GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

ALİ BOZAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Bugün gün boyunca yapılan konuşmalarda Siverek'te ve Maraş'ta yaşanan saldırılar konuşuldu ama özellikle bu konularda söz alan iktidar vekillerini, iktidar sözcülerini dinlediğimde bir şey dikkatimi çekti. Ya, sanki yirmi dört yıldır bu ülkeyi onlar yönetmiyormuş gibi, olan bitenin sorumlusu onlar değilmiş gibi, ya burada muhalefet gibi konuştular ya da şunu yaptılar: Çıktılar, burada, bu olan bitenin en tepedeki sorumlusu olan Millî Eğitim Bakanına, Yusuf Tekin'e sahip çıktılar; üstüne, çıkıp bir de ne yaptılar; yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali, dediler ki: Bu mesele siyasete malzeme edilmemeli. Evet, arkadaşlar, bu mesele siyasete malzeme edilmemeli ama bu meseleyi, bu saldırıları, bu katliamı siyasete malzeme eden bizzat iktidardır, bizzat AKP'dir. Ne zaman siyasete malzeme etti? O yaşamını yitiren, öldürülen çocukların cenazesi zamanında siz bu saldırıları siyasete malzeme ettiniz. Siz öldürülen çocuklar arasında dahi ayrım yaptınız, Yusuf Tarık Gül'ün cenazesine hiçbir bakan katılmadı. Çıkıp ondan sonra burada diyorsunuz ki: "Bu olayları, bu yaşananları siyasete malzeme etmeyelim."

Değerli arkadaşlar, Siverek ve Maraş'ta yaşanan saldırıların üzerinden neredeyse bir hafta geçti ama bir hafta içerisinde hem burada hem dışarıda konuşulanlara ben baktığımda olup bitene baktığımda ben şunu görüyorum: İktidar yine bu olayı, bu saldırıyı, bu katliamı daha önce yaşananlar gibi hiçbir siyasi sorumluluk kabul etmeden bir komisyona havale ederek kapatmaya çalışacak. Ama bu defa öyle olmayacak, bu defa öyle olmamalı. Nasıl olmalı? Bir defa Yusuf Tekin istifa etmeli, Millî Eğitim Bakanı istifa etmeli. Eğer bu meseleyi gerçekten siyasete alet etmek istemiyorsanız bu yaşananların bir siyasi sorumluluğu var ve bu yaşananların birinci derecede siyasi sorumlusu da Millî Eğitim Bakanıdır. Millî Eğitim Bakanı o koltuktan vazgeçmeli ya, o koltuktan vazgeçmediği sürece siz bu yaşananları siyasete alet ediyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, şimdi bugün bir komisyon kuruldu değil mi? Peki bu Komisyon ne yapacak? Kimi dinleyecek? Bu yaşananların birinci derecede sorumlusu olan Millî Eğitim Bakanını dinleyecek, yine Millî Eğitim Bakanının görevlendireceği kamu görevlilerini dinleyecek. Bu Komisyondan ne çıkar? Bu Komisyon yapacağı çalışmalarla nasıl...

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Millî Eğitim Bakanı gelecek mi? Kültür ve Turizm Bakanı gelmedi ki o gelecek.

ALİ BOZAN (Devamla) - İnşallah gelir.

Değerli arkadaşlar, özetle şunu söyleyelim: Bu yaşananların siyaseti olmaz, bu yaşananların iktidarı olmaz, bu yaşananların sorumlusu olur. Bu yaşananların sorumlusu da sizsiniz ve gereğini yapın.

Şimdi, ben Millî Eğitim Bakanından bahsettim, biraz İçişleri Bakanından da bahsetmek gerekiyor. Şimdi, önceki İçişleri Bakanı gitti, yenisi geldi, dedik ya bir değişiklik olur. Ya bu memlekette ille her zaman şu olmak zorunda mı, gelen gideni aratmak zorunda mı? Değerli arkadaşlar, İçişleri Bakanının Maraş'ta bir yanında Adalet Bakanı, bir yanında Millî Eğitim Bakanı varken yaptığı konuşmayı izlediniz mi, dinlediniz mi? Yaşamını yitiren öğretmen için, yaşamını yitiren öğrenciler için tane kavramını kullanıyor, yaralılar için tane kavramını kullanıyor. İşte öyle bir iktidar var ki öyle iktidar temsilcileri var ki ellerinde kâğıt olmadı mı, ellerinde metin olmadı mı bilinçaltlarında ne varsa ortaya çıkıyor. İşte, bilinçaltında, yaşamını yitiren öğrenciye, yaşamını yitiren çocuğa, orada katledilen öğretmene tane diye bakan bir İçişleri Bakanından biz ne bekleyelim?

Bilmiyorsanız söyleyelim Sayın Bakan: İnsana tane denmez, öğrenciye tane denmez, çocuğa tane denmez, yaralıya tane denmez; canlı olmayan varlıklara tane denir.

Şimdi soralım iktidara: Siz bu olan bitenlere rağmen hâlen anne babalara "En az 3 çocuk yapın." demeye devam edecek misiniz? Bundan on yıl önce, on beş yıl önce doğan, bugün on yaşında, on beş yaşında olan çocukları koruyamıyorsunuz. Bugün on yaşında, on beş yaşında olan çocuklar nerede? Kimisi MESEM'lerde iş cinayetlerine kurban gidiyor, kimisi şu anda biz burada bunu konuşurken ışıklarda dilencilik yapmak zorunda kalıyor, kimisi uyuşturucu kullanıyor, kimisi maalesef uyuşturucu satıyor. Siz bugün on yaşında, on beş yaşında olan çocukları koruyamamışken nasıl bu ülkede yaşayan yurttaşlara "En az 3 çocuk yapın." diyebilirsiniz?

Peki, soruyorum: Bu çocukları kim koruyacak? O 3 çocuğu kim koruyacak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından tamamlandı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ALİ BOZAN (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, yaşananlar açık, her şey apaçık ortada; bu ülkede çocukları, gençleri koruyamayan bir iktidar gerçeği var. Biliyorum, şu anda bu sıralardaki çoğunluğunuza güveniyorsunuz ama o sandık geldiğinde tıpkı emekliler gibi, tıpkı asgari ücretliler gibi geçtiğimiz hafta çarşamba günü, perşembe günü, cuma günü çocuklarını okula gönderemeyen aileler bugünleri unutmayacaklar ve sandıkta size gerekli cevabı verecekler. Biz yıllardır şunu söylüyoruz: Bu sistemle olmaz diyoruz, bu sistem çürümüş diyoruz, çürümüş sistemin ağır sonuçlarını yaşıyoruz diyoruz. Bu çürümüş sistemin daha ağır sonuçlarını yaşamamak için gelin, günü kurtaran değil, sorunların temel kaynağının ortadan kaldırılacağı çözümleri hep birlikte konuşalım ve üretelim diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)