| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 74 |
| Tarih: | 26.03.2026 |
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sınırlarımızın hemen dibinde, Orta Doğu'da yanan ateş çemberi her geçen gün genişliyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik tırmandırdığı son saldırılar yalnızca bölgesel bir çatışmayı değil, tedarik zincirlerini sarsan küresel bir krizin ve kaos döneminin habercisidir. Bu gerilimin en kritik cephesi şüphesiz enerji güvenliğidir. Küresel enerji hatlarının kalbinde yer alan coğrafyamız güç savaşlarının ablukası altındadır. Enerji arzının tehdit edildiği, kaynakların birer silaha dönüştüğü bu darboğazda Türkiye'nin duruşu tavizsiz olmalıdır. Bu tablo bize açık bir gerçeği göstermiştir. Enerjide dışa bağımlı olan ülkeler kriz dönemlerinde sadece ekonomik değil, siyasi bakımdan da kırılgan hâle gelmektedir. Nitekim, Asya'da ve Avrupa'da gaz tedarikinde yaşanan panik bunun somut örneğidir. Türkiye son yıllarda attığı adımlarla bu fırtınaya karşı daha hazırlıklı bir konuma gelmiştir. Kaynak çeşitliliği, enerji yatırımları, depolama kapasitesi, Karadeniz gazı, Sakarya sahasındaki üretim artışı ve nükleer enerji hamleleri ülkemizin enerji güvenliğini tahkim eden stratejik adımlardır. Bizler enerjide dışa bağımlılığı doğrudan doğruya bir beka meselesi olarak görüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak altını çizerek vurguluyoruz: Türkiye bu küresel fırtınada kendi rotasını çizecek kudrettedir. Yerli ve millî enerji hamlelerimiz, mavi vatandaki tavizsiz kararlılığımız ve stratejik enerji koridorlarındaki kilit rolümüz tam bağımsızlığımızın teminatıdır. Komşularımız ateşe atılırken bizler millî savunmamızı bir zırh gibi kuşanmalıyız. Enerji arzımızı güvence altına alacak stratejik adımları kararlılıkla atıyoruz ve atmaya da devam etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki bölgemizde barış, istikrar ve güvenliğin yegâne teminatı enerjide ve diplomaside etkili, başı dik, güçlü Türkiye'dir.
Bölgemiz, ABD ve İsrail'in kışkırtmalarıyla sonu belirsiz bir kaos ve kargaşaya sürüklenmektedir. İsrail'in Gazze'den başlayıp Lübnan ve Suriye'ye uzanan şimdi de İran'ı hedef alan pervasız ve küstah saldırganlığı bütün dünyayı tehdit etmektedir. Bu yangında bölge ülkeleri yıllardır milyarlarca dolar akıttıkları kiralık güvenlik mimarisinin bir gecede nasıl çöktüğünü acı bir şekilde görmüştür. İşte, tam bu kırılma anında Türkiye'nin tarihî misyonu ve inşa ettiği vizyon devreye girmelidir. Böylesine hassas bir dönemde Türkiye, ilkesiz savrulmaların değil, devlet aklının, soğukkanlı, etkin diplomasinin ve barışçıl siyasetin temsilcisi olmuştur. Türkiye en başından itibaren çok net bir tutum almıştır. Bölgenin daha fazla kana, yıkıma ve istikrarsızlığa sürüklenmesine karşı çıkmıştır. Aynı şekilde çatışmaya, etnik ve mezhep eksenli, vekâlet savaşlarına dayalı ve bütün coğrafyayı ateşe atacak her adıma mesafe koymuştur. Ankara, savaş kışkırtıcılığına değil, ateşkese, müzakereye, anlaşmaya ve bölgesel sahiplenmeye dayalı bir çözüm zeminine işaret etmektedir. Türkiye'nin farkı şudur: Hem ilkeli durabilen hem de herkesle konuşabilen bir ülkedir; hem saldırılara karşı çıkmakta hem de misillemelerin genişleyerek bölgeyi topyekûn felakete sürüklememesi için diplomatik kanalları açık tutmaktadır. İşte bu denge Türkiye'yi sadece güçlü değil, güvenilir hâle de getirmiştir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak inanıyoruz ki Türkiye, tırmanan savaşın değil, adil barışın tarafıdır çünkü Türk milleti bilir ki barış zafiyet değil, yüksek irade, tarih şuuru ve güçlü devlet aklıdır.
Sayın Başkan, uyuşturucu, yalnızca bireyi değil, aileyi, toplumu ve milletimizin geleceğini hedef alan çok yönlü bir tehdittir. Bugün, artık, bu tehlike sokak aralarında sınırlı kalmamakta, sosyal medya kanalıyla yayılmakta...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin.
ERKAN AKÇAY (Devamla) - ...yaş ortalamasıysa çocuk çocuk denilecek seviyelere inmektedir. Daha da vahimi, toplumda rol model olarak görülen kimi isimlerin uyuşturucuyla anılması gençler üzerinde özendirici ve yıkıcı bir etki yapmaktadır. Bu nedenle, mesele sadece bir asayiş konusu değil, aynı zamanda bir ahlak, eğitim, sağlık ve millî güvenlik meselesidir. Uyuşturucu baronlarına, torbacılara ve bu zehri gençliğimize ulaştıran her yapıya karşı daha sert, daha kararlı ve daha kapsamlı mücadele yürütmek zorundayız. Bağımlı hâle gelen vatandaşları dışlamadan hızla tedavi ve rehabilitasyon süreçlerine dâhil etmeliyiz. Unutmayalım, gençliğini koruyamayan milletler istikbalini de koruyamaz.
Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.