bağlantı yollarının 2026 yılı sonuna kadar tamamlanmasını hemşehrilerim adına talep ediyorum.
Geçtiğimiz afette Kemer ilçemize bağlı Çamyuva Mahallemizde bulunan Sarıören Deresi'nin taşması sonucunda yaklaşık 200'e yakın ev ve iş yeri su altında kaldı. Bu dere yoğun yağışlarda ne yazık ki sürekli taşkın problemi yaşıyor. Sarıören Deresi'nin yaklaşık 2 kilometrelik hattında 600 metrelik bölüm kapalı kesit olarak yapılmış durumda. Oysa kanunda açık derelerin kapatılmayacağı açıkça belirtilmiştir. Bu kapalı kısmın yeniden açılması gerekmekte, ayrıca derenin denize döküldüğü noktaya mendirek yapılması şart. Açık denizden gelen büyük dalgalar dereden gelen suyu geriye basıyor ve taşkın riskini arttırıyor, yapılacak mendirek bu sorunun önüne geçecektir. Tarım ve Orman Bakanlığının DSİ'yi harekete geçirerek burada gerekli adımları atmasını Kemerli hemşehrilerim adına talep ediyorum.
Yine, Kemer ilçemizin Göynük Mahallesi'nde Ahu Ünal Aysal Caddesi'nden geçen Domuzluk Deresi'nde yoğun yağışlarda yaşanan taşkınlar nedeniyle çevredeki tesisler, dükkânlar ve konutlar zarar görmektedir. Mevcut menfezlerin yetersiz kalması nedeniyle dere taşmakta, ulaşım aksamakta ve maddi kayıplar yaşanmaktadır. Bu nedenle, DSİ tarafından daha geniş kapasiteli menfezlerin inşa edilmesi ve dere yatağının taşkın riskini azaltacak şekilde ivedilikle ıslah edilmesi gerekmektedir.
Konyaaltı ilçemizin Çakırlar Mahallesi'nde TOKİ'nin ihalesini yaptığı ve 18 binden fazla vatandaşımızın yaşayacağı büyük ölçekli bir proje planlanmaktadır. Ancak zemin etütleri, jeoteknik raporlar ve taşkın analizleri tamamlanmadan ihaleye çıkıldığı anlaşılmaktadır. Projeye ilişkin "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiş olması da ciddi bir soru işaretidir. Bu büyüklükte bir projede zemin ve taşkın risklerin yeterince incelenmemesi kabul edilemez. Antalya'da en büyük hasarların taşkın ovalarında yaşandığı bilinmektedir; en son yaşanan afette bunu hep birlikte gördük. Bu riskler ortadayken gerekli değerlendirmelerin yapılmaması kaygı vericidir. Bursa Lalaşahin'de zemin sorunları nedeniyle blokların yıkıldığını, Gaziantep Şahinbey'de de dere yatağındaki konutların sel riski nedeniyle boşaltıldığını gördük; aynı hataların Antalya'da yaşanmasını istemiyoruz. Ayrıca, 18 bin kişinin yaşayacağı bu alanın ulaşım ve altyapı planlaması da net değildir, trafik yükü ve şehirle entegrasyon önceden planlanmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
AYKUT KAYA (Devamla) - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından zemin değerleri ve taşkın riski gözetilmiş alternatif bir alanda bu projenin hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Biz konuta karşı değiliz, sağlam zeminde ve doğru planlamayla yapılmasını istiyoruz.
Yine, Finike ilçemizin Boldağ Mahallesi Gökliman mevkisinde bir madencilik faaliyeti yapılmak istenmektedir. Projenin yapılmak istendiği alan deniziyle, yeşiliyle ve doğal yapısıyla âdeta cennetten bir köşedir. Böylesine estetik ve doğal değeri yüksek bir bölgede madencilik yapılmak istenmesini kabul etmek mümkün değildir, çevreye ve insan sağlığına birçok olumsuz zararı olacaktır; oradaki, Gökliman Koyu'ndaki tesisler de etkilenecektir. Ben, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından Finike'mize yapılacak bu projenin iptal edilmesini Finikeli hemşehrilerim adına talep ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)