GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:78
Tarih:07.04.2026

MHP GRUBU ADINA FEVZİ ZIRHLIOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tamamı üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına söz almış bulunmaktayım. Aziz Türk milletini ve değerli heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İlgili kanun teklifi mevzuatın güncellenmesinin ötesinde, yüzyılımızın getirdiği sosyoekonomik risk faktörlerine karşı devletin koruyucu mekanizmalarını modernize eden ve kurumsal güvenceyi yeniden tanımlayan bir reform niteliğindedir. Konuşmamın başında altını kalın çizgilerle çizmek isterim ki çocukların, kadınların, yaşlıların ve engellilerin korunması sosyal devlet ilkesinin sadece bir uygulama alanı değil, bizzat varlık sebebidir. Dezavantajlı grupların korunması kadar toplumun her bir ferdinin insanca yaşam standardına erişiminin güvence altına alınması sosyal devlet anlayışımızın özüdür. Anayasal ilkelerimiz doğrultusunda aile yapısının ve bireysel huzurun tahkimi yalnızca mevcut hizmetlerin sürdürülmesiyle değil, fırsat eşitliğini merkeze alan ve sosyal riskleri kaynağında kurutan kapsayıcı bir modelin sürekli modernize edilmesiyle mümkündür. Bu konu bir kamu hizmetinden ziyade toplumsal barışımızı dijital ve küresel dönüşümlere karşı koruma iradesidir.

Değerli milletvekilleri, bugün içinde yaşadığımız dünya teknolojik bir devrimin tam ortasındadır. Sosyal medya artık sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkmış, zaman ve mekân sınırlarını küresel çapta buharlaştıran, sosyal bariyerleri ortadan kaldıran bu yapı dinamik bir ekosisteme dönüşmüştür. En son veriler bize şu tabloyu sunmaktadır: 8 milyarı aşan dünya nüfusunun yarısından fazlası, ülkemizde ise yaklaşık 63 milyon vatandaşımız bu mecraların aktif birer kullanıcısıdır. Ancak teknoloji alanında bu baş döndürücü hız ne yazık ki toplumsal bilincin ve kültürel adaptasyonun çok önünde seyretmektedir. Bu durum sosyal medyanın sunduğu imkânların yanında karanlık bir yüzü de beraberinde getirmiştir. İnsan ilişkilerimizin zayıflaması, mutsuz ve yalnızlaşmış bireylerin çoğalması ve en önemlisi aile bağlarımızın dijital ekranların soğuk ışığında eriyip gitmesi karşı karşıya olduğumuz en büyük modern zaman riskidir. Araştırmalar göstermektedir ki sosyal medya kullanımı aile içi yüz yüze iletişimi azaltmakta, duygusal bağları zayıflatmakta ve aynı çatı altındaki bireyleri birbirine yabancılaştırmaktadır. Daha da vahimi bu mecralar siber zorbalığın, nefret söyleminin ve dezenformasyonun fütursuzca sergilendiği birer arena hâline gelmiştir. İnternetin sağladığı ulaşılmazlık illüzyonu bireyleri tanımasa dahi başkalarına hakaret etmeye, tehdit savurmaya ve toplumsal huzuru bozmaya itmektedir.

Kıymetli milletvekilleri, en büyük sorumluluğumuz şüphesiz ki yarınlarımızın yegâne teminatı olan çocuklarımızdır. Çocuklarımızın sadece bugünkü huzuru değil fiziksel, zihinsel ve psikolojik gelişimlerini hedef alan her türlü modern tehdide karşı geçirgenliği olmayan bir koruma kalkanı oluşturmak zorundayız. Bu yaklaşım Anayasa'mızın amir hükümleriyle sabitlenmiş, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle perçinlenmiş ve toplumsal vicdanımızda yer bulmuş en kutsal ödevimizdir. Bu kutsal ödevi yerine getirmek güçlü Türkiye vizyonunun en temel yapı taşını oluşturmaktadır. Zira, bir çocuğu korumak aslında bir milletin geleceğini tahkim etmek ve medeniyet iddiamızı sürdürülebilir kılmaktır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin ifadeleriyle, yüreği millet sevgisiyle dolu, insanlığa, ülkesine, ailesine ve kendisine karşı sorumluluklarının bilincinde olan ve yüksek ülküleri hedeflemiş gençliğin yetişmesiyle cumhuriyetimizin bekası güvence altına kavuşabilecektir.

Kanun teklifiyle getirilen 5651 sayılı İnternet Kanunu ve ilgili mevzuat değişiklikleri dijital dünyada çocuklarımız için sıfır tolerans dönemini başlatmaktadır. Artık 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ sağlayıcılar tarafından hizmet sunulması hükmen engellenecektir. Bu önlemin etkin uygulanabilmesi için sosyal ağ sağlayıcılarına yaş doğrulama sistemi kurma yükümlülüğü getirilecektir. 15 yaş üstü gençlerimiz için ise yetişkin içeriklerinden tamamen arındırılmış, güvenli dijital bölgeler oluşturulması zorunlu kılınmaktadır. Sosyal ağlar ve oyun dağıtıcıları ebeveynlere ekran süresini sınırlama, hesap ayarlarını yönetme ve oyun içi satın almaları izne bağlama gibi etkin kontrol araçlarını sunmakla yükümlü olacaklardır.

Diğer yandan, Türkiye'de milyonlarca kullanıcıya erişen yurt dışı kaynaklı oyun dağıtıcılarının idari ve mali makamlar nezdinde hukuki bir muhatap bulundurmaması kullanıcı mağduriyetlerinin giderilmesini ve suçla mücadeleyi zorlaştırmaktadır. İlgili düzenlemeyle günlük erişimi yüz binden fazla olan yurt dışı kaynaklı oyun dağıtıcılarına Türkiye'de temsilci belirleme yükümlülüğü getirilerek yasal tebligatların ve taleplerin muhatabı netleştirilmekte, böylelikle ulusal mevzuatımıza uyumun ve hukuki denetimin sağlanması amaçlanmaktadır. Aynı doğrultuda, kanun teklifinde öngörülen idari para cezaları ile internet trafiği, bant genişliğinin kademeli olarak daraltılmasına ilişkin yaptırım mekanizması yükümlülüklerin etkinliğini ve caydırıcılığını temin etmeye yöneliktir.

Değerli milletvekilleri, şunu unutmamalıyız ki sosyal medya bağımlılığı sadece bir zaman kaybı değildir. Yapılan bilimsel çalışmalar bu bağımlılığın narsisizm gibi derin kişilik bozukluklarıyla beslendiğini kanıtlamaktadır. Özellikle genç yaştaki evlatlarımızın sosyal onay alma ve popülerlik kaygısıyla kendilerini dijital bir hapishaneye mahkûm etmelerine göz yumamayız. Yasalar tek başına bir toplumun ruhunu iyileştiremez. Bilgi doğrulama yöntemlerini bilen, etik paylaşım sorumluluğunu taşıyan, dijital dünyada aktif özne olan bir nesil yetiştirmek zorundayız. Geleneksel koruma reflekslerinin ötesine geçerek gençlerimizi dijital dünyanın risklerine karşı donanımlı kılan ve onlara bu ekosistemde kendi yollarını özgürce çizebilecekleri stratejik bir okuryazarlık vizyonu sunmalıyız. Evlatlarımızın zihinlerini ve hayallerini algoritmaların sınırlarından çıkarıp gerçek dünyanın geniş ufuklarına taşımak onlara olan en büyük vefa borcumuzdur. Medya okuryazarlığı eğitimlerini sadece üst sınıflarda değil eğitimin her kademesinde yaygınlaştırmalıyız. Gençlerimizin sosyal medyadaki içerikleri beğeni sayısı veya popülerlik üzerinden değil rasyonel ve eleştirel bir süzgeçten geçirerek değerlendirmelerini sağlamalıyız. Bu ancak aile, okul ve devletin el ele vermesiyle mümkündür.

Kıymetli milletvekilleri, kanun teklifi sadece dijital dünyayı değil sosyal hizmetlerin her katmanını kapsamaktadır. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nda yaptığımız değişikliklerle, çocuğun yüksek yararı ilkesi gereğince çocuklarımızın korunmasına yönelik hizmet modelleri uzmanlaşacaktır. Kurum bakımından ergin olarak ayrılan gençlerimizin kamuda istihdam koşulları iyileştirilecektir. Okul, kreş, yurt ve servis gibi çocuklarımızın yoğun olduğu yerlerde belirli suçlardan mahkûm olanların çalışması ve bu yerleri işletmesi engellenecektir. Devlet koruması altındayken reşit olan ve yükseköğrenime devam eden gençlerin koruma kararının kalkmasıyla birlikte ani bir sosyal ve ekonomik boşluğa düşmeleri eğitim haklarının kesintiye uğramasına ve sosyal risklere açık hâle gelmelerine neden olabilmektedir. Teklifle getirilen düzenleme sayesinde bu gençlerin eğitim hayatları boyunca en fazla 25 yaşını tamamlayıncaya kadar desteklenmeye devam edilmesi sağlanarak devletin koruma yükümlülüğü etkin kılınacaktır. Engelli, yaşlı, şehit yakını ve gazilerimizin toplu taşımadaki ücretsiz seyahat hakları da etkin bir yapıya kavuşturulacaktır.

Ayrıca, kadın konukevleriyle ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Sosyal inceleme raporu ve değerlendirme komisyonu kararına göre yeterli geliri olmadığı tespit edilen kadınlara ve beraberindeki çocuklara harçlık desteği sağlanacaktır. Bu destekle ekonomik güçlenme sürecine katkı sağlanması ve bu dönemdeki ihtiyaçların karşılanabilmesi hedeflenmektedir. Düzenleme, kadın konukevlerinden hizmet alan kadına ve çocuğa verilecek harçlık oranının ve ödeme usulünün belirlenmesi gibi konularda yeknesaklık sağlanarak uygulama birliğinin oluşması amaçlanmaktadır.

Yüz otuz yıllık medarıiftiharımız Darülacezenin hizmetlerini yurt dışına taşıyacak, mali devamlılığını sağlayacak ve gıda bankacılığı ile sosyal yardımları daha modern bir sisteme entegre edecek adımlar atılmış olacak. İhdas edildiği yıldan bu yana din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin insan onurunu merkeze alan Darülaceze, kuruluş felsefesindeki şefkat, merhamet ve özveri ilkelerinden ödün vermeksizin hizmet ağını genişletmektedir. Bu köklü kurumumuz sahip olduğu eşsiz medeniyet mirasını ve asırlık tecrübesini artık sadece sınırlarımız içerisinde değil, uluslararası arenada da bir şefkat köprüsü olarak tesis edecektir. Bu düzenlemeyle Darülaceze küresel ölçekte insani yardım ve sosyal hizmet faaliyetleri yürütebilecek bir hareket kabiliyetine kavuşarak devletimizin müşfik elini dünyanın dört bir yanındaki ihtiyaç sahiplerine ulaştırma kapasitesine sahip olacaktır.

Diğer yandan, sosyal devlet hayatın en hassas evrelerinde vatandaşın elinden tutan devlettir. Bilimsel verilerle sabitlendiği üzere doğum sonrasındaki ilk aylar bir çocuğun duygusal ve fiziksel gelişimi için telafisi olmayan en kritik evreyi teşkil eder. Bu süreçte anne ve çocuk arasındaki bağın kesintisiz tesisi yalnızca çekirdek ailenin refahı için değil; sağlıklı, öz güvenli ve donanımlı nesillerin yetişmesi bağlamında Türkiye'nin uzun vadeli beşerî sermayesinin ve toplumsal geleceğinin en güçlü teminatıdır. Hazırlanan kanun teklifiyle çalışan kadınlarımızın analık izin süreleri uzatılacaktır Çalışan kadınlara doğum öncesi sekiz, doğumdan sonra on altı hafta izin verilerek toplam yirmi dört hafta izin süresi olacaktır. Aynı doğrultuda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda, eşi doğum yapan memurlara verilen on günlük babalık izni süresinin eşi doğum yapan erkek işçilere de tanınarak yeknesaklığın sağlanması amaçlanmaktadır. Babalık, evlat edinme ve koruyucu aile izinleri uzatılarak aile bütünlüğü perçinlenecektir. Aynı amaçla, sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memurun talebi hâlinde doğum öncesi izin süresinden doğum sonrasına aktarabileceği süre artırılmaktadır. Bu düzenlemeyle, doğum sonrasında daha uzun emzirme süresi imkânı tanınarak çocuğun gelişim ve bakım sürecinin daha nitelikli desteklenmesi amaçlanmaktadır. Koruyucu aileler için öngörülen izin düzenlemesiyle aile ile çocuğun birbirine alışma sürecine destek olunması amaçlanmaktadır. Bu düzenleme uzun vadede nüfus yapısını destekleyecek stratejik bir nüfus politikasının bir adımıdır.

Değerli milletvekilleri, bugün sunulan teklif uluslararası sözleşmelerle uyum göstermektedir. Bizim amacımız dezavantajlı grupların yaşam kalitesini yükseltmek, aile yapımızı her türlü erozyona karşı korumak ve siber dünyanın karanlık dehlizlerinde hiçbir evladımızı yalnız bırakmamaktır. Sosyal yardım ve hizmetlerin daha etkin, kapsayıcı ve şeffaf bir yapıya kavuşması güçlü Türkiye'nin, güçlü toplumun en büyük dayanağı olacaktır. Siber zorbalığa karşı "Dur!" diyen, anneyi ve çocuğu merkeze alan, yaşlısına ve engellisine hürmeti yasal bir zeminle perçinleyen bu kanun teklifi modern Türkiye'nin sosyal hizmet bildirisidir. Unutulmamalıdır ki bir toplumun gücü en zayıf halkasını koruyabildiği kadardır. Biz hiçbir ferdimizi geride bırakmayan, dijital çağın beraberinde getirdiği karmaşık riskler karşısında aile kurumunu koruyan ve toplumsal yapımızı dijital tehditlere karşı tahkim eden bir sosyal devlet vizyonunu kararlılıkla sürdürmeliyiz.

Kıymetli milletvekilleri, desteğiniz ve geleceğimize dair bu ortak hassasiyetiniz için şükranlarımı sunuyorum. Bu tarihî adımların vatanımıza, milletimize ve özellikle yarınlarımızın teminatı olan gençlerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Sözlerime son vermeden önce, 4 Nisan 1997 yılında ebediyete irtihal eden Başbuğ'umuz Alparslan Türkeş Bey'i saygı ve rahmetle anıyor, Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (MHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)