| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Divan, değerli milletvekilleri; ekranlarda açılan ve her birinden dumanlar yükselen o pencereler var ya dünyanın Tahran'ı izlediği, İsfahan'ı izlediği, Tel Aviv'i, Beyrut'u izlediği ama bir Hollywood yapımını izler gibi izlediği -diyeceksiniz ki belki "Zaten öyle."- ama bir Hollywood melodramında döktüğü kadar bile gözyaşı dökmeden izlemesi insanlığın o pencereleri! O pencerelerin açıldığı dehşet ile uluslararası vicdanın bir türlü sarsılamaması arasındaki derin orantısızlık! Bu teşne hâli milletleşememiş toplumların köleleşmeye; insanlık suçlarının, savaş suçlarının bu denli normalleşmiş, sıradanlaşmış olması; bu denli alışmış olmamız izlediğimiz o bütün vahşet görüntülerine! Aslında bu hâle isyandan başka hiçbir şey konuşmak istemiyorum. Başka bir kanun olsaydı -konuştuğumuz üzerine- öyle de yapardım büyük ihtimalle ama önümüzdeki bu kanun teklifine muhalefet de vatan savunmasına denk geliyor benim dünyamda. Önce fiilî durum oluşturup -Doğa Koruma ve Millî Parklar Yönetmeliği'yle yapıldığı gibi- sonra da onu resmîleştirmenin -aynen bu kanunda yapıldığı gibi- bir teamüle dönüşmesine "Dur!" demek bir millî görev, milletin hukukunu koruma görevidir benim dünyamda. Millî parklar ki anayasal koruma altında, ki doğanın yegâne müşterek yaşam alanımızın vahası, ki lafa gelince "Bir karış toprağından vazgeçmeyiz." dediğimiz vatanın parçası, hem de öyle karışla falan değil, 100 binlerce hektarlık parçası. Korunmalarını sağlayan kurumsal yapıyı zayıflatmak, bu vatan parçasının özerkliğini daraltmak, statüsüne aşındırmak, su stresi yaşayan bir ülkenin su rejimini parçalayacak girişimlerde bulunmak, ekolojik kırılganlığımız ortadayken ekosistemi sakatlamak, doğal savunma mekanizmamız ya buralar bizim aslında ticari işletmelerin usulsüz, kamu yararı olmayan enerji ve madencilik faaliyetlerinin kalıcı yapılaşmanın istilasına açarak çökertmek aslında doğal kalelerini ülkenin. Siz söyleyin şimdi, nasıl tanımlayalım biz bu vatan sevmezliği aslında, millet sevmezliği, ortak geleceğimizi alınıp satılabilir görme cüretini.
Değerli milletvekilleri, bu tutum ile ülkesinin emperyalist işgale uğramasını müstemleke halaylarıyla, göbek danslarıyla kutlayanların tutumu arasında hiçbir fark yoktur aslında, ikisi de ülkesinden vazgeçmekle, ülkesinin geleceğinden vazgeçmekle ilgilidir. İkisi de rant ve menfaatten öte değer bilmezlikle ilgilidir. Ülkesinden vazgeçenler, takdir edersiniz ki, o ülkede iç cephe tahkim edemezler. Toplumun şüpheden arınmaya, kandırılmadığını bilmeye, aslında devletine güvenmeye en çok ihtiyaç duyduğu böyle bir dönemde, apır sapır sebeplerle gazeteci derdest edenler iç cephe tahkim edemezler. Neden gözaltına alındı mesela Kenan Şener? Orta Doğu'da beliren her krizde zaten defaatle canlı yayın yapılan İncelik'ten canlı yayın yaptı diye fiziki yapısı ifşa olmuş. Ya, hangi çağda yaşıyorsunuz arkadaşlar? Dünyaya korku salan isimler, en sıkı korunduğunu varsaydığımız figürler evlerinde, yataklarında nokta atışıyla katlediliyorlar. Ajans yayını değil herhâlde istihbarat kaynağı bütün bu hadiselerin. Kaldı ki kozmik odanın işgaline seyirci kalıp devletin mahremini ifşa etmiş olunca hiç de inandırıcı olmuyor hukuksuzluğu bu gerekçelerle kılıflamak.
Değerli milletvekilleri, bir öğretmenimiz daha hukuken çocuk sayılan ama çocuk masumiyetinden kopalı çok olan bir öğrencisi tarafından katledildi. Öğretmenlerin değil, kadınların, çocukların değil, çocukları katilleştiren düzenin, düzenin taşeronu çetelerin, çetelerin hamisi olmuş siyasilerin ve bürokratların korunduğu çarka çomak sokmak cesareti göstermeyenler iç cepheyi tahkim edemezler. Başta terör, narkoterör, suç örgütlerini meşrulaştırıp da muhalefet etmekten suç, meşru muhalif siyasi aktörlerden de suç örgütü türetmeye çalışanlar iç cepheyi tahkim edemezler. Eli kanlı teröristleri davul zurnayla sokağa salıp da Tanju Özcan'ı mesela, seçilmiş bir Belediye Başkanını cezaevine yollayanlar iç cepheyi tahkim edemezler.
Allah muhafaza diyelim ki bugün Hatay'da test edilen tehdit...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
SELCAN TAŞCI (Devamla) - ...öldürücü bir saldırı olarak, bir işgal senaryosu olarak vuku buldu. Sokaklarında teröristlerin kol gezdiği, sokakları çetelere teslim, kamplardan, kutuplardan, kimliklerden, gettolardan oluşan ve bu kamplar, kutuplar arasında ortak duygu, ortak ülkü bırakılmayan bir toplum nasıl kenetlenebilir Allah aşkına? Birbirinin gözünü oymaya hazır hâle getirilen topluluklar mozaiği isteseniz de nasıl iç cephe tahkim edilebilir hâle gelir? Bu hâlin müsebbipleri, bütün yöntemlerinizden vazgeçin, hedefi tekleştirin, millîleştirin. Yeniden seçilmek, seçimsiz seçilmek, seçilme garantili taviz ittifaklarına girişmek, değil hiçbiri bunların, yaşamak hatta, bunu da geçin, yaşatmaktan başka, insanı yaşatmaktan başka hiçbir önceliği olamaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bugün itibarıyla bu coğrafyadaki hükûmetler, diğer bütün gayelerinizi vazgeçemiyorsanız erteleyin ki hep birlikte mücadelede tekleşebilelim, hep birlikte devletimizi yaşatabilelim.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)