GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:86
Tarih:23.04.2026

HALKLARIN EŞİTLİK VE DEMOKRASİ PARTİSİ EŞ GENEL BAŞKANI TUNCER BAKIRHAN (Siirt) - Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, partilerin değerli genel başkanları, grup başkanları, kıymetli milletvekilleri, değerli misafirlerimiz, değerli halklarımız; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Maraş'ta hayatını kaybeden çocukların ve öğretmenlerimizin ailelerine başsağlığı diliyorum, Siverek'te yaralanan çocuklarımıza acil şifalar diliyorum, Türkiye'ye başsağlığı diliyorum.

Bugün çocuklara armağan edilmiş bir bayramı kutlarken bir yandan da çocuklarımızın yasını tutuyoruz. Bu meselede polemik değil, ortak akıl devreye girmeli, Meclis olarak sorumluluk almalıyız ve gereğini yerine getirmeliyiz.

Sayın Başkan, 20'nci yüzyılın başında cumhuriyet fikri bir devrimdi. Kurtuluşta omuz omuza savaşan farklı halklar, farklı kimlikler olarak ortak bir zafer kazandık ancak kurtuluşun çoğulculuğu kuruluşta görmezden gelindi. Oysa o gün başka bir seçenek de vardı. Çoğulcu, demokratik herkesin kendisi olarak var olabileceği bir cumhuriyet, bu imkân heba edildi. Cumhuriyet, tarihte donmuş bir rejim değildir. Cumhuriyet, çağın sesini duyan, halkların taleplerini karşılayan, kendini yenileyen bir rejimdir, her kuşağın yeniden güncellemek zorunda olduğu ortak bir mirastır. Biz de burada, bu çatı altında cumhuriyetin çoğulcu ve demokratik nefesi olmak istiyoruz. Bu Meclis yüzyıl önce cumhuriyet fikrini esas alarak kurtuluş iradesiyle kuruldu. Bugün ise barış iradesi etrafında yeniden anlam kazanıyor. Takvimler 2026'yı gösteriyor ama bu kürsünün omuzlarındaki tarihsel ağırlık 1920'lerin ağırlığıdır. 1920'lerde dünya altüst olurken bu topraklar kurtuluşu çoğulcu bir mecliste, ortak bir akılda buldu, farklı sesler bir arada konuştu ve bu ülke ayağa kalktı. Bugün takvimler 2026'yı gösterirken yeniden o kavşaktayız; Orta Doğu yeniden şekilleniyor, dünya yeniden kuruluyor. Biz bir kez daha birlikte güçlenmekten yanayız, farklılıkların birbirini ezmediği, birbirini tanıdığı bir zeminde buluşalım diyoruz. O gün varoluş silahla savunuldu, bugün demokratik bir yeniden varoluşu müzakereyle, hukukla, cesaretle savunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, bir yılı aşkın süren barış ve demokratik toplum sürecinde cumhuriyet tarihinde ilk kez siyasi partiler ortak bir sorumlulukla hareket etmiştir. Barış ilk kez bu düzeyde Meclisin gündemi olmuştur, bu çatı ilk kez barışın öznesi olma onuruna namzet olmuştur. Bu gelişmeler kıymetli ve tarihî gelişmelerdir, bu ilkleri görmezden gelmek, tarihî görmezden gelmektir. İkinci yüzyılda bir ilki daha gerçekleştirmek Meclisimizin ellerinde. Demokratik bütünleşmeyle tamamlanmış cumhuriyet 86 milyonun en hayati ihtiyacını karşılayacaktır. Cumhuriyeti kuranlar bir devlet inşa etti, bize düşen ise o devleti herkesin eşit ve özgür yaşayabileceği bir yaşam adası hâline getirmektir. Statükonun korkusuna değil, inşacı aklın cesaretine ihtiyacımız var. Tarihimiz bu cesur deneyimlerle doludur.

Sayın Başkan, cumhuriyetin 2'nci yüzyılında demokratik bir akla ihtiyaç var. Bu, aklın harcı demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet ne devleti dışlar ne demokrasiyi dışarıda bırakır, devlet artı demokrasi formülünü içerir. Türkiye sıradan bir ülke değildir. Enerji koridorlarının, ticaret hatlarının, korkuların ve rekabetin kesiştiği bir eşiktedir. Türkiye sadece coğrafyayla değil, jeopolitikle tanımlanır. Bu yüzden, tehdidi her zaman büyük, fırsatı her zaman sınırsızdır. Tarihsel akla sahip bir devlet, bekleyerek fırsat tüketen değildir; aksine, her imkânı topluma refah, vatandaşa özgürlük, kendisine güç olarak döndürebilen devlettir. Bu devlet demokratik cumhuriyetle mümkündür. Bu devlet demokrasiyle birlikte tehditlerden korunabilir, sınırsız fırsatlardan yararlanabilir.

Değerli milletvekilleri, dünyaya bakalım: Küresel düzen çatırdıyor. Orta Doğu ateşler içinde. Savaşın doğası değişti. Çatışmalar artık yalnızca cephelerde değil, ekonomilerde, enerjinin geçtiği dolaşım hatlarında, enformasyon alanlarında yürüyor. Böylesi bir dönemde iç barış bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur. Bugün Türkiye'nin en büyük gücü Türklerin ve Kürtlerin ortak mukadderatıdır. Tarih, Türkler ve Kürtlerin ortak coğrafya ve kaderde birlikte yaşamasını zaruri kıldı. Şimdi birlikte yaşamı siyasi rekabetlerle değil, uzlaşma alanlarıyla; ayrımlarla değil, ortak değerlerle inşa edebiliriz. Bu ortaklıklar zayıflarsa devlet zayıflar, bu ortaklıklar güçlenirse Türkiye güçlenir, 86 milyon kazanır.

Sayın Başkan, PKK'nın silah bırakma kararı Türkiye'nin en büyük gelişmesidir. İsyan ve bastırmayla anılan topraklarımızda silahlı bir yapının kendi iradesiyle silah bırakması nadir bir olgunluktur, demokratik siyasete olan inancın sonucudur. Bu kararı küçümseyen barışı küçümser ama barış tek taraflı yürünmez, barış karşılıklı adımlarla döşenen bir merdivendir, her basamak bir öncekinin üzerine kurulur. Şüphesiz, devletin, siyasetin, toplumun ve örgütün atacağı adımlar vardır. Hiçbirimiz bu sorumluluğun dışında değiliz. Farkındayız, hiçbir büyük barış bir günde kurulmadı ama hiçbir kalıcı barış da karşılıklı irade olmadan sağlanamadı. Bu dönemde tıkayan değil, yol açan bir iradeye ihtiyacımız var; şüpheye değil, güvene ihtiyacımız var.

Değerli milletvekilleri, tarihimiz birlikte yaşamanın büyük anılarıyla doludur. 23 Nisan bizim, 29 Ekim bizim. Peki, bizim olanı bizden almaya azmeden 4 Mart kimin? Biz bu vatanı birlikte kurduk, birlikte koruduk. 1071'den bugüne ara ara güncelleyerek sürdürdüğümüz bir akdimiz var. 1920'de bu akdi Mecliste bir kez daha tazelemeye çalıştık ama o akit 4 Mart 1925'te Takriri Sükûn'la ağır şekilde zedelendi. Üzerinden yüz yıl geçti. Şimdi zedelenen akdi onarma zamanıdır. Bizim bu topraklarla bağımız daimidir ve hasbidir. Bin yıl boyunca ahde vefa gösterdik. Kimse tersini söyleyemez. Malazgirt, ortak kadere açılan bir kapıydı. Çanakkale Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Laz'ın aynı toprağa birlikte can verdiği bir andı. Salâhaddin sadece bir komutan değil, adaletin timsaliydi. Eşme ruhu ise yüz yıllık yaraların hâlâ sarılabileceğini gösteren bir umuttu. Bugün bu ruhları ve tarihsel durakları güncelleme zamanıdır. Malazgirt'in birlik ruhunu, Çanakkale'nin vatan duygusunu, Salâhaddin Eyyubî'nin adaletini, Eşme'nin kucaklaşmasını 23 Nisanın halk iradesiyle buluşturmalıyız. Kürtlerin eşit yurttaşlar olarak hukuk içine alınması, cumhuriyetin demokratik kuruluşunun ikinci eşiği olacaktır. Cumhuriyet bu topraklardaki farklılıkları gözeterek 86 milyonun hukukunu korumalıdır. Cumhurun hukuku mahfuz oldukça cumhuriyet zeval bulmaz.

Değerli milletvekilleri, birlikte büyüyenler olarak birlikte kalmaktan yanayız. Şimdi birlikte barışı inşa etmenin zamanıdır. Şimdi kardeşliği eşitlik hukuku etrafında örme zamanıdır. Bu, bizim kuşağımıza tarihin yüklediği ağır bir yüktür. Bu yükten kaçanlar, çocuklarının yüzüne bakamaz. Bu Meclis 2'nci yüzyılda barışın meclisi olma potansiyeline sahiptir. Barışa hiç bu kadar yakın olmamıştık. Tarih, savaşa tevessül edenleri değil, barışı kuranları yazar. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Meclisin huzurunda Sayın Cumhurbaşkanına da seslenmek istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı, barış ve demokratik toplum sürecinde ortaya koyduğunuz çözüm iradesine kıymet biçiyoruz. Sayın Bahçeli tarihi bir cesaretle Türkiye'nin önünü açtı. Sayın Öcalan 27 Şubatta yaptığı çağrıyla çözümün kapısını sonuna kadar açma iradesini gösterdi. Sayın Özgür Özel, Sayın Babacan, Sayın Arıkan, Sayın Davutoğlu başta olmak üzere muhalefet liderleri ve siyasi aktörler barış sürecinin yanında yer aldılar. Sayın Cumhurbaşkanı, barış şimdi ona vurulacak mührü bekliyor, iktidar olarak sorumluluk sizdedir; Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Genel Başkan.

Buyurun.

TUNCER BAKIRHAN (Devamla) - Anaların barış duası sizinledir. Millet hazırdır, Türkiye hazırdır, tarih hazırdırşimdi barışı kurmanın tam zamanıdır.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, bu Meclis barışı kuran Meclis olsun, bu onur nişanesiyle hatırlansın. Bu kuşak, çocuklarına savaşı değil, barışı miras bıraksın. 23 Nisan yalnızca bir kuruluşun değil, bir yeniden doğuşun da bayramı olsun diyor, 23 Nisanı kutluyor, hepinize sevgi, saygı ve selamlarımı iletiyorum. (DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)