| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 62 |
| Tarih: | 18.02.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA SEMRA ÇAĞLAR GÖKALP (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dikkatinize sunmuş olduğumuz bu araştırma önergesi istatistiklerin değil milyonlarca çocuğun hayatının, geleceğinin ve onurun meselesidir.
2025 yılı verileri göstermektedir ki çocuk yoksulluğu artık geçici bir sosyal sorun değil yapısal ve derinleşen bir krizdir. Ailesinin yanında en temel ihtiyaçları karşılanamayan ve ailesinden kopma riskiyle karşı karşıya olan 182 bini aşkın çocuk, elektrik faturasını ödeyemediği için karanlıkta kalan 2,5 milyon hane, genel sağlık sigortası prim borcu sosyal yardımlarla karşılanan 8 milyondan fazla yurttaş; tüm bu veriler bize şunu gösteriyor: Yoksulluk yönetiliyor ama ortadan kaldırılmıyor. Çocuk yoksulluğu yalnızca gelir eksikliği değildir; yetersiz beslenmedir, okula aç gitmektir, dikkatini toparlayamayan bir çocuğun başarısız ilan edilmesidir, ruhsal ve bilişsel gelişimden geri kalmasıdır, erken yaşta çalışmaya zorlanmasıdır, şiddet ve istismar döngüsüne daha açık hâle gelmesidir. Bu tablo nesiller arası yoksulluğun yeniden ve yeniden üretilmesidir. Buradan açıkça ifade etmek isterim: Devlet okullarında en az bir öğün ücretsiz ve dengeli yemek sağlamak bir sosyal yardım politikası değil temel bir çocuk hakkıdır. Beslenme hakkı eğitim hakkının ayrılmaz parçasıdır. Yetersiz beslenmenin akademik başarıyı, dikkat süresini ve psikososyal gelişimi doğrudan etkilediği bilimsel bir gerçekliktir. 21 Şubat Dünya Anadili Günü yaklaşırken şu gerçeği de bu kürsüden ifade etmek zorundayız: Ana dilinde eğitim hakkı tanınmadan eğitimde eşitlikten söz edilemez. Ana dili Türkçe olmayan çocuklar daha okulun ilk gününden itibaren görünmez bir eşitsizlikle karşı karşıya kalmaktadır. Anlamadığı bir dilde eğitim almak zorunda bırakılan çocuk yalnızca pedagojik değil aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir dışlanma yaşamaktadır. Bu durum, özellikle yoksul hanelerden gelen çocuklar için derinleşen bir dezavantaja dönüşmektedir. Çocuğun dili ve kimliği yok sayıldığında eğitim hakkı biçimsel olarak var olsa da içerik olarak eksik kalır. Yoksullukla mücadele ancak çocuğun kendi ana dilinde öğrenme hakkının güvence altına alınmasıyla gerçek bir eşitliğe dönüşebilir. Çocukların kaderi ailelerinin yoksulluk sınırına hapsedilemez ancak mesele yalnızca beslenme değildir. Mevcut sosyal ve ekonomik destek sistemi başvuruya dayalı geçici ve bürokratik engellerle doludur. Oysa biz hak temelli, öngörülebilir ve otomatik işleyen bir çocuk temel modelini tartışmak zorundayız. Her çocuğun insan onuruna yaraşır yaşam hakkı vardır. Bu hak lütuf değil, anayasal bir sorumluluktur.
Değerli milletvekilleri, engelli çocuklar söz konusu olduğunda tablo daha da ağırlaşmaktadır. Engelli bir çocuğun bulunduğu hanelerde yoksulluk oranı daha yüksektir çünkü bu aileler hem bakım yükü hem de artan sağlık ve eğitim giderleriyle karşı karşıyadır. Erişilebilir okul eksikliği, rehabilitasyon hizmetlerine sınırlı erişim, özel eğitim desteklerinin yetersizliği engelli çocukları çifte dezavantajla karşı karşıya bırakmaktadır. Yoksulluk engelli çocuklar için yalnızca maddi yoksulluk değil, toplumsal dışlanma, eğitimden kopuş ve yaşam boyu bağımlılık riskidir.
Biz diyoruz ki: Engelli çocuklara yönelik bakım destekleri artırılmalı, evde bakım aylıkları insanca yaşam düzeyine çıkarılmalı, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri ücretsiz ve erişilebilir hâle getirilmelidir. Okullarda erişilebilirlik standartları eksiksiz uygulanmalı, dezavantajlı bölgelerde rehberlik ve psikososyal destek hizmetleri güçlendirilmelidir. Sağır çocuklar için işaret diline ana dili statüsü verilmelidir çünkü eşitlik aynı muameleyi yapmak değil, farklı ihtiyaçlara göre adil politika öğretmektir.
Sayın Milletvekilleri; çocuk yoksulluğunun bölgesel dağılımı il ve ilçe bazında ortaya konulmalı; eğitim, sağlık, beslenme ve barınma göstergeleriyle entegre bir veri sistemi oluşturulmalıdır. Yerel yönetimler ile merkezî idare arasında eş güdümlü özel bütçeli müdahale programları hayata geçirilmelidir. Kadın istihdamını artıracak çocuk bakımı destekleri yaygınlaştırılmadan, sosyal yardımlar istihdam politikalarıyla entegre edilmeden bu döngü kırılamaz. Yüz milyarlarca liralık bütçeye rağmen çocuk yoksulluğunun artıyor olması, politika tasarımının köklü biçimde gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu mesele yalnızca bugünün değil, ülkenin geleceğinin meselesidir. Aç bir çocuğun olduğu bir yerde güçlü bir gelecekten hiç kimse buradan söz edemez. Bu nedenle çocuk yoksulluğunun nedenlerinin ve sonuçlarının çok boyutlu biçimde incelenmesi, hak temelli kalıcı ve sürdürülebilir sosyal politikaların geliştirilmesi için Meclis araştırma komisyonu açılmasını bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluk olarak görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEMRA ÇAĞLAR GÖKALP (Devamla) - Teşekkürler.
Gelin, bu sorumluluğu hep birlikte üstlenelim çünkü her çocuk kendi diliyle öğrenmeyi, onurlu yaşamayı ve eşit bir geleceğe yürümeyi hak ediyor, diyor, buradan Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)