GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:78
Tarih:07.04.2026

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

4 Nisan, Başbuğ'umuz, Türk milliyetçiliğinin banisi, partimizin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in vefatının 29'uncu seneidevriyesidir. Başbuğ Türkeş, yalnızca bir siyaset insanı değil, milletin vicdanında kök salmış bir fikir, bir karakter, bir irade çizgisidir. O, Türk milliyetçiliği fikrini teorik kalıplardan çıkararak siyasetin merkezine taşımış, bu kutlu davayı kitlelere mal ederek siyasi bir program hâline getirmiştir. O "devlet ebet müddet" şuurunu devlet aklı, milletin birliği ve geleceğinin inşası olarak okumuş ve yaşatmıştır. Fırtınalı zamanlarda sarsılmayan duruşu, tehditler karşısında eğilmeyen iradesi, menfaatler karşısında bükülmeyen ahlakı bugün de yolumuzu aydınlatan bir meşaledir.

Bugün Başbuğ'umuzu anarken onun devlet adamlığı vizyonunu da hatırlatmak mecburiyetindeyiz. Kısa süreli Başbakanlık Müsteşarlığı döneminde öncülük ettiği Devlet Planlama Teşkilatı, TÜBİTAK, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Basın İlan Kurumu, Devlet İstatistik Enstitüsü gibi kurumlar, onun kalkınmayı bilimle, nükleer enerjiyle ve planlamayla kurgulayan, Türkiye'nin geleceğini hedefleyen bir vizyonun eseridir ve elbette tüm bu kurumsal aklın yanında en büyük iki mirasını, Türk milletinin sarsılmaz kalesi olan Milliyetçi Hareket Partisini ve gençliğimizin irfan mektebi Ülkü Ocaklarını burada iftiharla anmalıyız; bu iki kutlu yuva onun geleceği kuran vizyonunun nesilden nesile aktarılan en canlı eseridir. Bu vizyonu hayata geçirirken en zor zamanlarda, en karanlık dönemlerde bile milletin iradesine ve demokrasiye olan inancını asla kaybetmemiştir. Hayatı boyunca maruz kaldığı onca haksızlığa, işkenceye ve zulme rağmen "En kötü demokrasi, en iyi darbe idaresinden daha evladır." diyerek millî iradenin ve hukukun üstünlüğünü vurgulamıştır. Bu vesileyle Başbuğ'umuz Alparslan Türkeş'i rahmet ve şükranla anıyorum; ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün milletimizin en temel meselelerden biri, milletin mutfağına musallat olan haksız fahiş fiyat artışlarıdır. Devletin gücünü milletin sofrasına, emeğine ve alın terine siper etmeliyiz. Mesele sadece rakamlardan ibaret değildir; fahiş fiyat artışları dar gelirlinin lokmasına, insanlarımızın tenceresine, emeklinin ilacına, işçinin ekmeğine uzanan bir haksızlıktır. Vatandaşımızın helal lokmasına göz diken fırsatçılarla mücadele etmek bizim için ertelenemez, önemli bir meseledir.

Sayın Cumhurbaşkanımız dün çok net bir çerçeve çizdi ve şöyle dedi: "Milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor." Daha önce de söz, mesaj ve talimatları da var Sayın Cumhurbaşkanımızın. Mesela, 6 Ocak 2025: "Pahalı ürün satanları dize getirecek etkili yöntemlerden biri boykottur. Fırsatçılık yapanlara karşı en büyük kozumuz satın almama özgürlüğünü kullanmaktır. Vatandaşı mağdur edecek olan her türlü şeyin önüne geçin. Olağanüstü, kabul edilebilirliğin dışındaki uygulamaları engelleyin ve kalıcı çözüme kavuşturun. Fahiş fiyat artışlarıyla vatandaşların cebindeki paraya el uzatan tamahkârlara, ahi kültürüyle yetişmiş esnaf kardeşlerimin meydanı terk etmemesi gerekiyor. Ayrıca, piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat artırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Piyasa koşullarından ziyade, fırsatçılık var. Milletin aşına, ekmeğine göz dikenlere göz açtırmayacağız. Bunun hesabını mutlaka soracağız." demiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu sözleri yalnızca bir durum tespiti veya temenni değildir; bu ifadeler Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımız başta olmak üzere ekonominin tüm icracı kurumlarına verilmiş açık bir talimattır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bütün bu bakanlıklar ve kurumlar koordineli ve senkronize bir şekilde görevlerini yapmalıdır. Aziz milletimizin beklentisi ilgili bakanlıkların bu iradeyi sahada en kararlı ve tavizsiz şekilde uygulamasıdır. Tarladan rafa, fabrikadan tezgâha kadar uzanan ekonomide milletin ekmeğine kan doğrayanların yakasına yapışılmalıdır. Bu mücadele çerçevesinde gerekirse belirli sürelerle iş yeri kapatma ve teşhir cezaları da gündeme gelmelidir. Serbest piyasa bahanesiyle milletimizi soymaya kalkanlara, ticaretin ahlakını bozanlara göz açtırılmamalıdır. Serbest piyasa açgözlü soyguncuların sığınacağı, tekelleşip kartelleşecekleri bir ortam değildir. Serbest piyasanın da bir kuralı, nizamı, ölçüsü ve ahlakı vardır. Avrupa Birliği ülkelerinde ve ABD'de de buna yönelik katı kural ve tedbirler vardır. Bakanlıklarımızın sahadaki denetimlerini Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği ve talimat ettiği bu kararlılıkla daha da etkili hâle getireceklerine inanıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, milletimizin menfaatine atılacak her kararlı adımın sonuna kadar destekçisi olacağımızı buradan belirtiyoruz.

Sayın Başkan, dün, Öldürülen Gazeteciler Günü'ydü. Gazetecilik haber alma hakkının, demokrasinin ve hür düşünce mesleğidir. Bir gazetecinin karanlık eller tarafından katledilmesi aslında milletimizin bir arada yaşama iradesine sıkılmış bir kurşundur. Bu yüzdendir ki terörün ve cinayetin hedefi olan kalemler için acıda seçicilik yapamayız, yapmamalıyız. Gazetecilik yaparken öldürülen, şehit düşen kalemlerimizi asla unutamayız. 1979'da pusu kurularak öldürülen Erdoğan Hançerlioğlu'nu, İlhan Egemen Darendelioğlu'nu, Kemal Fedai Coşkuner'i; 1980'de evladının gözü önünde şehit edilen İsmail Gerçeksöz'ü ve 2014'te terör saldırısında yitirdiğimiz Cengiz Akyıldız'ı unutmadık, unutturmayacağız. Bütün bu isimleri anarken onlarla birlikte Uğur Mumcu'yu, Abdi İpekçi'yi, Çetin Emeç'i ve adını saydığım ya da sayamadığım, düşüncesini namusuyla, cesaretle kaleme döken tüm gazetecileri saygı ve rahmetle anıyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.