| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 64 |
| Tarih: | 25.02.2026 |
MAHMUT DİNDAR (Van) - Teşekkürler Sayın Başkan.
27 Şubat barış ve demokrasi manifestosunun yıl dönümündeyiz. Halkımızın onurlu barış hakkını savunan, çatışmalı süreci sonlandırıp hukuk ve siyaset zeminine çekmeye çalışan, eşit yurttaşlık temelinde özgür bir gelecek fırsatı sunan bu süreci başlatan tüm aktörlere halkımız adına teşekkür ediyoruz.
Değerli milletvekilleri, Türkiye derin bir ekonomik kriz, yoksulluk, enflasyon, faiz ve iflas sarmalındadır. 100 binlerce hanede akşam sofrasına ekmek götüremeyen insanlarımız var. Bizim burada emeklinin, memurun, esnafın, öğrencinin derdine çözüm olacak adımları konuşmamız gerekirken iktidar getirdiği bu teklifle doğa koruma alanlarını işletme ve gelir üretme anlayışına açmaktadır. Bu teklifle millî parklar ve tabiat alanlarında turizmle sınırlı izinler şimdi enerji, maden, ulaşım ve altyapı projelerini de kapsayacak şekilde genişletilmektedir. Döner sermaye, vergi muafiyetleri ve idari takdir yetkileriyle korunan alanlar rant alanına dönüşme riski taşımaktadır.
Değerli halkımız, AKP iktidarının ekoloji anlayışı rant odaklıdır. Vekili olduğum Van'da Van Gölü sahilinin nasıl talan edildiğini görmemiz gerekir. Sahilde yandaşlara otel inşaatları izni verilmesi, kamu kurumlarının misafirhaneleri dâhil kanalizasyon ve çöplerin göle ve kaynak sularına karışması gibi birçok ekolojik suç işlenmektedir. Munzur Vadisi Millî Parkı, Kazdağı Millî Parkı ve Marmaris Sinpaş örnekleri ekolojik yıkım tehlikesini göstermektedir.
Görüştüğümüz teklifin 10'uncu maddesi ilk bakışta sıradan bir bütçe düzenlemesi gibi görünebilir ama aslında doğayı koruma anlayışını değiştiren bir adımdır. Bu maddeyle Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü artık sadece merkezi bütçeden pay alan bir kurum olmaktan çıkarılıyor; kendi gelirini toplayan, artırmaya çalışan, özel bütçeli bir yapıya dönüştürülüyor. Peki, bu ne demektir? Millî Parklardan ve korunan alanlardan elde edilen para Kurumun kendi geliri olacak, el konulan taşınmazların satışı, kiralamalar, ihaleler, para cezalarının bir kısmı ve döner sermaye kârı Kurumun geliri olacak. Burada ekolojik tahribatı önleme amacı yok, ticarethane mantığı var. Parası olanlar tüm halkın hakkı olan bu yerlerden yararlanacak ama parası olmayanlar uzaktan bakacak. Doğayı korumakla görevli kurum para kazanan bir işletme gibi çalıştırılacak. Kurumun başarısı ekolojik tahribatı önlenmesiyle ölçülmelidir ancak bu düzenlemeyle gelir arttıkça başarılı sayılacak bir sistem kuruluyor.
Değerli milletvekilleri, küresel iklim krizi ortadadır. Bir grubun rantı için herkesin ve gelecek kuşakların bu alanlar üzerindeki hakkını kaldıramayız. Bu alanlarda yaşayan bitki ve hayvanların yaşam hakkı ranta kurban edilemez. Doğanın korunması devletin ve toplumun ortak sorumluluğudur ama bu düzenleme korumayı ikinci plana itiyor, geliri öne çıkarıyor. Gelir baskısı arttıkça daha çok kiralama, daha çok izin, daha çok yapılaşma gündeme gelecektir. Yakın geçmişte neler yaşadık biliyoruz. Akbelen Ormanı'nda köylüler ormanını savunurken devlet şirketlerin yanında durdu maalesef, Kaz Dağları'nda maden projeleri için binlerce ağaç kesildi, Munzur Vadisi Millî Parkı'nda "kamu yararı" denilerek doğa tahrip edildi. İktidarın "kamu yararı" dediği şey halkın yararı değildir. Şimdi aynı anlayışa bir de mali güç veriliyor. Oysa millî parklar para kazanmak için değil doğayı yaşatmak için vardır. Gerçek kamu yararı ormanları, dağları, vadileri gelir kapısı yapmak değil çocuklarımıza sağlıklı bir doğa bırakmaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet, lütfen tamamlayın.
MAHMUT DİNDAR (Devamla) - Bu nedenle bu maddeye karşı çıkıyoruz. Uluslararası şirketlerin, rantın ve sermayenin çıkarlarının değil yaşamın tarafındayız.
Halkın yararına günü ve geleceği savunuyoruz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)