GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:67
Tarih:04.03.2026

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın, Başkanım, Genel Kurul açıldı, yaklaşık iki saat oldu, iki saat içerisinde buraya gelebildik, çok uzun bir konuşmalar silsilesi...

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sağ salim geldik Başkanım.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Evet. Ali Mahir Bey benden süre talep etti ama siz zaten yeteri kadar kendisine süre verdiniz, dün de böyle olmuştu.

Değerli arkadaşlarım, çokça konu var, ben bu konular içerisinde en önemli olarak gördüğümüz şu an yanı başımızdaki savaş... Bu konuyla ilgili olarak Ali Mahir Bey bir çağrıda bulundu fakat bu çağrıyı niçin bugün yaptığını anlayamadım, aynı çağrıyı dün de yapabilirlerdi yani dün Genel Kurula geldiğimiz zaman bu durum zaten vardı ve bu konuyla ilgili ortaklaşa şeyleri konuşmak için bir imkân vardı, hatta bir iftar sofrasında da buluşarak en azından Türkiye'deki bütün insanlarımıza, milletimize ve kamuoyuna bütün meselelere rağmen aynı sofrada yan yana oturabildiğimizi, meselelerle ilgili konuşabildiğimizi gösterme imkânımız olabilirdi. Şimdi, tabii, bir tercih meselesi bu yani bu bir pazarlık konusu olmamalı bence. "Bize böyle olursa biz bunu yaparız." "Şöyle olursa bunu yaparız." Pazarlıksız, Türkiye'yle alakalı meseleleri pazarlıksız değerlendirmemiz lazım. Dün akşam iftarda Sayın Cumhurbaşkanımız yaptığı konuşmada genel olarak bu konuya dair yaklaşımımız konusunda "Tarafların uzlaşma açıklamasını bir an evvel yapmalarını istiyorum." dedi ve "86 milyon insanımızın tek bir ferdinin dahi zarar görmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı ama tüm bunları yaparken de haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da dirayetli olmaya devam edeceğiz." dedi. Tüm bu açıklamalar böyle, Türkiye'nin yaklaşımları böyle. Dünyayı barışa çağırmaya, hukuksuz işgalleri, savaşı engellemeye dair gayretleri devam ederken bugün Millî Savunma Bakanlığımızın yaptığı açıklamayı Sayın Grup Başkan Vekili de, İYİ Parti Grup Başkan Vekili arkadaşımız da ifade ettiler. Bu yapılan saldırı, İran'dan ateşlenen, Irak ve Suriye hava sahasını geçerek Türkiye'ye düşen bu füzeyle alakalı olarak, balistik mühimmatla ilgili olarak gerekli tedbirler alınarak engellenmiş oldu. Fakat bu, bizim için önemlidir. Bu olayın ne kadar ciddi olduğunu, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyada Türkiye'nin de bu karanlığa çekilmek için uğraşıldığını göstermesi açısından bizim kendi birliğimizi, beraberliğimizi tahkim etmek açısından bu konudaki yaklaşımımızın daha net bir tavırla ortaya konması gerektiğini gösteren bir durumdur. İşte, bu sebeple, ben, Sayın Uğur'u dinlerken, Sayın Hakan Fidan Bakanımızı aradım, Sayın Dışişleri Bakanımızı. Kendisi haftaya salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisine konuya dair detaylı bilgi verecek, o gün zaten gruplarımızın da konuşmalarına imkân olacak. Burada, biz, kendisine, sorularımızı, merak ettiğimiz konuları ve aynı zamanda Türkiye kamuoyunun merak ettiği konuları Türkiye Büyük Millet Meclisinde daha detaylı bir şekilde açıklayacak Sayın Bakanım. Başkanım, bunu ifade etmek istiyorum.

Şimdi, bir diğer önemli mesele, biraz evvel yine gündeme geldi, Dışişlerinde görev yapan diplomatlarımızla alakalı eleştiriler vardı. Tabii, dönüp baktığımızda, Türkiye'de cumhuriyet tarihinde diplomatlarımıza dönüp baktığımızda Dışişlerinde ta Mustafa Kemal'den itibaren kariyer diplomatı olmayan aslında pek çok büyükelçimiz olduğunu görüyoruz. Kamuoyunun bildiği isimler var, örneğin Yakup Kadri Karaosmanoğlu -"Zoraki Diplomat" diye bir kitabı da vardır- Yahya Kemal Beyatlı, adını çokça bildiğimiz Hüsrev Gerede, Rauf Orbay. Bu diplomatlarımızın hiçbirisi aslında kariyer diplomatı değildir, farklı alanlarda uzmanlıkları vardır ve dünyada da bugün iş yapma şekillerini tartışabiliriz ama bir örneklik teşkil etmesi açısından, örneğin Amerika'dan Orta Doğu'yla ilgili olarak Tom Barrack, bir iş insanıdır kendisi, aynı şekilde yine Rusya'da görev yapan Witkoff, o da bir iş insanıdır. Yani dünyada şu anda baktığımızda iki temel konuda; bir kariyer diplomatları, bir de alanında ya da bölgede uzmanlık sahibi olan insanların diplomaside görev aldıklarını görüyoruz. Burada bu konulara yaklaşırken yani bunları kafamızda bir yerde bir çerçeveye oturtarak değerlendirmenin doğru olacağını ve kendimize haksızlık yapmaktan bir nebze olsa uzaklaşmayı ben öneriyorum çünkü dün de 1 Mart tezkeresiyle alakalı konuşmalar vardı, iftar vaktinin yaklaşması hasebiyle aslında hak ettiği kadar da konuşma imkânımız olmadı. Şu meseleleri bir bütünlük içerisinde konuşmamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Yani bundan neredeyse yirmi yılı aşkın bir zaman öncesinde ortaya çıkmış olan bir hadise sanki bugün olmuş gibi değerlendirilmeye ve buradan farklı yorumlarla kamuoyu yönlendirilmeye çalışılıyor. Eğer çok önemseniyor ise aslında dün başlanması gereken nokta buydu Ali Mahir Bey, yani daha dün bunu söylemek daha doğru olurdu. Yani gelin arkadaşlar, biz bugün burada Türkiye'nin geleceğine dair... Bizim için beklenmedik bir şey midir? Yani bunlara zaten baktığımız zaman, bu yangın yerinde Türkiye'nin de hedeflerden biri olmasını muhtemel olarak gördüğümüz için bizim Türkiye Büyük Millet Meclisinde genele baktığımızda kendi aramızda ufak tefek meseleler üzerine tartışmak yerine Türkiye'nin bugünü ve geleceğine dair bu hakiki meseleleri gerçekten tartışmak, birbirimize zarar vermek adına değil, hakikaten buradan Türkiye'nin geleceğine dair bir netice hasıl etmek ve aynı zamanda da dünyaya örnek teşkil edecek bir tavır ortaya koymak gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Sonuç olarak coğrafyamızın konumunu hepimiz biliyoruz, son yıllarda burada yakılan ateşlerin farkındayız. Özellikle terörsüz Türkiye'yle ilgili götürülen süreç çok önemlidir Türkiye için gelinen aşama. Burada emek veren tüm milletvekillerimize ve siyasi partilere de hassaten teşekkür ediyoruz. Meclis Başkanımızın da burada çok büyük bir emeği var ve nihayetinde de tüm bunlar çerçevesinde Türkiye'nin geleceğini Türkiye Büyük Millet Meclisinden hep beraber yönlendireceğimizi de unutmamak gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.