GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:62
Tarih:18.02.2026

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin 5'inci maddesi üzerine söz almış durumdayım.

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir: Millî parklar ülkemizin koruması gereken en büyük değeridir, hem ekonomik değer olarak böyledir hem coğrafi değer olarak böyledir ve maalesef bu teklif bizde bir ürküntü meydana getirmiştir. Bu düzenlemeyle birlikte Millî Parklar Genel Müdürlüğünün gayrimenkul ve işletme portföyüne sahip koca bir ticari holdinge dönüşme ve buradan oluşacak ticaretin imtiyaz devirleri aracılığıyla belirli yerlere aktarılacağına dair kuvvetli bir kaygı oluşmuştur. Peki, sizce masum gözüken böyle bir teklif bizde niçin böyle bir kaygıya dönüşüyor? Çünkü dönüp İstanbul Boğazı'na bakıyoruz, orada bırakın silüetin bozulmasını, Boğaz'ın tamamen yok edildiği bir fotoğrafı görüyoruz. Dönüp İstanbul'a bakıyoruz, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesiyle Rabb'imizin sizi affetmesini diliyoruz çünkü İstanbul'a ihanet edenlerin arasında bizzat Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle siz de varsınız. Dönüp bir şekilde yangın çıkan orman alanlarına dikilen ticari otellere bakıyoruz ve dönüp aynı şekilde yağmalanan sahillere bakıyoruz. Bütün bunlara baktığımızda, sadece ülkemize değil, sadece 85 milyon insana değil, bu iklim krizinin eşiğinde veya içinde bütün insanlığa ait olan bu millî parkların ticari bir metayla peşkeş çekileceğine dair kaygımız artıyor. Hele bu maddede petrol, doğal gaz boru hatları, elektrik iletim hatları, trafo, haberleşme, su, temel su, atık gibi diğer altyapı yatırımlarının bu alanlara giriyor olmasının nasıl bir fayda getireceğinden çok nasıl bir peşkeş ve yağmaya dönüşeceği endişesi içerisindeyiz. Buradaki içme suyu teminiyle ilgili madde ise özellikle Bursa özelinde içme suyu kaynaklarının ticarileşmesi, birçok şehirde içecek su bulunamıyorken şişelenmiş suların vatandaşa yüksek bedellerle satılması yönündeki örnekleri bize hatırlatıyor ve burada planlara uygunluk, mutlak koruma, zaruret ya da kamu yararı gibi ifadelerle ambalajlanmış, aslında ciddi bir yağma tehdidi ve riski altında olduğunu düşünüyoruz.

Bu görüşmeler münasebetiyle millî parklarımızın ve doğal varlığımızın iki önemli güzelliğine dikkat çekmek istiyorum. Defalarca kez burada konuşmalarda bulundum, Göksu Deltası maalesef her yıl yangın adı altında giderek tarım alanlarına dönüştürülüyor. Ramsar Sözleşmesi koruması altında bulunan kuş cenneti yeterince korunamıyor, binlerce kuş ve balık telef oluyor, sazlık alanlar tarım alanına dönüştürülüyor ve maalesef bununla etkin bir şekilde mücadele edilemiyor.

Diğer bir konu ise Afyon İl Başkanımız Sayın Alper Kocatürk tarafından aylardır gündemimizde tutulmaya çalışılan Afyon'daki Eber Gölü'dür. 147 kuş türünün üreme ve yaşama alanı olan bu gölün bugün içinde bulunduğu durum âdeta bir vicdan sınavıdır. Gökyüzünü kanat sesleriyle dolduran, kıyılarında yaşamın nabzını artıran o doğal güzellikten geriye şu anda bir sessizlik kalmıştır. Kuşlar yok oldu, sular çekildi, gölde balık kalmadı ve bununla etkin bir mücadele ve politika da ortada yok. Bu bir tesadüf sonucu ortaya çıkan bir tablo değil. Sultan Dağları'ndan ve Akarçay havzasından gelen suların önü kesiliyor, göle ulaşmadan sular kayboluyor, tarımsal sulamada kontrolsüz ve plansız su kullanımı gölün can damarlarını kurutuyor, gölet ve baraj projeleriyle doğal akış bozuluyor ve göl yüzyıllardır beslendiği doğal kaynaklardan koparılıyor. Göl sadece susuz bırakılmakla yetinilmiyor, Çobanlar ve Sinanpaşa ilçelerinin kanalizasyon atıkları doğrudan göle akıtılıyor. Her yıl çıkan sazlık yangınları ise tahribatı daha da derinleştiriyor ve biyolojik çeşitlilik yok edilirken kuşların göç yolları tehdit altında büyük bir bozulmayla karşı karşıya kalıyor. Eber Gölü bugün alarm veriyor. Bunun için mücadele eden başta Sayın Önder Çiftçi olmak üzere Afyonlu bütün vatandaşlarımıza yanlarında olduğumuzu, Eber Gölü'nün yaşam savaşında bizim de onların hem Genel Kurulda hem ulusal gündemde sesi ve soluğu olmaya çalışacağımızı ifade etmek istiyorum. Eğer bu gidişata "Dur!" demezsek yarın konuşacak bir gölümüz kalmayabilir ve bu, sadece doğal bir süreç değil, ciddi bir planlama, yönetim ve sorumluluk hatasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, buyurun.

MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Millî Parklar Kanunu üzerine konuşuyorsak bugün, doğayla uyumlu, bilimsel ve kamusal bir anlayışla millî parkları ticari bir rant alanı olarak değil, doğal alanlar olarak gören, betonla, rantla ya da kısa vadeli ekonomik çıkarlara feda eden bir anlayışla bu süreci yönetemeyeceğimiz açıktır. Tıpkı millî parklara yaklaşım gibi Eber Gölü'nün de korunmasının bugün sadece Afyonlular değil, hepimizle ilgili bir sorumluluk alanı olduğunu ifade etmek gerekiyor ve millî parklar içerisindeki işletme alanlarının yenileneceği gibi bir söylemin maalesef gerçeği yansıtmadığı, buralardaki ticari portföyün büyütüleceği ve buralara yeni ticari portföylerinin katılacağı yönündeki endişelerimizi ifade ediyor, bu kanuna "hayır" oyu vereceğimizi ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)