| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 76 |
| Tarih: | 01.04.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ALİ BOZAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Önerge üzerine konuşmadan önce iktidarla ilgili bir duygumdan bahsetmek istiyorum. Diyor ya: "Yiğidi öldür, hakkını yeme." Gerçekten iktidar vekilleri gelip bu kürsüden konuştuklarında çoğu zaman kendilerine hayranlık duyduğumu ifade edeyim. Ne zaman mı hayranlık duyuyorum? Yani gelip burada gerçekle alakası olmayan şeyleri anlatıyorsunuz ya, hele de buna gerçekten inanarak anlatıyorsunuz ya, ben hayranlık duyuyorum buna. Gelip bu kürsüde yalan yanlış bilgilerle kayyumu savunuyorsunuz ya, inanarak savunuyorsunuz, hayranlık duyuyorum. Bu ülkede yaşayan milyonlarca yurttaş açlık, yokluk içerisindeyken 20 bin lira emekli maaşını, 28 bin lira asgari ücreti gelip bu kürsüden inanarak savunabiliyorsunuz ya, gerçekten size hayranlık duyuyorum ama aynı zamanda size üzüldüğüm noktalar da var; yani millet bu hâldeyken gelip bunları savunmak zorunda kaldığınız için gerçekten üzülüyorum, diyorum ki: Allah hiç kimseyi sizin düştüğünüz duruma düşürmesin.
Değerli arkadaşlar, bir adalet bakanımız vardı, "Türkiye hukuk devletidir." deme bakanıydı, "Türkiye hukuk devletidir." deme bakanı gitti, yerine "alo adalet bakanı" geldi. O gitti, yenisi geldi ama değişen bir şey yok; bu ülkede hâlen adalet yok, bu ülkede hâlen hukuk yok. Bu ülkenin adalet hattında çok büyük bir sorun var çünkü AKP iktidarı bağlantı kablolarını koparmış, vatandaş telefonu eline alıyor "alo adalet" diyor, karşı taraftan bir cevap, karşı taraftan bir ses "Aradığınız adalete ulaşılamıyor, aradığınız adalet şu anda çevrimdışı..." Maalesef, ülkedeki adalet bu hâlde.
Değerli arkadaşlar, bu ülkede "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları" dediğimizde akla Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ geliyor. "Uygulanmayan Anayasa Mahkemesi kararları" denildiğinde de akla Tayfun Kahraman ve Can Atalay geliyor. Şimdi, iktidara soruyorum: Selahattin Demirtaş size ne yaptı? Figen Yüksekdağ size ne yaptı? Can Atalay size ne yaptı? Osman Kavala size ne yaptı? Tayfun Kahraman size ne yaptı? Bunun cevabını siz vermek zorundasınız ama ben Sevgili Selahattin Demirtaş ve Sevgili Figen Yüksekdağ'ın ne yapmadığını söyleyeyim: Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hırsızlık yapmadı, yolsuzluk yapmadı, adam kayırmacılık yapmadı ve kul hakkına girmedi. İşte, bunları yapmadıkları için on yıldır cezaevinde rehine olarak tutuyorsunuz, on yıldır cezaevinde tutulmalarına rağmen, bugün size oy veren yurttaşların dahi birçoğu onlara, onların duruşuna saygı duyuyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bozan, lütfen tamamlayayım.
ALİ BOZAN (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.
İşte -tam da- sevgili Selahattin Demirtaş'ın, sevgili Figen Yüksekdağ'ın on yıldır cezaevinde tutulmalarına rağmen, bugün iktidara oy veren birçok yurttaş tarafından siyasi rehine olarak tutuldukları tespiti yapılması ağrınıza gidiyor, kabullenemiyorsunuz, içinize dert olmuş.
Biraz sonra AKP'li bir hatip gelecek, bu öneri üzerinde konuşacak. Lütfen yargı bağımsızdan bahsetmesin, lütfen "Hukuk devletidir." demesin, lütfen "Türkiye hukuk devletidir." demesin çünkü...
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Size mi soracak?
ALİ BOZAN (Devamla) - Ben söyleyeyim... Söylemeyin, bu ülkede yargı bağımsız değil. Gelip bu ülkede... Az önce söylediğim isimler sizin talimatlarınızla cezaevinde. Gelin, çözüm komisyonundaki raporda -imza attınız altına- attığınız imzanın arkasında durun; hodri meydan! O raporun altında sizin de imzanız var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ BOZAN (Devamla) - Gelin, Selahattin Demirtaş'ı, Osman Kavala'yı, Can Atalay'ı, Tayfun Kahraman'ı, Figen Yüksekdağ'ı serbest bırakın ve o komisyonda attığınız imzanın gereğini yerine getirin.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)