| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 74 |
| Tarih: | 26.03.2026 |
MEHMET BAYKAN (Konya) - Sayın Başkanım, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; sözlerimin hemen başında, Ağrı Doğubayazıt'ta kaza sonucu şehit olan Konyalı Uzman Çavuş Selman Akarsel şehidimize Allah'tan rahmet diliyorum.
Yine, vefatının 17'nci yıl dönümünde -12 Eylül öncesi Ülkü Ocakları Başkanı, Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı- şehit Muhsin Yazıcıoğlu'na Allah'tan rahmet diliyorum ve bugün, Dünya Kupası "play-off" elemelerinde İstanbul'da Romanya'yla karşılaşacak A Millî Takımımıza başarılar diliyorum.
Değerli arkadaşlar, son günlerde kamuoyunu meşgul eden ve siyaset kurumunun itibarını doğrudan ilgilendiren çok önemli bir mesele üzerine söz almış bulunuyorum. Ana muhalefet partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel tarafından Sayın Akın Gürlek hakkında ortaya atılan iddialar sadece siyasi rekabet sınırlarını aşmakla kalmamış aynı zamanda devletin kurumlarına olan güveni zedeleyecek bir boyuta ulaşmıştır.
Değerli arkadaşlar, iddialar ciddi olabilir, siyasetçi iddia ortaya koyar, eleştiri de yapar ama bir şartla; gerçeklere dayanmak zorundadır. Eğer ortaya koyduğunuz belgeler temsilî yani gerçekçi olmayan, doğrulanmamış, hatta manipülasyon içeren belgeler ise bu artık siyaset değil doğrudan doğruya bir algı operasyonuna dönüşür. Sözüm ona 12 tapu belgesi açıklanıp "Bunlar gerçek." denilmiştir. Ardından Sayın Bakan net bir şekilde resmî kayıtları ortaya koyarak "Üzerime kayıtlı 4 taşınmaz var." diyerek kamuoyunu bilgilendirmiştir, tapu sorgulaması yapan şüpheli kamu görevlileri de "4 tapu gördük." demişlerdir. Bunlara rağmen tartışma devam ettirilmeye çalışılıyor ama Grup Başkan Vekili Sayın Murat Emir hakkındaki iddialarla ilgili "14 tapum var." deyip paylaştıktan sonra -ki bu kayıtlar sağlamdır, bakan da paylaşsa, milletvekili de paylaşsa devletin kayıtları sağlamdır, beyan esastır, eyvallah- aynı çevreler hemen kabullenmiştir; bu ne yaman çelişki? Sayın Bakan evrakta sahtecilik iddiasıyla Sayın Özel hakkında suç duyurusunda bulundu, ayrıca 1 milyon liralık tazminat davası açtı. Mevzu artık yargıda, mahkeme tüm kayıtları isteyecek, hakikat tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacak. Kayıtlar silinemez, yok edilemez. Eğer kafanızda hayali suç oluşturup herkesin buna inanmasını istiyorsanız kusura bakmayın. Peki, şimdi ne olacak? Ortaya atılan iddialar bize göre çökmüştür, bu durum sadece bir siyasi polemik olmaktan çıkıp güvenilirlik krizine dönüşmüştür. Aslında söylenecek çok şey var ama etrafımız ateş çemberiyken, dünya bir savaşın ateşinde kavruluyorken biz sorumluluk sahiplerine düşen, iç cepheyi sarsacak hâl ve davranışlardan kaçınmak, temeli olmayan tartışmalarla enerjimizi harcamamak olmalıdır. Bir taraftan devam eden soruşturmalar, tartışmalar... Bir anda ilgisiz bir başlık üzerinden gündem oluşturulmaya çalışılmaktadır ama bundan daha vahim bir durum var: Bu süreçte devletin tapu kayıtlarına hukuka aykırı şekilde erişildiği iddiaları gündeme gelmiştir. Farklı illerden farklı kamu görevlileri tarafından yapılan sorgulamalar var ve bu bilgilerin siyasi bir zemine taşınması söz konusu. Eğer bu doğruysa -ki basına yansıyan bilgiler bu yöndedir, mahkeme kararları bu yöndedir- artık burada mesele sadece siyaset değildir; burada mesela mahrem bilgilerin kimler tarafından, nasıl sızdırıldığıdır. Meclisin, bizlerin buna kayıtsız kalma lüksümüz yoktur.
Değerli arkadaşlarım, bu konu, öyle "Garibanlar meraktan bakmışlardır." denilecek kadar basit değildir. Yaşadığımız süreçte bu kişilerin ifadeleri ve bağlantıları kamuoyuna yansıyor. Hemen bu arada, bu iddialarda, bu aşamada adı geçenleri açıklama yapmaya davet ediyorum. Şimdi soruyorum: Devletin verisine izinsiz erişmek, bunu paylaşmak merak mıdır yoksa suç mudur?
Değerli milletvekilleri, siyaset sorumluluk ister, siyaset ciddiyet ister, en önemlisi dürüstlük ister. Canlı yayınlarda, "photoshop"la yapılmış, üzerinde ada, parsel yazan, hiçbir şekilde tam açık adres bulunmayan, gerçek olmayan sözüm ona belgelerle kamuoyu meşgul edilmemelidir.
Bugün geldiğimiz noktada, ne yazık ki şu tablo ortaya çıkmıştır: Bunların sadece bir iddia olduğu kendileri tarafından da söylenmektedir. Belge denilen evraklar ya da "photoshop"lar güvenilir değildir ve toplum gereksiz bir kutuplaşmaya sürüklenmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET BAYKAN (Devamla) - Siyasetin dili sert olabilir ama zemin hakikat olmalıdır. Siyaset rekabet içerir ama iftira içeremez. Bu tablo hiç kimseye fayda sağlamaz; ne iktidara ne muhalefete ne millete.
Sözlerimin sonunda bizim bir özlemimizi ifade etmek istiyorum. "Denizde yürüsen, toprakta yüzsen yüzme bilmediğinden, yürüyemediğinden öyle yapıyor." diyen bir muhalefet anlayışı değil de "Biz olsak daha iyi yönetiriz, biz olsak daha iyi yaparız. Örneğin, siz 500 bin konut yapıyorsunuz, biz 5 milyon yapacağız." diyen ve milleti buna inandıracak bir muhalefete ihtiyacımız var. İnanın bunu başarırsınız arkadaşlar, yaparsınız zaten bunu zaman zaman yapabiliyorsunuz. Örnek mi? Sayın Cumhurbaşkanımız "Turpun büyüğü heybede." dedi, o günden beri ağzınızdan düşmüyor.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)