| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 62 |
| Tarih: | 18.02.2026 |
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Batman) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar İle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hakkında görüşlerimi sizlerle paylaşacağım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Parlamentoya getirdiği her kanun gibi bu kanunu da temel kanun olarak görüşmemizi istiyor. Neden? Gerçek anlamda bir kanun görüşmesi yapmak istemiyor. Kastettiğim şu: Şimdi, kural İç Tüzük'ün 81'inci maddesinde düzenlenmiş yani bir kanun nasıl görüşülecek? Kanun teklifi Genel Kurula geldiğinde o kanunun tümü üzerinde her grup yirmişer dakika konuşacak, arkasından her maddeyle ilgili her grup onar dakika konuşacak. Yine, 7 tane değişiklik önergesi verebilecek milletvekilleri ve gruplar, bunun içerisinde Anayasa değişikliği önergeleri de dâhil. Ama, Adalet ve Kalkınma Partisi kanunları böyle görüşmek istemiyor, başka bir şekilde görüşmek istiyor, nasıl görüşmek istiyor? Temel kanun olarak. Eğer temel kanun olarak görüşülürse ne olacak? İşte, bugün yaptığımız gibi olacak; geneli üzerinde bir yirmişer dakikalık konuşma olacak, ondan sonra grubu olan siyasi partiler, sadece grubu olan siyasi partiler birer değişiklik önergesi verecek ve bu değişiklik, usulen verilmiş bu değişiklik önergeleriyle beşer dakika konuşulabilecek. Hani, şimdi, milletvekillerimiz çıkıp sözün başında şöyle bir cümle kullanıyor ya: "Şu kanunun şu maddesi üzerine söz almış bulunuyorum." Böyle bir şey yok. Aslında grup adına hiçbir milletvekili hiçbir kanunun hiçbir maddesi üzerine söz alamıyor temel kanun olarak görüştüğümüz için. Usulen bir değişiklik önergesi veriyoruz ve beş dakika süreyle bunun üzerine konuşabiliyoruz. Eğer temel kanun değil de 81'e göre her kanunu görüşseydik, hiçbir değişiklik önergesi vermeden her grup onar dakika, her madde üzerine konuşabilecekti. AKP her zaman böyle değildi. Bakın, bu Parlamento 1.500 maddelik... Adalet ve Kalkınma Partisi 550 milletvekilinin 340'ıyla temsil edilirken 1.500 maddeli Türk Ticaret Kanunu'nu bu Parlamentodan bir haftada geçirdi. Nasıl yaptı bunu? Oturdu, o zamanki muhalefet partileriyle görüştü, komisyonda anlaştı, Parlamentoda anlaştı, her maddeyle ilgili görüşlerini aldı ve bir hafta içerisinde bu Parlamentoda 1.500 maddelik kanunlar görüşüldü, yürürlüğe konuldu. Türk Medeni Kanunu da böyledir, Borçlar Kanunu da böyledir. Adalet ve Kalkınma Partisi bir zamanlar bu Parlamentoda muhalefetle birlikte kanun yapıyordu ama bunu tamamen terk etmiş durumda.
Bunu niye söylüyorum? Bakın, şu anda görüştüğümüz bu Milli Parklar Kanunu ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi var ya; tümü üzerinde dün görüşmeler yapıldı, bölümler üzerinde görüşmeler yapıldı, muhalefet partileri kaygılarını dile getirdiler. "Siz 'İşlettirilir.' diyorsunuz. Kastınız ne? Gidip üçüncü kişilerin işletmesine mi açacaksınız? 'Acil durumda, olağanüstü durumda şunun şunun yapılmasına izin verilir.' diyorsunuz. Ne yapacaksınız? Enerji hatlarını mı geçireceksiniz, doğal gaz hatlarını mı geçireceksiniz veya su hatlarını birilerine mi satacaksınız, işlettireceksiniz? Bu konuda kaygılarımız var." dediler. Tek bir uzlaşmaya varılamadı tek bir konuda. Oysa siyasi iktidar dün burada söylediği görüşlerinin arkasındaysa konuşarak bu meseleyi çözebilirdi ama böyle bir şey yok, böyle bir kaygı yok, muhalefetle ortaklaşma yok.
İkinci anlatmak istediğim şey şu: Şimdi, Parlamentoda önemli sayıda hukukçu var ve bir hukuk ilkesi var: Normlar hiyerarşisi. Bu normlar hiyerarşisine göre, norm basamakları var; en üstte Anayasa var, sonra kanunlar var, sonra kanun hükmünde kararnameler, sonra tüzükler, yönetmelikler, genelgeler. Hiçbir düzenleme normlar hiyerarşisine göre, kendi üzerindeki norma aykırı hükümler içeremez yani genelge yönetmeliğe aykırı olamaz, yönetmelik tüzüğe aykırı olamaz, tüzük kanun hükmünde kararnamelere, kanuna aykırı olamaz, kanun hükmünde kararname ve kanunlar da Anayasa'ya aykırı olamaz.
Şimdi, bu yeni sistemde bir kural daha var: Cumhurbaşkanlığı kararnamesi. Bu Cumhurbaşkanlığı kararnamesi tam olarak bu normlar hiyerarşisinin neresinde bilinmiyor. Neden bilinmiyor? Çünkü bu ülke Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve genelgelerle yönetiliyor. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini bırakın, bir genelge bile bütün normların üzerinde. Cumhurbaşkanlığı bir tasarruf tedbirleri genelgesi yayınlıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan müsaade ederseniz.
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Devamla) - Bu genelgeye göre, bir belediye Cumhurbaşkanlığından veya bakanlardan izin almadan bina yapamaz, bina kiralayamaz, tadilat bile yapamaz, araç satın alamaz, araç kiralayamaz, hatta daha ilerisini söyleyeyim, gazete almasını bile yasaklıyor belediyelerin. Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle, bir belediye bu kadar tahakküm altına alınabilir mi? Diyeceksiniz ki: "Bu kanunla ilgisi ne?" Bu kanunla ilgisi şu, bakın, teklif sahipleri, diyor ki bize genel gerekçede: "Cumhurbaşkanlığının şu tarih, şu sayılı kararnamesiyle Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı olan bu Milli Parklar Genel Müdürlüğü yeni bir statüye kavuşturuldu. Bu statüye göre biz düzenleme yapıyoruz." Ya, gözümüzün içine bakarak diyor ki: "Sizin yaptığınız kanunların önemi yok. Ben bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bu kamu kurumlarına yeni görevler ihdas ediyorum, siz de benim kararnamelerime göre kanun yapın." Kanunla mı yöneteceksiniz bu ülkeyi, yoksa kararnamelerle mi diye bir karar vermeniz lazım diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)