| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 68 |
| Tarih: | 05.03.2026 |
CHP GRUBU ADINA AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne sayılı günler kala yine bilindik cümleler duyacağız, hamaset dolu nutuklarla, tutulmayacak vaatlerle kutlama mesajları yayınlanacak, oysa kadınlar olarak kutlanılacak bir günümüz dahi ne yazık ki yok. Hemen yanı başımızdaki ateş çemberinde milyonlarca kadın füzelerin gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor, Türkiye'de ise hayatta kalabilme mücadelesi veren milyonlarca kadın var. Kadın hakları konusunda altın yılları yaşattığını iddia eden iktidar kadınlara eşitlik ve güvenlik değil korku ve ölüm vaat ediyor ve maalesef seçim vaatlerinin aksine bu vaatlerini gerçekleştiriyor. İktidar ve onun tırnak içindeki adalet anlayışı "Başıma bir şey gelirse 'İntihar etti.' demeyin, beni bu karanlık yapı öldürecek." diye defalarca haykıran ve birkaç gün önce şüpheli bir şekilde kaybettiğimiz tecavüzcüsüyle evlendirilen Fatma Nur Çelik'i ve babasının istismarına uğramış 8 yaşındaki evladını istismardan ve tehditten korumayı değil adaletsizlikle boğuşmayı vaat ediyor. Tarikat yöneticisi Ayhan Şengüler'i tutuksuz yargılayan bu adalet anlayışı "Canımdan endişe duyuyorum." diyen bir anneyi duymuyor, ona ve evladına huzur ve güvenlik değil korku ve endişe vaat ediyor. Çünkü bu iktidar kadınların yaşamını koruyan bir iktidar değil, bu iktidar "Kız çocuklarının rızası var." diyen bir iktidar. Çünkü bu iktidar "Bir kereden bir şey olmaz." diyenlerin iktidarı. Çünkü bu iktidar hakkı, adaleti, vicdan ve merhameti değil Fatma Nur Çelik gibi kadınların canı ve çocukların istismarı pahasına kendi menfaatleri peşinden koşanların iktidarıdır. Bu ülkenin kadınları sizin ve sizin tırnak içindeki adaletinize güvenmiyor. Korumaktan acizsiniz demeyeceğim, bile bile korumadığınız, bir gece yarısı kararıyla İstanbul Sözleşmesi'nden çıkarak can güvenliklerini pazarlık malzemesi yaptığınız bu ülkenin kadınları tarikat düzenini besleyen, istismarcıları koruyan yargı düzeninize güvenmiyor. Bu ülkenin omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layık görülen kahraman kadınları sizin iktidarınızda sokaklarda, karakol kapılarından geri çevirdiğiniz için evlerinde en yakınları tarafından öldürülüyor. O yüzden, kimse bize burada çiçek, böcek edebiyatı yapmasın lütfen 8 Mart gelirken. Kadınları korumak yerine katilleri cesaretlendiren bu hukuksuz düzeniniz işte bu cinayetlerin failidir değerli arkadaşlar.
Bu ülkenin kadınlarına ölümü ve istismarı dayattığınız gibi yoksulluğu da bir kadermiş gibi dayatıyorsunuz. Bakın, cinsiyet eşitsizliğinde 148 ülke içinde 135'inciyiz, kadınların iş gücüne katılımında OECD ülkeleri arasında sonuncuyuz. Türkiye'de kadınların iş gücüne katılımı yüzde 34'lerdeyken erkeklerinki yüzde 70'lerde ve çalışan kadınların yüzde 30'u kayıt dışı, güvencesiz ve kölelik ücretlerine mahkûm edilmiş durumda. Evlenip de üç dört çocuk yapmasını istediğiniz genç kadınlarında geniş tanımlı işsizlik oranıysa yüzde 45'lerde. Ev içine hapsedilen "makbul kadın" denilerek üretimden koparılan kadınlar bugün hanesini ayakta tutmaya çalışıyor, mutfaktaki yoksulluk en çok kadını yakıyor. Bu saray düzeninde çocuğuna süt alamayan annenin ahı vardır değerli arkadaşlar ve bu tablo, kadını sadece anne ve eş olarak gören, sosyal hayattan, iş gücünden, siyasetten dışlayan bu zihniyetinizin ürünüdür.
Bakın, değerli milletvekilleri, size sormak istiyorum: Can güvenliğini dahi sağlayamadığınız kadınların yaşam tarzına, ne giyeceğine müdahale etmek hadsizlik değil mi, Allah aşkına? Sokaklarda kadınların giyimine laf eden yobazlara güç veren bu kürsüden kurulan o ayrıştırıcı cümleleriniz değil midir?
Bakın, kadınların hayatı sizin siyasi ajandanızın bir parçası olmadı ve olmayacak da. Biz kadınlar ne giyeceğimize, nasıl yaşayacağımıza, nerede güleceğimize sadece ve sadece kendimiz karar veririz. Sizin o baskıcı, yasakçı ve gerici zihniyetinize de teslim edecek tek bir kadın arkadaşımız yoktur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
Buyurun.
AYSU BANKOĞLU (Devamla) - Biliyoruz ki 8 Martta meydanları dolduracak kadınlardan korkuyorsunuz ama barikatlarla, biber gazıyla kadınların sesini kısamazsınız. İstanbul Sözleşmesi'ni yeniden yürürlüğe koyana kadar, tarikatların, cemaatlerin karanlığını bu ülkenin çocuklarının üzerinden çekene kadar, kadın yoksulluğunu bitirip her kadına iş, her kadına güvence sağlayana kadar durmayacağız. Çok değil, göreceksiniz, yakında Türkiye'nin meydanlarında, sokaklarında, fabrikalarında, hatta bu Meclis koridorlarında kadınların özgürlük çığlıkları yankılanacak.
Biz kadınlar buradayız, susmuyoruz, korkmuyoruz ve itaat etmiyoruz. Yaşasın 8 Mart! Yaşasın kadınların özgür mücadelesi! (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)