GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:68
Tarih:05.03.2026

DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bir selamı da 8 Marta giderken zindanlarda direnen Leyla Güven, Figen Yüksekdağ, Ayşe Gökkan şahsında tüm kadın tutsaklara gönderiyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) 8 Martınızı kutluyorum selam olsun sizin direnişimize, selam olsun özgürlükçü çizginize.

Değerli milletvekilleri, bundan yüz altmış yıl önce New York'ta tekstil işçisi kadınlar "eşit işe eşit ücret" diyerek bir grev başlattılar ve bu grevlerinin sonucunda da çıkan bir yangında tam 129 kadın hayatını kaybetti ve bunun üzerine de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak ilan edildi ve aradan yüz altmış yıl geçmiş, hâlen bu ülkede eşit işe eşit ücret yok, yine, insanca çalışma koşulları yok. Yine, hâlen kadınlar yoksulluğa sürükleniyor ve hâlen kadınlar çalıştıkları yerlerde maalesef ki yaşamlarını yitiriyorlar. Yakın tarihte Dilovası'nda biz bunun örneğini gördük, 7 kadın yanarak can verdi. 21'inci yüzyıldayız ama maalesef ki 19'uncu yüzyılın koşullarında çalışma koşulları var; güvence yok, sigorta yok, iş güvenliği yok ve kadınlar saatlerce ağır işlerde çalışıyor ve aldıkları komik rakamlar.

Bakın, geçen hafta Urfa'daydık, TJA ve DEM PARTİ Kadın Meclisi olarak birçok kadınla bir araya geldik ve kadınların biri aynen şunu söyledi bana, dedi ki: "Biz yaz ayı gelsin istemiyoruz." "Neden yaz ayı gelsin istemiyorsunuz; Urfa sıcak, o yüzden mi?" dedim. "Yok, hayır, zaten biz yaz aylarında Urfa'da kalamıyoruz." dedi. "Ne yapıyorsunuz?" dedim. "Mevsimlik işçi olarak şehir şehir geziyoruz ve gittiğimiz yerlerde de maalesef ki kıldan çadırlarda kalıyoruz; banyo yok, tuvalet yok, her şeyi geçtim, 'mahremiyet' diye bir şeyimiz yok ve günün sonunda ne kadar yevmiye alıyoruz? 200 liralık, 300 liralık yevmiyelerle maalesef tekrardan kente dönmek zorunda kalıyoruz." dedi. Peki, biz bunu bulunduğumuz her yerde söylememize rağmen utanmadan, sıkılmadan iktidar sıraları bize diyor ki: "Sahaya inin." Biz zaten sahadayız, bu bilgileri de sahadan sizlere aktarıyoruz. Belli ki siz sahada olan bitenden haberdar değilsiniz ki önümüze tutuşturulmuş kâğıtlardan bize olmayan afaki verileri sunuyorsunuz. Tablo bundan ibaret arkadaşlar, bilmiyorsanız biz size sahadan bildiklerimizi aktaralım.

Yine, eskiden kadınlar için, kız çocukları için "Okuyup kurtar kendini." deniyordu. Artık okuyanın da bir hükmü yok, okuyan kadınların da bir hükmü yok, maalesef ki diplomaları var ama hiçbir zaman ne iş bulabiliyorlar ne de kendi okumuş oldukları bölümle ilgili bir işte çalışabiliyorlar. Bakın, kadınlar nerede çalışıyor? Ya mevsimlik tarım işçisi olarak çalışıyorlar. Ya güvencesiz işlerde çalışıyorlar, ya temizlik görevlisi olarak çalışıyorlar ya da bakım işlerinde çalışıyorlar ve maalesef ki sömürü piramidinin en altında kim var? Biz kadınlar varız. Yine, bu ziyaretlerimizde tekstil fabrikalarına da gittik, tekstilde çalışan kadınları da ziyaret ettik. Genç bir kadın aynen şunu söyledi: "Sabah sekizde servis gelip bizi alıyor, başlıyoruz işe ta akşam sekize kadar. Bazen mesai uzuyor gece geç saate kadar burada kalmak zorunda kalıyoruz ama günün sonunda maaşımı aldığımda ne mutfak masrafıma yetebiliyor ne de elektrik faturamı ödeyebiliyorum." İşte tablo tam da bu. Bunun adına biz kadın yoksulluğu diyoruz. Yine, kadınları patron iş yerinde sömürüyor, eve geliyor erkek sömürüyor, devlet de buna göz yumarak o da kadınları sömürüyor. Böyle bir vahim tabloyla karşı karşıyayız.

Evet, değerli milletvekilleri, iktidar her fırsatta, bulunduğu her yerde "Kadın istihdamı artıyor." diyor. Bakın, yakın tarihte, 1 Şubatta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Göktaş Mısır'a gidiyor ve Mısır'da şöyle bir konuşma yapıyor, diyor ki: "Kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 35,5'e ve kadın istihdam oranını ise yüzde 31,7'ye yükselttik ülke olarak." Ve bunu bir başarı öyküsü olarak anlatıyor şaka değil yani. Bu ne demek biliyor musunuz bu verilen oran? Bu ülkede 10 kadından 7'si çalışmıyor demek ama Sayın Bakan bunu çok büyük bir iş yapmışçasına Mısır'da Mısır'daki olan topluluğa, konferansa sunabiliyor ve yine AB ve OECD ülkeleri arasındaki bu veri yani istihdam alanında bizim 2 katımız arkadaşlar yani sizin vermiş olduğunuz veriler sahanın gerçeklerini yansıtan bir yerde değil. Kayıt dışı ve güvencesiz çalışan kadın gerçekliği var. Yine, Sayın Bakan bir açıklama daha yapıyor, diyor ki: "Bugüne kadar yaklaşık olarak 1.350 tane kooperatifin kurulması için girişimlerde bulunduk ve destek verdik." Bakın, bu ülkede 5 milyon çalışabilir durumdaki kadın işsiz ama Sayın Bakan "1.350 tane kooperatif açtık." diye övünebiliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

DİLAN KUNT AYAN (Devamla) - 5 milyon işsizden bahsediyoruz arkadaşlar; 1.350 kooperatif hangi derde deva olacak, hangi kadın yoksulluğunu giderecek, hangi kadını istihdama katabilecek? Bu verilerin hiçbiri maalesef ki derde derman değil.

Yine, elbette ki biz iktidara sesleniyoruz: Kadınlara birkaç bin liralık sosyal yardım verip "Bu, kadın politikası." diye sunamazsınız. Yine bu, kadınları güçlendirmek değil, bundan vazgeçin, bu söylemlerinizden artık vazgeçin. Gerçekten de kadını besleyecek, kadını istihdama katacak politikalar üretin. Bizler sırtını kadın yoksulluğuna, güçsüzlüğüne, sömürüsüne dayayan değil, kadınların toplumun, ekonominin, sosyal hayatın her alanında güçlü ve özgür olabildiği bir sistem için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)