| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 65 |
| Tarih: | 26.02.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
ALİ KARAOBA (Uşak) - Bol kesenden atmayacaksın İsmail Güneş, soru önergesini birlikte verelim, mal varlığı da dahil araştıralım, kimin arsası var araştıralım İsmail Güneş.
BAŞKAN - Evet, Sayın Karaoba, İsmail Bey, lütfen siz de Karaoba'yla çıkın kuliste konuşun. Meclisin mehabetini bozmayın.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Tamam Başkanım.
ALİ KARAOBA (Uşak) - Konuşacak bir şey yok Sayın Başkanım, ne konuşacağız, konuşulacak bir adam değil o.
BAŞKAN - Arkadaşlar, burası iki kişinin kendi ilindeki yarışına dönüştürülemez. Burası milletin Meclisi, herkesin Meclisi. Lütfen, istirham ediyorum.
Sayın Çömez, lütfen buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
26 Şubat 1992 gecesi Azerbaycan'ın Hocalı kentinde yüzlerce masum insan, Azeri kadın, çocuk, yaşlı Ermeni çetelerce vahşice ve hunharca katledildi. Bu büyük bir yaradır, bu büyük bir insanlık dramıdır. Bu vesileyle bu acı günü burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir kez daha gündeme getirmek ve Azerbaycan halkıyla beraber olduğumuzu, onların duygularıyla birlikte olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Hocalı'da hayatını kaybeden kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyor, Azerbaycan halkına bir kez daha başsağlığı diliyor ve kardeşlik duygularımızı kendileriyle paylaşıyoruz.
Değerli arkadaşlar; bundan tam yirmi yıl önce bir soru önergesi verdim. Zamanın Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Gül'e dedim ki: "Sayın Gül, bu Büyük Orta Doğu Projesi nedir?" O zamanlar milletvekilleri ve Parlamento ciddiye alınıyordu, çok uzun bir cevap verdi Sayın Gül, cevap da burada, Parlamentonun kayıtlarında: Büyük Orta Doğu Projesi bölgeye bir değişim getirecektir, kardeşlik getirecektir, barış getirecektir, istikrar getirecektir, ekonomik gelişme getirecektir, insan hakları ve özgürlükler getirecektir; getirecektir de getirecektir. Yani yirmi yıl önce bu ülkenin dış politikasına yön veren iradenin bölgeyle ilgili öngörüsü buymuş. Ama yıllar içerisinde gördük ki Büyük Orta Doğu Projesi bir katliam, bir kan, bir gözyaşı ve coğrafyanın bir bölünme projesiymiş. O zamanlar itirazımız vardı, bugün haklılığımız ortaya çıktı. Bugün de itiraz ettiğimiz önemli şeyler var ama istiyoruz ki bugün haklı olarak ortaya koyduğumuz tepkilerden karar verici mekanizma ders alsın.
Bugün YENİ YOL Partisi, YENİ YOL Grubu önemli bir önerge veriyor. Şimdiden söylüyorum: Önergeyi dikkatlice okuduk ve bu önergenin lehinde oy vereceğiz. Nedir bu önerge? Bu önerge diyor ki: Amerika'nın İsrail Büyükelçisi bir açıklama yapmış. Ben bu açıklamayı aslında bu büyükelçinin orijinal İngilizce versiyonundan takip ettim, çok vahim ifadeler var, diyor ki: "Kutsal kitapta bahse konu bütün coğrafyanın İsrail tarafından ele geçirilmesine bizim bir itirazımız olmaz. Tamamdır, kabul ediyoruz bunu." Kim adına söylüyor? Bunu Amerika adına söylüyor. Kim söylüyor? Bir büyükelçi söylüyor. Şunu diyebilirsiniz: Bir büyükelçiyi Parlamento muhatap alır mı? Almaması gerekir ama önemli bir konudur bu, bunun tartışılması ve konuşulması gerekir. Ne yazık ki Amerikan devleti adına konuşmuş olan bu büyükelçiye Türkiye Cumhuriyeti devletinden hakkıyla ve layıkıyla bir cevap gelmemiştir. Bugün bu konuda ortaya konacak olan tavrı önemsiyorum ve YENİ YOL grubuna teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar, bakın, birtakım gündemleri konuşuyoruz, tartışıyoruz, sanal gündemlerle vakit kaybedecek zamanı yok Türkiye'nin. Geçtiğimiz günlerde bazı rakamlar aldım. İstihdam kaybı, son dört ay içerisinde Türkiye'de istihdam kaybı tam 574 bin, çok vahim bir durum bu. Türkiye'nin gerçek gündemi budur, Türkiye'nin hakiki gündemi budur; açlıktır, yokluktur, sefalettir ve hayat pahalılığıdır. Şimdi, bu rapor detaylı bir şekilde hangi sektörlerde ne kadar istihdam kaybı var anlatmış fakat ben özellikle Türkiye'nin stratejik birkaç sektörüne temas etmek istiyorum. Bunlardan bir tanesi tekstil sektörü. Hepimiz biliyoruz, müteaddit defalar sektördeki problemleri ele aldık, "Konuşalım, bunları tartışalım." dedik ama ciddiye almadınız. 500 bini aştı tekstil sektöründeki iş kaybı. Ayakkabı sektörü dernek başkanıyla görüştüm, son birkaç ayda 300 bin kişi işini kaybetmiş. Yine bir başka dernek başkanıyla, mobilyacılık sektörüyle görüştüm, orada da durum son derece vahim. 2025 yılında mobilyacılıkta ihracatta yüzde 12 azalma var, ithalatta yüzde 25 artış var. Bu böylece devam edip gidiyor, bu çok vahim bir durum, Türkiye'nin gerçek gündemi. Peki, bunun sebebi ne? Bunun sebebi yıllarca bu ülkeyi küresel tefecinin parasına, yüksek faiz düşük kurlu parasına mahkûm ettiniz, ekonomiyi böyle idare etmeye çalıştınız ve bugün gelinen noktada küresel tefeciyi zengin ederken yerli sanayiciyi ve maalesef çiftçiyi, esnafı, köylüyü tükettiniz. Bakın, Ocak ayında 1 trilyon 181 milyar 218 milyon yani 27 milyar dolar vergi toplanmış; korkunç bir paradan bahsediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çömez, lütfen tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bir ayda 27 milyar dolar vergi toplanmış, ödenen faiz tam 10,5 milyar dolar; korkunç bir şey. Aziz Türk milleti küresel tefeciye çalışıyor yani toplanan verginin yarıdan fazlası veya yarıya yakını maalesef küresel tefecinin cebine faiz olarak gönderilmiş ve bunun da faturasını sanayici ödüyor, köylü ödüyor, esnaf ödüyor.
Oturdum, bu yılki icra dosyalarına baktım, şu anda elimdeki rapor UYAP'tan alınmış bir rapor. Şu anda 25 milyona yakın bir icra dosyası var, korkunç bir rakam, 25 milyon. Bakın, bir günlük -baktığım tarih 20 Şubat- icra dosyası tam 47 bin, bir günde resmî makamlara intikal etmiş icra dosyası sayısı 47 bin; korkunç bir rakam. Yılbaşından bugüne gelen icra dosyası 1 milyon 600 bini bulmuş. Dakikaya vurdum, o gün 32 ama ortalamada 20'nin üzerinde bir icra dosyası geliyor her bir dakikada.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çömez, lütfen tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Şimdi, biz burada Grup Başkan Vekilleri olarak konuşacağız yaklaşık bir saat. Bu bir saat içerisinde tam 2 bin icra dosyası gelmiş olacak; Türkiye'nin gerçek gündemi budur. Türkiye'yi Allah aşkına sanal gündemlerle, gerçekçi olmayan gündemlerle meşgul etmeyin. Toplumun bunlara ihtiyacı yok. Toplumun güvene ihtiyacı var, toplumun huzura ihtiyacı var, demokrasiye, insan haklarına, özgürlüklere, hukukun üstünlüğüne ihtiyacı var ve bütün bunlara paralel, toplumun refaha ihtiyacı var, açlığın ve sefaletin ortadan kaldırıldığı bir Türkiye'ye ihtiyacı var.
Oturdum, çiftçilerin borçlarına baktım, korkunç bir borç sarmalıyla uğraşıyor Türk çiftçisi. Sabahtan akşama burada "Çiftçinin durumu iyi." diyorsunuz, hiçbiri doğru değil. Çıkmadığınız için sokağa; köylüyle, çiftçiyle görüşmediğiniz için bilmiyorsunuz. Bakın, geçen yılın sonu, çiftçinin borcu 1 trilyon 257 milyar. Korkunç bir borç batağından bahsediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Çömez, teşekkür için açıyorum.
Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Siz iktidara geldiğinizde 5 milyar lira civarındaydı çiftçinin borcu, bugün 1 trilyon 200 küsur milyar liralık bir borçla boğuşuyor ve o dönemde tarımsal gayrisafi millî hasılanın çok küçük bir oranıydı, bugün tarımsal gayrisafi millî hasılanın yüzde 40'ını aşmış durumda. Bütün bunlara baktığımız zaman, Türkiye'nin gerçek gündeminin bu olduğunu söylüyorum ve iktidarın mutlaka ve mutlaka bu gündemle meşgul olması gerektiğini söylüyorum.
Bir teknik konudan bahsedeceğim; önemli bir konu, sağlık eğitimi. Bakın, değerli arkadaşlar, sağlıkla ilgili birçok konuyu konuşuyoruz ve konuşmaya devam edeceğiz ama hiç değinilmeyen bir konu var; sağlık eğitimi, uzmanlık eğitimi. Birçok üniversiteyle, birçok eğitim hastanesiyle görüştüm. Burada hekim arkadaşlarımız var, ne dediğimi gayet iyi biliyorlar, Sağlık Bakanı dinliyorsa gayet iyi biliyor durumun vahametini. Bakın, bir hekimin yetişmesi, bir cerrahın yetişmesi çok büyük emek ister, zaman ister ve maalesef Türkiye bunu şu anda büyük ölçüde ihmal etmiş durumda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Küçücük bitireceğim Başkanım. İstirham ediyorum. Uzatmayacağım, önemli bir konu, tamamlayacağım.
BAŞKAN - Evet, tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ederim.
Bakın, bazı üniversitelerle görüştüm, normal şartlar altında bir hekimin yetişebilmesi için, bir cerrahın yetişebilmesi için... Ben on binlerce ameliyat yaptım, biz ameliyat masasında hocalarımızın elimizi tutarak "Şuradan şöyle git." dediği bir yöntemle öğrendik; kitabı okuyarak, bir şeyler izleyerek ameliyat yapmayı öğrenemezsiniz. Dolayısıyla, cerrahların vaka yapması lazım, ameliyatta olması lazım ve onlara hocalarının ne doğru, ne yanlış göstermesi lazım. Dünya standartlarında 1 cerrahın veya bir cerrahi asistanının eğitimiyle ilgili 3 asistana en az 1 hocanın düşmesi lazım. Şimdi, size rakamları vereceğim: İstanbul Profesör Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi, 30 plastik cerrahi asistanı var, 1 uzman hekim var, 1 hoca var başlarında. Yine, Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi, 73 plastik cerrahi asistanı var, 1 doçent hocası var. Çocuklar, gençler, genç hekimler maalesef ameliyatsız ve hastasız oturup bekliyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Yarın bu ülkenin sağlığını emanet edeceğimiz gençlerimize Sağlık Bakanlığı mutlaka hassasiyet göstermesi gerekir.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.