GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:67
Tarih:04.03.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HASAN TOKTAŞ (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmekte olan Millî Parklar Kanunu'nda değişiklik öngören yasa teklifi ülkemizin en önemli doğal koruma alanlarını koruma anlayışından uzaklaştırarak madencilik, enerji, su ve turizm yatırımlarının kullanımına açabilecek niteliktedir.

Millî parklar, yalnızca ağaç toplulukları değildir; ekosistem bütünlüğü olan su havzalarını, yaban hayatını, endemik türleri, toprak ve iklim dengesini koruyan, gelecek kuşaklara aktarılması gereken kamusal varlıklardır ve bu yönüyle de millî parklar aslında kıskançlık düzeyinde korunması gereken alanlardır yani bayrak gibi, hudut gibi korunması gereken alanlardır aslında millî parklar. Millî parklar, ekonomik rant alanı değil ekolojik güvenlik alanlarıdır.

Bugün Mecliste görüşülen değişiklik koruma önceliğini zayıflatmakta, kullanım ve kiralama modelini, maalesef, güçlendirmektedir. Bu yaklaşımın en somut ve en kritik sonucu ise sadece Bursa'nın değil, güney Marmara'nın yaşam kaynağı olan Uludağ Millî Parkı bana göre. Ben Uludağ Millî Parkı diyeyim, siz Balıkesir'deki Kuş Cenneti Millî Parkı'nı anlayın; ben Uludağ Millî Parkı diyeyim, siz Bolu'daki Yedigöller Millî Parkı'nı, Manisa'daki Sipil Dağı Millî Parkı'nı, Ilgaz Millî Parkı'nı, Tunceli'deki Munzur Vadisi Millî Parkı'nı anlayın. Bu alanları korumak hepimizin boynuna borçtur, gelecek nesillere ekosistemini olduğu gibi koruyarak aktarmak hepimizin boynuna borçtur ve millî parklar "tüccar devlet" anlayışının uygulanabileceği en son alanlardır.

Yeni yasa değişikliğiyle "av ve doğa koruma memuru" adı altında bir yapılanma öngörülmekte, bugüne kadar millî parklarda yasak olan avlanma fiilen meşrulaştırılmaktadır. Yapılacak değişiklikle, millî parklarda av ve yaban hayatının korunması, yönetimi ve işletilmesi özel şirketlere devredilecektir.

Ben bu açıklamaları yaparken bir teşekkürü de boynuma borç olarak biliyorum. Bursa'da DOĞADER var; DOĞADER Başkanı Murat Demir Bursa'daki birçok sivil toplum kuruluşuyla birlikte, kent konseyleriyle birlikte, TMMOB'la, Bursa Barosuyla birlikte ortak bir açıklama yaptılar ve benim konuşma metnimin de aslında ana omurgasını DOĞADER'in yapmış olduğu açıklama oluşturmaktadır.

Muhterem milletvekilleri, görülmeyen ya da görülmek istenmeyen en önemli gerçek Uludağ Millî Parkı'nın canlı ve doğal yaşam yapısıdır. Uludağ, 32 endemik bitkiyle yani dünyada başka yerde bulunmayan bitki türüyle aslında dünyada sayılı dağlardan biridir. Uludağ'ı özellikle örnek vermemdeki sebep şudur: Uludağ Millî Parkı yaklaşık 13 bin hektardır yani 130 bin dönüm yani 130 kilometrekaredir ve Uludağ Millî Parkı yaklaşık 4 milyon nüfusuyla Bursa'nın ve Güney Marmara'nın can damarıdır, su kaynağıdır. Bursa bugün susuzluk çekmektedir Uludağ'a rağmen. Biz Uludağ'ı koruyamaz isek aslında Bursa'daki 4 milyon nüfusu koruyamamış olacağız, buna mutlaka ve mutlaka dikkat edilmesi gerekmektedir. Bursa, yoğun sanayi ve nüfus baskısı altında hâlâ nefes alabiliyorsa, bu sellerle boğuşmadan bunu yapabiliyor ve çeşmelerinden hâlâ su akabiliyorsa bu Uludağ Milli Parkı ve Uludağ'ın o doğal ekolojik sistemi sayesindedir yani Uludağ Milli Parkı'yla Bursa var olur, Uludağ Milli Parkı yoksa Bursa yok olur.

Muhterem milletvekilleri, yasa değişikliğiyle koruma önceliğinin zayıflatılması; maden, enerji, su ve turizm yatırımlarının önünün açılması, uzun süreli kiralama -ki doksan dokuz yıla çıkarılıyor- ve yapılaşma risklerini de beraberinde getirmektedir. Uludağ'ın su kaynaklarının, ormanlarının ve doğal yaşamının ekonomik rant alanı olarak değil ekolojik güvenlik alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini de bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Ayrıca, özellikle bir konuya değinmek istiyorum: Bakın, burada rant vardır, burada talan vardır; bu millî parklar, koruma alanları ve havzaları çivi dahi çakmanın yasak olduğu yerlerdir. Bu kanun teklifinde öyle bir madde var ki, diyor ki: "Burada bir kaçak yapı yapılırsa yıkılır ya da kurumun görüşüne göre korunabilir." Oh, ne güzel dünya! Çivi çakmak bile yasak ama siz kaçak yapı yapacaksınız, kuruma yetkiyi vermişsiniz, kurum "Bunu koruyalım." dedi, arkasından "Fevzi Bey'e kiraya verelim." dedi. Ne oldu? Kaçak bir oteli yaptık, kurum koruma kararı aldı ama Uludağ'da bir oteli tuttuk, bir başkasına, bir yandaşa kiraya verdik. Dolayısıyla bu madde de rantın ve talanın önünün çok açıldığı, çok vahşi bir madde aslında.

Değerli milletvekilleri, doğayla oyun olmaz, ekosistemi bozmanın çok ağır bedelleri vardır; bunun da dünyada yaşanmış çeşitli örnekleri, çeşitli felaketleri vardır. Ben size önemli bir örnek vermek istiyorum. Bu örnek, aslında, âdeta bir felakete dönmüş, başta iyi niyetlerle başlamış ama sonuçları itibarıyla büyük bir felakete dönmüştür, çevre felaketine dönmüştür. Bu çevre felaketi bir petrol sızıntısı, bir gaz sızıntısı ya da bir kimyasal felaket değildir; bu, bir kampanyayla başlamıştır. Çin'de 1958 yılında, Mao Zedong iktidarı döneminde Çin'in sanayi devrimini yapabilmek için, tarımda üretimi ikiye katlayıp daha az nüfusla tarımsal üretimi artırmak için büyük serçe kampanyası, dört zararlıdan kurtulma kampanyası düzenlenmiştir. Bu büyük serçe kampanyasında aslında öncelikli niyet şudur: Serçeler tohumları yedikleri için hububat üretimine, tahıl üretimine büyük zarar verdiği düşünülerek sineklerin, sivrisineklerin, farelerin ve serçelerin yok edilmesi için büyük bir kampanya başlatılmış. Bu kampanya bir hatta iki yıl kadar sürmüş, özel ilanlar yapılmış, çocuklara ölü serçe getirdiğinde paralar verilmiş, tava tencere çalınmış, havai fişekler atılmış, bu serçelerin yuvaları, yumurtaları parçalanmış ve günün sonunda Çin'de milyarın üzerinde serçe itlaf edilmiş. Aradan iki yıl geçmiş, iki yılın sonunda böcekler o kadar artmış ki Çin'de hububat üretimi neredeyse sıfırlanmış ve Mao'nun ortaya koymuş olduğu bu serçeleri yok etme kampanyası sonucunda hububat üretiminin büyük oranda artacağı düşünülmüş ancak bunun sonucunda oluşan kıtlıktan dolayı yaklaşık 15 milyon insan ölmüştür. Kimi kaynaklar -bir gazeteci yazdığı kitapta- bu sayının 36 milyon olduğunu hatta kimi akademisyenler 75-78 milyon düzeyinde olduğunu ifade ediyorlar. Ben oturdum bir hesap yaptım, yaklaşık 100-150 serçe öldürmüşsünüz, bu da 1 insanın ölümüne sebep olmuş. Daha sonra Çin, bu hatayı anlayınca ülke dışından, başta Rusya olmak üzere, serçe getirmek zorunda kalmış ülkesine. Şimdi, bu felaketi serçe getirerek geriye dönüştürebiliyorsunuz ama Uludağ Millî Parkı'nı yok ederseniz, Yedigöller Millî Parkı'nı yok ederseniz, Spil Dağı Millî Parkı'nı yok ederseniz değerli milletvekilleri, bunu geri getirme gibi bir şansınız yoktur, bu çok daha büyük bir felakete dönüşür.

Bu yönüyle baktığımızda, bu yasa teklifinin mutlaka geri çekilmesi gerekmektedir. Bu yönüyle de ben Türkiye Büyük Millet Meclisini ve özellikle iktidarı daha duyarlı davranmaya davet ediyor, heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)