GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:68
Tarih:05.03.2026

ELİF ESEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; YENİ YOL Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Görüşmekte olduğumuz 20'nci madde, av ve yaban hayatı için alınan katılım paylarının tahsil yöntemini yeniden düzenliyor. Gerekçeye baktığımızda düzenlemenin amacı açık: Bu alanda tahsilatı güçlendirmek, daha düzenli bir mali kaynak oluşturmak ve bu kaynakların bir bölümünü Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü bütçesine aktarmak. Doğayı korumak için kaynak sağlanması elbette gereklidir, hiçbir koruma politikası arkasında sürdürülebilir bir finansman olmadan uzun süre ayakta kalamaz ancak burada üzerinde durmamız gereken daha temel bir mesele var: Doğa koruma politikalarının finansmanı hangi ilkeye dayanacak? Çünkü finansman modeli zamanla koruma anlayışının önüne geçebilir.

Dünyada bu konu uzun süredir tartışılıyor. Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinde 1937'den beri yürürlükte olan Pittman-Robertson Yasası kapsamında av silahları ve mühimmat üzerinden alınan vergiler doğrudan Yaban Hayatı Koruma Fonu'na aktarılıyor, bu sistemle bugüne kadar 20 milyar doların üzerinde bir kaynak sağlanmış. Benzer şekilde, yine, Amerika Birleşik Devletlerinde 1934'ten beri uygulanan Duck Stamp Programı sayesinde satılan av pullularıyla milyonlarca dönüm sulak alan koruma altına alınmış. Afrika'da Namibya gibi bazı ülkelerde ise av turizmi gelirlerinin bir bölümü doğrudan yerel topluluklara ve koruma programlarına aktarılmış. Bu modelin bazı türlerin popülasyonunu artırdığına dair örnekler ve sonuçlar da var ancak bütün bu modellerin ortak bir tartışması var: Doğa korumayı finanse etmek için doğayı kullanmak. Uluslararası doğa koruma literatüründe bu yaklaşım giderek daha fazla sorgulanıyor çünkü koruma bütçesi doğanın kullanımından elde edilen gelirlere bağımlı hâle geldiğinde sistem zamanla o geliri üreten faaliyetleri sürdürmeye ihtiyaç duyuyor, böylece koruma ile kullanım arasındaki hassas denge farkında olmadan tersine dönebiliyor; işte, bizim konuşmamız gereken mesele tam da bu. Millî parklar, yaban hayatı geliştirme sahaları, sulak alanlar; bunlar mali kaynak üretmek için var olan alanlar değildir; bunlar Anayasa’nın güvence altına aldığı sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkının mekânsal karşılığıdır.

Doğa koruma politikalarının temel finansmanının doğanın kullanımından elde edilen gelirlere dayanması uzun vadede koruma anlayışını da dönüştürebilir. Elbette doğa koruma kurumlarının güçlü mali kaynaklara ihtiyacı var ancak bu kaynakların temel kaynağı doğanın ekonomik kullanımını artırmak değildir. Kamusal öncelik olmalıdır çünkü doğayı korumak için sektör politikası değildir bunlar, bir kamu sorumluluğudur.

Bugün tartıştığımız madde yalnızca bir tahsilat düzenlemesi gibi gözüküyor ama her mali düzenleme aynı zamanda bir yönetim anlayışını da şekillendiriyor; bu nedenle, doğa koruma finansmanını konuşurken yalnızca gelir kalemlerini değil, koruma felsefesini de hep birlikte düşünmek ve tartışmak zorundayız. Günü kurtarmak uğruna ileride avcılığı başka yönde körükleyecek, nesli tüketecek, avların önünü açacak durumlara mahal vermeme sorumluluğumuzu bu topraklara, bu ülkeye hepimiz borçluyuz değerli milletvekilleri. Maddenin yeniden gözden geçirilerek başka çözümlerle revize edilmesini öneriyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)