GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:65
Tarih:26.02.2026

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya yükselen Galatasaray takımımızı tebrik ediyorum. Bir sonraki turda da başarılar diliyoruz. Türkiye'nin bu başarılarla bayrağını dalgalandırdıkları için tebrik ediyoruz.

Bugün 26 Şubat. Tarihimizin ve insanlık vicdanının bir diğer kara lekesi 26 Şubat 1992'de yaşanan Hocalı katliamıdır. Hocalı'da kadın, çocuk demeden yüzlerce masum insan hunharca katledilmiş, siviller hedef alınmış, insanlık onuru ayaklar altına alınmıştır. Resmî kayıtlara göre 613 Azerbaycan Türkü hayatını kaybetmiş, yüzlercesi yaralanmış, aileler parçalanmış, şehirler yerle bir edilmiştir. Bu katliam, yalnızca Azerbaycan'ın değil tüm insanlığın vicdanında açılmış derin bir yaradır. Uluslararası toplumun bu trajedi karşısındaki sessizliği ise acıyı daha da büyütmüştür. Adaletin tesis edilmesi, sorumluların hesap vermesi ve bu tür vahşetlerin bir daha yaşanmaması için hafızamızı diri tutmak hepimizin sorumluluğudur. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki "iki devlet, tek millet" şiarı sadece bir söz değil tarihî ve vicdani bir bağın ifadesidir. Kardeş Azerbaycan'ın acısı bizim acımız, sevinci bizim sevincimizdir. Hocalı'da hayatını kaybeden tüm kardeşlerimizi rahmetle anıyor, Azerbaycan halkına bir kez daha taziyelerimizi iletiyoruz.

26 Şubat 1992'deki Hocalı katliamını anarken maalesef, bugün, mübarek ramazan ayında bile Filistin'de İsrail'in uyguladığı şiddeti, vahşeti hâlâ yaşıyoruz; bu çok üzücü. Bütün dünyanın tıpkı Hocalı'da sürdürdüğü sessizliğini aynen sürdürdüğünün bir kere daha tanıklığını yaşıyoruz. Biz, Filistin davasına olan mücadelemizi yarım bırakmadan, kesmeden aynı kararlılıkla devam ettireceğiz. Özgür Filistin kurulana kadar, Nil'den Fırat'a kadar topraklar özgürleşene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz ve bu özgür Filistin'in de inşallah kurulduğunu göreceğiz. Tıpkı Hocalı'da yaşananların aynılarının bu yüzyılda yaşanıyor olması tüm dünya için büyük bir ayıptır, büyük bir utanç vesikasıdır.

Aynı zamanda, bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın doğum günüdür 26 Şubat. Kendisine bu ülke için, bu millet için vermiş olduğu hizmetlerden dolayı uzun ömürler diliyoruz; Rabb'im başımızdan eksik etmesin diyoruz. Böylesine güzel bir günde yine diplomasının gündeme getirilmesi ne yazık ki birilerinin hezeyanlarının bitmediğinin göstergesidir. Neden bitmiyor? Çünkü kendilerine lider olarak seçtikleri, Cumhurbaşkanı adayı yaptıkları ismin diplomasıyla ilgili tartışmaların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçek bir diploması vardır ve herkes tarafından bilinmektedir. Üniversite arkadaşları çıkıp açıklamalarını da yapmıştır. Bu hezeyanlarınızdan vazgeçin; çıkın, açıklıkla, varsa Ekrem İmamoğlu'nun diplomasıyla ilgili bilgilerinizi, doğrularınızı paylaşın. Üniversite sınavında hak etmeyerek girdiği bir üniversiteyi okuyup da diploma diye önümüze koyduğunuz şeyin de bir hırsızlık olduğunu çok açık, net söylüyoruz. O dönemki öğrencilerin hakları çalınarak, gasbedilerek bu diploma elde edilmiştir.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Hepinize bakmak lazım, hepinize.

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Biz her zamanki gibi hırsıza hırsız deriz, yolsuzluk yapana yolsuzluk yaptığını da söyleriz, gerekli davaların, hukuki süreçlerin takibini de aynen yaparız. Kimsenin hakkına ve hukukuna sığmayacak işlemlerin yapılmasına hiçbirimiz müsaade etmeyiz ama adaletin tecelli etmesine de yargıya müdahale etmenize de müsaade etmeyiz. Bırakın yargı işini yapsın, yargıdan çıkan kararları da işinize gelmediği zaman tu kaka ilan etmeyin lütfen. Yargıya olan saygınlığı, itibarı bitirmeden, bu ülkedeki kurumların itibarlarını bitirmeden siyaset yapmayı, doğru dürüst siyaset yapmayı, polemiğe girmeden siyaset yapmayı, herkesin doğru ve usturuplu bir siyaset yapması gerektiğini de hatırlatmak isterim.

Yalanlar üzerinden, algılar üzerinden ne Sayın Cumhurbaşkanımıza ne de AK PARTİ'ye yapmaya çalıştığınız, yapıştırmaya çalıştığınız iddiaların hiçbiri doğru değildir, gerçek değildir. Bunların hepsinin kendi partinizde yaşananlarla ilgili gerçekleri örtmekle ilgili olduğunun farkındayız.

MURAT ÇAN (Samsun) - Gerçeği gösterin o zaman, gösterin diplomayı.

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Böyle bir siyaset anlayışının doğru bir dil olmadığını, böyle bir siyasetin de doğru bir siyaset olmadığını çok net görüyoruz. Kendi içinizdeki kavgalarla boğuşmaktan milletin işine, milletin sorunlarına eğilmiyorsunuz maalesef.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Usta, lütfen tamamlayalım.

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Tamamlıyorum Başkanım.

Yönettiğiniz belediyelerdeki sorunları, yolsuzlukları, rüşvetleri görmezden geliyorsunuz; yapılan yanlış uygulamaları görmezden geliyorsunuz. İşçilerin maaşlarını ödemiyorsunuz, yeri geliyor "işçi hakları" diye de konuşuyorsunuz. Bu gerçeklerle biraz yüzleşip kamuoyunun önüne gerçeklerinizle çıkmanızı tavsiye ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.