| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 63 |
| Tarih: | 24.02.2026 |
HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi, geçtiğimiz cumartesi günü Dünya Ana Dil Günü'ydü. Bu vesileyle "..." (*) diyerek başlamak istiyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Mecliste kurulan Demokrasi Komisyonun hazırladığı ve kamuoyuna sunduğu ortak rapor mevcut sorunu Kürt sorunu olarak tanımlamamakla beraber, Kürt halkının değerlerini, dilini ve kültürünü güvenlik ve terör parantezine sıkıştırarak asıl sorunu ıskalamaktadır. Yüz yıllık devlet aklının Kürt halkını ve değerlerini güvenlik başlığı altında kriminalize ve inkâr etmesi çatışmalı ortamın oluşmasının ana nedenidir. Sorunu doğru teşhis etmek bu bağlamda çok önemlidir. Bu sorun bir kimlik sorunudur, bu sorun bir kültür sorunudur, bir demokrasi sorunudur, bu sorun özü itibarıyla Kürt sorunudur. İktidarın çözüm sürecinde Kürt meselesini ele alma ve çözüme ulaştırma iradesinin çok gerisinde bir raporla bu süreci bir terör başlığı altına indirgemesi toplumsal tepkilerin oluşmasına neden olmakta ve sürece olan güveni azaltmaktadır. Sadece sorunun doğru tespiti değil, aynı zamanda sürecin toplumsallaştırılması gereken bir aşamada Kürt sorununun adını dahi koyamamak realiteyle yüzleşmekten kaçınmak anlamını taşımaktadır. Çözüm sürecinde bedenini taşın altına koyacağını iddia edenlerin gelinen noktada yüz yıllık devlet aklıyla, aynı ezberlerle süreci götürmeye çalışması doğru değildir. Tabii ki Kürt sorununun çözümü adına verilen kararlılık mesajları ve yine raporda yer alan sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri ve demokratikleşmeyle ilgili öneriler kıymetli ve yerindedir fakat ortak yaşam ve eşit yurttaşlık temelinde oluşturulmak istenen bu yeni dönemde hakikatlerimizi görmezden gelmek, sorunları ve mevcut realiteyi kabul etmemek sürecin sonuca ulaşması bağlamında bazı sorunlara neden olacaktır.
Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 Şubatta deklare ettiği barış ve demokratik toplum çağrısının üzerinden tam bir yıl geçti.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Bebek katili bebek!
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Yahu, hâlâ mı ya, hâlâ mı? Sus!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Tarihe de not edelim, bebek katili olduğunu her yerde haykıracağız!
HÜSEYİN OLAN (Devamla) - Sayın Öcalan'ın çağrısındaki barış ve demokrasi vurgusu bu toprakların en temel ihtiyaçlarının adıdır.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Nedir bu ya!
HÜSEYİN OLAN (Devamla) - Oysa bu süreç bir siyasi erkler tarafından -parantez içinde- "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırıldı. Bir konuyu adlandırmak o konuya yaklaşımın özeti niteliğindedir; işte, Kürt halkına ve Kürt sorununa yaklaşım burada farkını göstermektedir. Bin yıllık Türk-Kürt ilişkilerinin zedelenmesinde önemli rol oynayan imha ve inkâr siyaseti Kürt direnişiyle boşa çıkmıştır. 28 Şubat Dolmabahçe mutabakatı Kürt sorununun çözümü adına tarihî bir fırsat yaratmış fakat bu tarihî fırsatın kaçırılması bu ülkenin on yılına mal olmuştur. Gelinen noktada Kürt halkının varlık mücadelesi tanınmış fakat bu tanımlama hâlâ siyasi ve özellikle hukuki temelleri oluşturulmamıştır. Tarihe ve Türkiye halklarına karşı büyük sorumluluğumuzun gereği bizlere bu süreci artık ağırdan almak değil, hızlandırma misyonunu yüklemektedir. Yüz yıllık Meclis pratiği Kürt sorununa, Kürt halkının kültürel değerlerine ve varlığına yönelik onlarca, yüzlerce, hatta binlerce kırmızı çizgi çekerek yok saymaya çalıştı. Geç kalınan her saniye ve her an bu kırmızı çizgilere yeni kırmızı çizgiler eklenmesine sebep olacaktır. Oysa insan yaşamının en önemli değeri olan hayatını demokrasi, barış ve özgürlüklerin üzerine kırmızı çizgiler çekilerek yok sayılamaz. Bu değerleri kırmızı çizgiler çekerek kapatmaya çalışmak kandan ve şiddetten beslenen, tek amacı bulunduğu mevki ile koltuğun yerini biraz daha sağlamlaştırmak olan çürümüş ve kokuşmuş zihniyetlerin palazlanmasına ve süreci akamete uğratmak adına her türlü kirli oyunun sergilenmesine vesile olacaktır diyerek Genel Kurulu selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)