GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: “Terörsüz Türkiye” vizyonuna, Mescid-i Aksa meselesine, 22 Mart Dünya Su Günü’ne ve Kütüphane Haftası’na ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:73
Tarih:25.03.2026

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bölgemizin ateş çemberinden geçtiği, küresel güçlerin hemen sınırlarımızda yeni haritalar çizmek için pusuda beklediği karanlık ve puslu bir dönemdeyiz. Böylesi bir kuşatmayı yarmak ancak çelikten bir iç cepheyle, sarsılmaz millî birlik ruhuyla mümkündür. Bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin kararlılıkla işaret ettiği "terörsüz Türkiye" vizyonu sıradan bir güvenlik konsepti veya dönemsel bir politika değildir. Bu vizyon cumhuriyetimizin yeni yüzyılına Türkiye Yüzyılı olarak vurulacak bağımsızlık mührüdür. Bizim kardeşliğimiz masabaşlarında kirli pazarlıklarda değil, Malazgirt Ovası'nda, Çanakkale siperlerinde kanla ve duayla yazılmıştır. Etnik ve mezhebî fitne tohumlarıyla bu asırlık çınarı kurutacağını sananlar milletimizin kudreti karşısında ezilmeye mahkûmdur. "Terörsüz Türkiye" hedefi sadece bir güvenlik politikası değil, aynı zamanda jeopolitik düşünce ile stratejik bir akılla örülmüş bekamızın tahkimidir. Terörü bitiren Türkiye bölgesel fırtınalara karşı çelikten bir güç ve irade kazanacaktır. Türkiye'de 86 milyonun aynı istikamette yürümesi bugün en büyük millî gücümüzdür. Dışarıda savaş büyürken içeride kardeşliği, barışı, hukuku, demokrasiyi büyütmek Türkiye'nin en güçlü cevabı olacaktır.

Bugün insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri yalnız savaşların yayılması değil, uluslararası hukukun göz göre göre etkisizleştirilmesidir. Güçlü olanın ihlal ettiği, zayıf olanın bedelini ödediği bir düzende hukuktan değil çifte standarttan ve zulümden söz edilir. Birleşmiş Milletler kararlarının tozlu raflarda, masumların toprağın altında kalması, mevcut dünya düzeni adına utanç verici bir tablodur. Hukuk sustuğunda bombalar konuşmaktadır. Mescid-i Aksa meselesi de tam burada yalnızca bir inanç başlığı değil, aynı zamanda bir hukuk, tarih ve insanlık meselesi olarak karşımızdadır. Mescid-i Aksa milyonlarca insan için kutsal bir emanet, Kudüs'se vicdanın sınandığı yerdir. Kudüs'te çiğnenen sadece taş değil insanlığın ortak haysiyetidir. Kutsal mekânların statüsünü zorla değiştirmeye dönük her girişim bölgesel barışı daha da zedelemektedir. Mübarek günleri kan gölüne çeviren cinayet şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı ablukaya almaya, Müslümanların ibadet hürriyetini namluların gölgesine boğmaya cüret etmiştir. Küresel vicdan sağır, sözde medeni Batı ise bu katliamın tescilli suç ortağıdır. İnsan hakları havarisi kesilen kurumlar Gazze'nin enkazı altında kalmış, uluslararası hukuk kanlı bir paçavraya dönmüştür. Şunu herkes çok iyi bilmelidir: Kudüs siyonizmin at koşturacağı bir tatbikat alanı değil, İslam'ın çiğnetilemez namusudur. Gazze'de emzikli bebeklerin kanı üzerine kurulan hiçbir emperyalist düzen iflah olmayacaktır. Türk milleti mazlumun ahını arşa yükselten bu zulmün karşısında hakkın gür sesi olmaya devam edecektir. Soykırımcılar tarih ve adalet önünde mutlaka hesap verecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 22 Mart tarihi Dünya Su Günü olarak anılmaktadır. Bugün suyu yalnızca ekolojik bir hassasiyet değil, küresel bir beka ve millî güvenlik meselesi olarak konuşmak mecburiyetindeyiz. Hemen yanı başımızda Orta Doğu'yu ateşe atan ABD, İsrail ve İran eksenli şiddetli çatışmalar bizlere acı bir gerçeği göstermektedir; su altyapıları artık doğrudan hedef alınmakta, su bir savaş silahı ve stratejik bir şantaj aracı olarak kullanılmaktadır. Geçtiğimiz yüzyıla petrol savaşları damga vurdu, içinde bulunduğumuz yüzyıla ise enerji ve su savaşlarının damga vuracağı açıkça görülmektedir. Bu karanlık tablo Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığı gerçeğiyle birleştiğinde, su kaynaklarımızı korumanın vatan savunmasıyla eş değer olduğunu bizlere ihtar etmektedir. Her bir damla suyumuz taviz verilemez stratejik bir gücümüzdür. Unutulmamalıdır ki bir damla suyumuzu israf etmek geleceğimizden ve bağımsızlığımızdan çalmaktır çünkü su aynı zamanda vatandır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ERKAN AKÇAY (Manisa) -

Sayın Başkan, içinde bulunduğumuz hafta Kütüphane Haftası'dır. Bir milletin asıl kudreti yalnızca ekonomik zenginliğiyle değil kütüphanelerinde mahfuz tuttuğu medeniyet birikimiyle ölçülür. Bizler Buhara'dan Semerkant'a, Bağdat'tan İstanbul'a kadar yeryüzünü devasa kütüphanelerle nakış nakış işlemiş, ilmi ve irfanı cihana yaymış büyük bir medeniyetin vârisleriyiz. Kütüphanelerimiz şanlı geçmişimizle kurduğumuz en sağlam köprüler, aydınlık geleceğimize açılan güvenli kapılardır. Bu kutlu mirası Anadolu'nun en ücra köşelerine taşıyan fedakâr iradeyi de asla unutamayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - 1943 yılında Ürgüp'e atanan ve "Eşekli Kütüphaneci" olarak hafızalarımızda yer eden merhum Mustafa Güzelgöz 7 katır ve 3 atıyla 36 köye kitap taşıyarak yirmi sekiz yıl boyunca cehalete karşı mücadele etmiştir. O, okuma ve okutma sevdasının, vatana hizmet aşkının abidevi bir sembolüdür.

Zihinlerdeki prangaları kıran kütüphanelerimizin hak ettiği değeri görmesi temennisiyle Kütüphane Haftası'nı kutluyor, tüm kütüphanecilerimizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.