| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 72 |
| Tarih: | 24.03.2026 |
ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk milleti ordusunu milletten, milletini devletten, devletini ise istiklal azminden devşiren kadim bir ulustur. Mete Han'dan bugüne uzanan askerî nizam Malazgirt'ten İstanbul'un fethine, Çanakkale'den İstiklal Harbi'ne kadar şanlı zaferlerle yoğrulmuş, Türk milletine ordu millet vasfı kazandırmıştır. Türk ordusu şehadeti şeref bilen, teslimiyeti tahkir sayan, hürriyeti haysiyetinin özü kabul eden kahramanlık mektebidir.
Ordumuzun yüksek teknolojiyle, derin stratejiyle, yerli üretimle, bağımsız savunma sistemiyle donatılması günümüz şartlarında hayati bir meseledir. Savaş meydanları genişlemiş, veri merkezlerinden elektronik harp sahalarına, uydu katmanlarından insansız platformlara kadar kara, hava, deniz sahalarımız gibi siber sahamız da millî güvenliğin asli bir cephesi hâline gelmiştir. Türkiye havada, karada, denizde ve uzay destekli güvenlik mimarisinde tarihî bir eşiği aşmıştır. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin isim babası olduğu KAAN, yalnızca bir savaş uçağı projesi değildir, Türkiye'nin dışa bağımlılığı kırmasının da timsalidir. ALTAY, yalnızca bir tank değildir, Kara Kuvvetlerinin yerli ve millî omurgasını tahkim eden stratejik bir iradedir. MİLGEM, yalnızca bir gemi projesi değildir, mavi vatandaki egemenlik haklarımızın çelikten muhafızıdır. GÖKBEY, Anka, Akıncı, KIZILELMA, HİSAR, ATMACA ve daha nicelerinin birer birer TSK envanterine kazandırılması Türkiye'nin caydırıcı, donanımlı, etkin ve saygın ordusuyla hem bölgesel hem de küresel çapta aktif ve yön tayin eden bir ülke olduğunu göstermektedir. Savunma sanayisindeki bu yükseliş güvenlikle birlikte stratejik bir itibar da üretmektedir. Ülkemiz, bugün kendi mühendisini yetiştiren ve kendi sistemini geliştiren, başta Türk dünyası olmak üzere gönül coğrafyalarımızdaki kardeş ülkeler için de güvenilir bir ortak hâlindeki devlettir. Fakat burada durmak tehditler ve kuşatmalar devam ederken mümkün değildir.
Değerli milletvekilleri, Orta Doğu yanmaktayken, Lübnan'da şehirler bombalanmaktayken, Suriye'nin toprak bütünlüğü ağır kuşatma altına alınmışken, İran'da siviller savaşın en ağır bedelini ödemekteyken ve bölgemizin kalbine hançer gibi saplanan her saldırı insanlığın haysiyetini yaralamaktadır. Orta Doğu'daki hiçbir gelişme Türkiye'den bağımsız değildir. Suriye'de yaşanan her kırılma Türkiye'nin güney sınırına dayanan bir güvenlik riskidir. Doğu Akdeniz'de kurulan her hain denklem Türkiye'nin mavi vatan üzerindeki menfaatlerine yönelik bir tehdittir. İran hattında yükselen gerilim, enerji güvenliğinden sınır emniyetine, ticaret yollarının kontrolünden bölgedeki güç dengelerine kadar Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren hayati bir meseledir. Türkiye çevresindeki yangına seyirci kalan bir ülke değildir; değil yangın, kıvılcımın dahi esamesi okunmuyorken Suriye'de barış için mücadele eden Türkiye'dir. Gazze'ye huzurun ve istikrarın hâkim olması için mazluma ses olan Türkiye'dir. Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarımız ve Kıbrıs Türklüğünün istikbali için duruşundan ödün vermeyen Türkiye'dir ve bugün Türkiye, Orta Doğu'da silahların susması, çatışmanın durması ve barışın hâkim olması için mücadele etmektedir. Bilinmelidir ki siyonizme ve her türlü emperyalizme karşı son nefer, son nefes ve son damla kana kadar mücadele etmeye imanla yemin edenler Türk milletinin sigortası olan ülkücülerdir.
Değerli milletvekilleri, bölgemizdeki bu gelişmeler karşısında yapay zekâ destekli savunma mimarisinden siber güvenliğe, uzay tabanlı gözetleme sistemlerinden katmanlı hava savunma sahasına kadar her alanda millî kapasite daha da büyütülmeli, ordumuzun yeni nesil harp anlayışı güçlendirilmelidir. Bu vesileyle askerî hastanelerin yeniden açılmasını millî güvenliğin tahkimi bakımından ertelenemez bir ihtiyaç olarak görüyor, çağrımızı aynı kararlılıkla yineliyoruz: Askerî hastaneleri yeniden açmak kadim Türk ordusuna şeref borcumuzdur. Biz Türk milletiyiz, ordu milletiz; barıştan, huzurdan ve istikrardan yanayız ancak dalımızı kıranın ağacını kökünden sökmek için de tüm kudretimizle ayaktayız. Cihan şahittir ki bu devlet, kendisine kefen biçenlere tarih boyunca mezar olmuştur. Devletimiz başımızda durdukça, ordumuz kudretli oldukça...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin.
ZUHAL KARAKOÇ (Devamla) - ...al bayrağımız mavi göklere kavuştukça, ezanımız camilerimizden duyuldukça kimseden korkumuz yoktur, olmayacaktır.
Teşekkür ederim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)