| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 63 |
| Tarih: | 24.02.2026 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyoruz.
Mutat olduğu üzere burada haftalık gündeme dair değerlendirmeler yapılıyor ve biz hiçbir hafta olmuyor ki Türkiye'de hukuk, adalet, özgürlük alanlarına dair sorunları burada ifade etmek durumunda kalmayalım. Bu hafta da birçok başlık söz konusuydu ama gazeteci Alican Uludağ'ın gazetecilik faaliyeti nedeniyle Cumhurbaşkanına alenen hakaretten tutuklanmış olması, gerçekten basın özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün artık tamamen ortadan kalktığı bir duruma işaret ediyor. Üstelik bu hafta yani geçtiğimiz hafta Mecliste komisyon üyesi partilerin neredeyse oy birliğiyle ve büyük bir çoğunlukla bu konulara vurgu yapan bir düzenleme henüz yenice yayınlanmış idi. Gerçekten savcıların Cumhurbaşkanına hakaret ve bununla da yetinmeyerek Cumhurbaşkanına tehdit suçlarını nasıl tasnif ettikleri ve bu tasnifin gerçekten Cumhurbaşkanının şahsi manevisini mi koruduğu yoksa ülkedeki hukuk, adalet, özgürlük açığını çarpıcı bir şekilde mi ortaya koyduğu konusunda bir muhasebeye davet ediyoruz. Tabii, Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek görevine başladı, memleketimiz için hayırlı olsun dedik her ne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul yargı çevresi pratiği bu konuda bizi kaygılandırıyor olsa da. Adalet Bakanlığı kendisinde ifadesiyle 86 milyona hizmet vermeyi hedefleyen bir birimdir, bir bakanlıktır ve ülkemizde hukuka, adalete ve yargı faaliyetlerine güvenin ne kadar düşük seviyelere gerilediği de ortadadır. Tabii ki pratikten gelen bir Sayın Bakanın öncelikle pratikte gördüğü hukuk, adalet, özgürlük alanındaki zorlukları ifade etmesi beklenirdi ama Sayın Bakan ilk tercihini savunma hakkının kısıtlanması yönündeki bir konuyu gündeme getirerek kullanmıştır ve maalesef bu kaygıları ve bu endişeleri teyit etmiştir. Tabii, İstanbul yargı çevresi içerisinde ve bizzat kendisinin yargı mensubu olduğu dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir Bakanın savunma hakkını kısıtlarken AİHM kararlarına referans vermesi de ancak Türkiye ölçeğinde yaşanabilecek bir ironi olabilirdi. Sayın Bakan savunma hakkının kısıtlanması hususunu değerlendirirken AİHM kararlarına referans vermiştir.
Sayın Başkanımız, siz Adalet Bakanlığı yaptınız, Mecliste avukatlık mesleği her zaman kuvvetli bir şekilde temsil edilen bir meslek oldu ve AK PARTİ sıralarında da avukatlık mesleğini yapan çok kıymetli hukukçu arkadaşlar var. Buradan Sayın Gürlek'e savunma mesleğini geliştirecek yerde geriletecek bir adımı atmasını aklından dahi geçirmemesini tavsiye ediyoruz. AK PARTİ'li arkadaşlardan, bir gün herkesin bir avukata ihtiyacı olacağı inancından hareketle, zaten meslek onuru açısından oldukça örselenmiş, silahların eşitliği ilkesinden uzak bir yere itilmiş, adliyelerde hâkim ve savcılarla görüşme imkânı elinden alınmış, çok sayıda meslek mezununun piyasadaki varlığı nedeniyle mesleki kaygıların çok gerilediği bir meslek hâline dönüşmüş avukatlık mesleğinin bir de görüş hakkının kısıtlanarak savunma hakkında yeni bir gedik açılmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade etmek istiyoruz.
Sayın Başkanım, geçen hafta yaşanan gelişmelerden biri de ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin Türkiye'yi de içine alacak bir şekilde, Tevrat'taki bir ibareye atıfta bulunarak Nil'den Fırat'a tüm toprakların İsrail'in hakkı olduğuna dair beyanatı oldu. Doğrusu, bir büyükelçi deyip geçebilirdik ama Trump'ın ekibinden buraya özel olarak belirlenmiş bir isim; kendisi bir Evanjelik ve Hristiyan Siyonist. Bu yaptığının bir dil sürçmesi değil, bir politik tutum olduğunu ortaya koymamız, tespit etmemiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kısım başka devletlerle birlikte ortak bir açıklamaya imza attı ama ben bunun yetersiz olduğunu düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ekmen, lütfen tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Türkiye Büyük Millet Meclisinde "Bir büyükelçidir, muhatap alınır mı alınmaz mı?" kaygısına girilmeden, Sayın Trump'ın düzeltme yapmadığı bir dönemde, Türkiye hariciyesinin büyükelçiyi Bakanlığa davet ederek açıklama istemesinin, Gazze Barış Kurulundaki rolümüzün gözden geçirilmesinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konuda ortak bir tutum ortaya koymasının gerekliliğini düşünüyoruz çünkü maalesef, bir soykırımın ardından İsrail'in bölgedeki bütün ülkelere yönelik saldırganlığının Amerika tarafından tolere edilmek bir yana, açıkça desteklendiği bir dönemin içerisindeyiz. Böyle bir dönemde bunu bir büyükelçinin Evanjelist ya da Hristiyan Siyonist bir açıklaması olarak göremeyeceğimizi ve geçiştiremeyeceğimizi düşünüyorum.
Sayın Başkanım, bu hafta Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan "Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek Projesi"ni açıkladı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ekmen, lütfen tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bu projeyi gördüğümüzde hemen aklımıza 2018 yılında açıklanan ve ailelere 300 koyun verilmesini vaadeden projenin sonuçlarını merak ettik ve kayıtlara baktığımızda dönemin Bakanının görev süresi sona erdiğinde bu projenin de rafa kaldırıldığını görüyoruz. Türkiye gerçekten sadece küçükbaş değil, büyükbaş hayvancılıkta da çok ciddi bir çöküşün içerisinde. Bunun birçok sebebi var ama en önemli sebeplerinden biri şüphesiz ithalat politikalarıdır. Büyükbaş hayvancılıkta Türkiye âdeta bir ithalat cennetine dönmüştür. 3-4 dolara karkas eti olarak ithal edilen ürünler Türkiye'de iç piyasaya ortalama 17-18 dolardan servis edilmektedir ve bu ithalat politikası da maliyetleri azaltan bir unsur olamamaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ekmen, son kez uzatıyorum, lütfen tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bugün Türkiye'de ortalama et fiyatı 21,5 dolar iken, bunun Bulgaristan'da 13,2 dolar, Yunanistan'da 15,2; Gürcistan'da 9,7; savaş ortamında ki Suriye'de ise 12,1 dolar olduğunu görmekteyiz. Öncelikle ithalat politikalarına son verilecek, daha sonra da hayvancının, davarcının girdi maliyetleri desteklenecek. Peki, dün açıklanan proje bir işe yarayacak mı? Türkiye 81 ilden ibaret ve bu 81 ilde bu projede ortalama 20 davarcıya destek verilebilecek yani 1.500 aileye destek verilecek. 150 bin hayvan söz konusu, 100'e bölündüğünde 1.500'e geliyor, il başına 20. Allah aşkına, bu mübarek ramazan gününde milletin aklıyla dalga geçmeyi bırakın, Türkiye'de davarcıyı, çiftçiyi, hayvancıyı gerçek anlamda destekleyecek projeleri ortaya koyun diyorum.
Teşekkür ediyorum.