| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 86 |
| Tarih: | 23.04.2026 |
ADALET VE KALKINMA PARTİSİ MECLİS GRUBU BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (Sivas) - Sayın Başkanım, çok Saygıdeğer Cumhurbaşkanı Yardımcımız, siyasi partilerin çok Değerli Genel Başkanları, Grup Başkanları, Grup Başkan Vekilleri, çok Değerli Bakanlarımız, kıymetli milletvekillerimiz, çok kıymetli, değerli, Meclisimizde ağırladığımız misafirlerimiz, değerli protokol, değerli arkadaşlar; bugün Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 23 Nisan Özel Oturumunda bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bizleri ekranları başında izleyen aziz milletimizi de sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada tarihimizin anlamlı dönüm noktalarından biri olan 23 Nisanı idrak etmenin gururunu yaşıyoruz. Tam yüz altı yıl önce bu müstesna gün, milletimizin bağımsızlık iradesinin vücut bulduğu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun tüm dünyaya ilan edildiği, bir milletin prangalarından kurtulduğu tarihtir. Aynı zamanda bugün, aziz milletimizin kendi kaderine sahip çıkma kararlılığının, inancının ve azminin tarihe altın harflerle yazıldığı bir başlangıcın da adıdır. 23 Nisan en zor şartlar altında dahi esareti kabul etmeyen bir milletin sarsılmaz duruşunu ve yoklukların, işgallerin, belirsizliklerin ve umutsuzlukların gölgesinde dahi neler gösterebileceğini ortaya koymuş aziz milletimizin dirayeti bugün hâlâ bizlere yol gösteren en önemli ilham kaynaklarından biri olmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışını kuru bir kurum teşekkülden ibaret görmek şüphesiz yeterli bir tespit olmayacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin her türlü gücün üstünde olduğunun açık ve net bir ifadesidir. Bu irade, geçmişte olduğu gibi bugün de yolumuzu aydınlatan, geleceğimizi şekillendiren en güçlü dayanaklardan biri olmaya devam etmektedir.
Bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmiş olması ise son derece derin ve kıymetli bir anlam taşımaktadır çünkü çocuklarımız ve gençlerimiz sadece yarınlarımızın teminatı değil, aynı zamanda değerlerimizin, inancımızın ve bağımsızlık ruhumuzun en saf taşıyıcılarıdır. Onların gözlerindeki umut, bu milletin geleceğe olan güveninin en sade ama en etkili yansımasıdır. Çocuklarımızın taşıdığı bu umut, bizlere hem sorumluluk hem de güç vermektedir. Onlara bırakılan bu miras sadece bir bayram değil, aynı zamanda bir bilinç, bir görev ve bir emanettir.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; milletimizin bağımsızlık aşkı tarih boyunca sayısız sınavdan geçerek daha da güçlenmiştir. Bu istiklal sevdası, gerektiğinde her türlü fedakârlığı göze alabilen bir inancın tezahürüdür. Bu topraklarda özgürce yaşayabiliyorsak bunu geçmişte büyük bedeller ödeyen ecdadımıza borçlu olduğumuzu bilmek, anlamak ve bu doğrultuda hareket etmek durumundayız. Vatan sevgisi tarihin hiçbir döneminde bizim için sıradan kalıplar içerisine sığdırabileceğimiz, dar pencerelere hapsedebileceğimiz yüzeysel kavramlardan olmamıştır; milletimizin bu topraklara duyduğu sevda ve millî, manevi değerlerle yoğrulmuş derin ve köklü değerleri üzerinde bir sorumluluk taşımaktadır. Bu sorumluluk her birimizin omuzlarında taşımakla yükümlü olduğu kutsal bir emanettir. Her karışı şehit kanıyla sulanmış bu topraklar bizlere yalnızca bir yaşam alanı sunmaz, aynı zamanda da bir kimlik, bir aidiyet ve bir anlam kazandırır. Ecdadımızın fedakârlıklarıyla yoğrulmuş, şehitlerimizin hatıralarıyla mukaddes bir hüviyete bürünmüş aziz vatanımız geçmiş ile geleceği birbirine bağlayan güçlü bir köprüdür. Bu köprünün sağlam kalması bizim bu değerlere ne kadar sahip çıktığımızla doğrudan ilgilidir.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; millî ve manevi değerlerimiz toplumumuzu bir arada tutan en güçlü bağlardan biridir. Kuşkusuz bu değerleri sadece geçmişin mirası olarak değerlendirmemiz mümkün değildir. Geçmişten bugüne emanet edilen bu değerler aynı zamanda geleceğimizi inşa ederken en büyük rehberimiz olacaktır, zor zamanlarda bize yön gösteren bir pusula işlevi görecektir. Aynı şekilde mukaddesatımıza olan bağlılığımız kimliğimizin temel taşlarından biridir. İnancımızdan, kültürümüzden ve tarihimizden aldığımız güç bizi ayakta tutan, bizi biz yapan en önemli unsurlar olacak. Bugün bizlere düşen görev, bu kıymetli mirası sadece korumakla sınırlı değildir; aynı zamanda bu değerleri daha da güçlendirerek bilinçli ve sağlam bir şekilde gelecek nesillere aktarmak da zorundayız. Evlatlarımızı akademik başarılarının yanında ahlaki değerlerle, vatan sevgisiyle ve sorumluluk bilinciyle yetiştirmek, imanı kuşanmalarını, irfanla donanmalarını, yüreklerinden merhametin eksik olmamasını da sağlamak en önemli vazifelerimizden biri olacaktır çünkü güçlü bir toplum ancak mazisine sıkı sıkıya tutunan, geleceğini bu perspektifte inşa eden bireylerle mümkün olabilecektir. Göklere yükselmenin yolunun köklere tutunmaktan geçtiğini çok iyi bilen bir milletin evlatları olarak böylesine şanlı bir mazinin emanetçileri ve tarih boyunca insanlık ve vicdan, hak ve adalet adına âdeta istikamet çizmiş olan aziz milletimizin böylesine emsalsiz medeniyetinin temsilcileri olarak da bir ferdi olarak da gurur duyuyoruz.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; demokrasinin kıymetini ve önemini öğreten çok çetin sınavlardan geçtik, devletimizin bekası için mücadeleler verdik, vesayeti ve bütün antidemokratik saldırıyı bertaraf ettik. İşte, bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde millî iradenin üzerinde hiçbir fâni güç tanımadan, milletimizi tayin ettiği istikamette yolumuza devam ediyor, Türkiye Yüzyılı hedefimize Cumhur İttifakı'mızla beraber, birlikte omuz omuza yol yürüyoruz. Millî iradeyi her türlü gücünün üzerinde tutan bir anlayışla terörsüz Türkiye ve terörden arındırılmış bölge hedefimizden asla taviz vermiyoruz. Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz. İstiklalimizden ve istikbalimizden ödün vermeden, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zeminde ifade ettiği gibi dünya 5'ten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür mottosuyla sürdürdüğümüz bu yürüyüşte sadece kendi sınırlarımızda değil, uluslararası alanda da dünya barışına katkı sunmaya devam ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışılar) Diplomatik gücümüzün en somut örneği, ev sahipliği yaptığımız dev organizasyonlarda ortaya çıkmaktadır. İstanbul'da gerçekleştirmiş olduğumuz Parlamentolararası (PAB) Genel Kurulu tarihin en yoğun katılımlı zirvelerinden biri olmuştur. 80'i aşkın Meclis Başkanı ve 700'ün üzerinde parlamenter, toplamda 2.937 katılımcının Türkiye'de bir araya gelmesi, barış odaklı girişimlerimizin ve küresel krizlerde üstlendiğimiz kilit rolün tüm dünya tarafından da görülmesini sağlamıştır. Bu tablonun bir diğer güçlü ayağı ise Antalya Diplomasi Forumu'dur. Burada 150 ülkeden 6 bini aşkın katılımcıyı, onlarca devlet başkanı ve bakanı ağırlayarak küresel barışın inşasına çok kıymetli katkılar sağlamaya devam ediyoruz. Ama ne yazık ki, hâlen süren savaşlar, ırkçılık, ayrımcılık gibi hastalıklı siyasetler ya da dünyanın bazı yörelerinde yaşanan açlık, susuzluk ve ilaçsızlık gibi sorunlar en fazla ve en önce çocuklarımızı vurmaya devam ediyor. BM raporlarına göre, Gazze'de yıllardır sistematik şekilde soykırıma maruz kalanların yüzde 70'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor. Dünyanın gözleri önünde, maalesef, bu zalimlikler ve zulümler devam ediyor. Daha geçenlerde İran'da 168 kız çocuğu bir ilkokula düzenlenen saldırıda sığındıkları mescitte hunharca katledildi. Bu saldırı da siyonist katil İsrail'in de siciline soykırımcıdan silinmez bir utanç notu olarak da geçmiş oldu. Bu trajedi ve hunharlık herhangi bir Batı ülkesinde yaşansaydı yer yerinden oynatılır, âdeta dünya ayağa kaldırılırdı ama, maalesef, tüm dünya sessizlikle bu zulmü izlemeye devam ediyor.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; vatan ve millet bilinci hepimizin ortak paydasıdır. Bu bilinç bizi bir arada tutan, farklılıklarımızı zenginliğe dönüştüren en güçlü unsurdur. Geçmişte nasıl ki bu bilinç sayesinde büyük zorlukların üstesinden geldiysek, bugün de aynı dayanışma ruhuyla yolumuza devam etmek zorundayız. Birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiğimiz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Unutmamalıyız ki, bağımsızlık bir kez kazanılıp sonsuza kadar garanti altına alınan bir kazanım değildir, aksine her neslin sahip çıkması, koruması ve yaşatması gereken canlı bir değerdir. Bu bilinçle hareket etmek sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda milletimize olan da borcumuzdur. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatanı bizlere emanet eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Onların ortaya koyduğu mücadele bugün hâlâ bizlere ilham vermekte, onların fedakârlıkları yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir, bu mirasa sahip çıkmak ve onu daha ileriye taşımak hepimizin ortak görevidir. Aziz milletimizin tecelligâhı, kurtuluş mücadelemizin karargâhı olan, 15 Temmuzda hain FETÖ darbe teşebbüsünde hedef olan, gazilik unvanıyla müşerref olan Meclisimizde görev yapıyor olmanın, milletimiz için mücadele veriyor olmanın hakkı, hakikati, adaleti, vicdan ve merhameti savunuyor olmanın tüm milletvekili arkadaşlarımız açısından bir iftihar vesilesi olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz. 23 Nisanın milletimize, çocuklarımıza ve insanlığa barış, huzur ve umut getirmesini temenni ediyorum.
Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bilinciyle millî ve manevi değerlerimize sıkı sıkıya bağlı kalarak birlik ve beraberlik içinde daha güçlü yarınlara yürümeye kararlılıkla devam edeceğiz diyor, yüce Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)