| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 87 |
| Tarih: | 28.04.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Dört yüz seksen altı yıl önce Ayşe Hafsa Sultan hastalandı ve kendisi şehzadeleri ziyarete Manisa'ya gelmişti. Oğlu Kanuni Sultan Süleyman da oradaydı ve hastalandıktan sonra Merkez Efendi 41 çeşit baharattan oluşan bir macun yaptı. Bunun 20 çeşidi Manisa dağlarından oluşturuldu, 21 çeşidi ise İpek Yolu üzerindeki Hint-Java adaları dâhil olmak üzere oluşturulduktan sonra da kendisi beş yıl daha yaşadı. Sonra vasiyet etti ve "Her yıl bu macun buradaki insanlara dağıtılsın." diyerek o günden beri dünyanın en önemli festivallerinden ve en uzun festivallerinden bir tanesi yapıldı. Bu pazar günü oradaydık ve yine aynı şekilde Türk dünyasından, Balkanlardan, çeşitli ülkelerden insanlar geldiler; hem şehzadeler kenti Manisa'yı ziyaret ettiler hem de aynı zamanda coşkuyla festivalimizi kutladık. Emeği geçen Büyük Şehir Belediye Başkanımıza, Sayın Valimize ve emeği geçen tüm belediye başkanlarına ve bürokratlara da çok teşekkür ediyorum. Nice dört yüz seksen altı yıllar diyorum.
Ayşe Hafsa Sultan'ın mezarı da Yavuz Sultan Selim haziresindeydi, oranın da restorasyonunda ciddi bir emeğim vardır, Merkez Efendi'de aynı şekilde de orada -kendisi İstanbul'da metfundur- kendilerine de rahmet diliyorum.
Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, "Trump" denen bir deli var ve "Netanyahu" denen Führer var. Trump bir firavun, Netanyahu da dönemimizin Führer'i. Kendisi şöyle söylüyor, Trump diyor ki: "Bu İranlılar deli, dünyayı yok edecekler." Dünyayı sen yok ettin Trump, sen Japonya'yı yok etmek istedin Nagazaki'de ve Hiroşima'da. Aynı şekilde o günden beri yani Amerika'yı işgal ettiğinizden bugüne kadar, oralara gittiğinizden beri Kızılderililer başta olmak üzere dünyanın neresine gittiyseniz oraya kan ve gözyaşı götürdünüz, katliamlar götürdünüz. Nereyi sayalım, Afganistan mı diyelim, Vietnam mı diyelim, Küba mı diyelim, Irak mı diyelim, nereyi söyleyelim? Dünyanın her yerinde sizin kanlı ayak izleriniz ve kanlı elleriniz var.
O nedenle bir diğer taraftan da Hükûmete çağrıda bulunuyoruz. Gazze'de bir barış kurulmuş güya, bir barış kurulu oluşturulmuş; bu barış kuruluyla ilgili olarak da o günden beri, kurulduğundan bugüne kadar da hâlâ daha İsrail Lübnan'ı işgal etmeye devam ediyor ve "Tampon bölgeler oluşturuyoruz." diyerek güya güvenliklerini sağlamak adına oralardan çıkmıyorlar. Suriye'de yine aynı şekilde Golan Tepeleri'ni işgal ettikten sonra ilhak ettiler, şimdi de Gazze'yi ilhak edecekler. Bunların anladığı bir dil var, hani Arif Nihat Asya söylüyordu ya "Birileri 'Lütfen!'den anlar, birileri 'Ulan!'dan anlar." diyerek bunların anladığı bir dil vardır, İslam dünyasının bilgiyle ve teknolojiyle güç oluşturmasıdır, başka bir şey değildir. O nedenle bir kez daha Firavun Trump'a karşı da bütün İslam dünyasının, Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere hepsinin görüşmelerini askıya almaları veya en azından gereken cevapları vermeleri gerekmektedir. Zaten Tom Barrack'a da gereken cevap verilmemiştir şu ana kadar, bir müstemleke valisi gibi hareket etmektedir, o nedenle Hükûmeti bu noktada da duyarlı olmaya davet ediyorum.
Tele1'in satışa sunulması... Arkadaşlar, burada bir televizyon var, bu televizyonda bir şahsın sözleri üzerine tutuklamalar var, gözaltı var, ardından da buraya kayyum atama var. Hani Türkiye bir hukuk devletiydi, Sayın Adalet Bakanı, geçmiş dönem Adalet Bakanı söylüyordu "Türkiye bir hukuk devleti." diye. Eğer hukuk devleti olsaydı suçların şahsiliği prensibi olmaz mıydı? Ve burada Merdan Yanardağ eğer bir suç işlediyse onunla ilgili işlemler yapılırdı. Tele1 bir kurumdur ve bu kuruluşu niye cezalandırıyorsunuz? Zaten, RTÜK üzerinden, kendinize yakın olanlara karşı herhangi bir işlem yapmıyorsunuz televizyonlara, radyolara karşı veya gazetelere de İletişim Başkanlığı üzerinden, Basın İlan Kurumu üzerinden çok fazla bir baskı yapmıyorsunuz, onları cezalandırmıyorsunuz ama kim ki sizleri eleştiriyorsa onlara karşı çok ciddi şekilde bir müeyyide uyguluyorsunuz kapatma gibi, gözaltına alma gibi, para cezaları gibi, gücünüz neye yetiyorsa onu yapıyorsunuz.
O nedenle, bugün de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ki çok fazla bununla ilgili olarak çalışmalar yapılması lazım. Kimler nereye kayyum atandı, kayyum atamalarından sonra bu Tasarruf Mevduatı Sigortası üzerinden ihaleler nasıl yapıldı, bu şirketler nasıl başkalarına devşirildi veya el değiştirildi, bunlarla ilgili çalışma yapılması lazım.
Tele1 de 28 milyon liraya satışa çıktı. Peki, burada dava bitmedi ki. Yarın bu zararları kim tazmin edecek? Bu zararlar milletin parasıyla yine aynı şekilde hazineden çıkacak, olmazsa AİHM kararlarıyla yine aynı şekilde hazineden çıkacak, Hükûmetin parası değil bu, Sayın Cumhurbaşkanının parası değil, Bakanların parası değil, milletin, 86 milyonun parası. O nedenle, Türkiye eğer hakikaten bir hukuk devletiyse hukuk devletine uygun hareket etmenizi tavsiye ediyorum.
Mehmet Metiner geçmişte burada milletvekilliği yapmış, hem de iktidar partisinde milletvekilliği yapmış, Sayın Cumhurbaşkanıyla geçmişte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken birlikte çalışmışlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özdağ, lütfen tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sonra Amerika'ya gitmek istemiş, bir vize istemiş -eski bir milletvekili- Amerika Birleşik Devletleri vize vermemiş. Ya, bu bir itibarsızlık değil mi? Amerika Birleşik Devletleri eski bir milletvekiline vize vermiyorsa kime bize verecek? Ya, yeni milletvekilleri de zaten giderken onlar da bir noktada vize alıyorlar; onların da parmak izlerini alıyorlar, onlarla ilgili olarak da "Gelin, bize müracaat edin." diyorlar, bunu İngiltere ile Amerika Birleşik Devletleri yapıyor. O nedenle, Hükûmet şöyle söylüyordu Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçerken: "Pasaportumuz çok kıymetli olacak ve istediğimiz yere seyahat edebileceğiz." Bu bile gösteriyor ki mefhumumuhalifinden yani eski bir milletvekili dahi Türkiye'de vize alamıyor Amerika Birleşik Devletleri'ne giderken.
Şimdi, maden işçileri... Değerli arkadaşlar, bu madenlerle ilgili ciddi problemler var: Madenlerin ruhsat meselesi problem, madenlerin işlemesi veya teknolojiyle tanışmaması ciddi bir problem; modern teknolojiyle, çağın istemiş olduğu teknolojilerle çalışmıyorlar; az parayla çok para kazanmanın yollarını araştırıyorlar. Şimdi, bir Doruk Madencilik var "Yıldızlar SSS" diye bir madencilik var. 187 kilometre bu işçiler yürüdüler. Nereye?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özdağ, lütfen tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim.
Ankara'ya yürüdüler, burada diplomasi yürüttüler, bütün grup başkan vekilleriyle görüştüler; her partinin grup başkan vekilleriyle, grubu olmayan partilerin de milletvekilleriyle görüştüler; "Bize yardım edin! Biz maaşlarımızı alamıyoruz beş altı aydır; yedi aydır, sekiz aydır alamayanlar var. Bu şirket her yerde bunu yapıyor; beş ay çalıştırıyor, sonra bunları çıkarıyor. Önce çıkarmıyor, paralarını vermiyor, 'Vereceğim.' diyor. Üç ay çalışıyoruz, dört ay çalışıyoruz 'Vereceğiz." diye kandırıyor, sonra tekrar yine iki ay çalışıyoruz, ardından da 'Lanet olsun!' deyip çıkıp gidenler var. Yenilerini alıyor, bu şekilde 350 milyona yakın parayı her ay cebine atıyor." dediler.
Emek, işçilerin; para kimin? Yıldızlar SSS'in. Peki, bu vatandaşlar ne yapıyorlar? Ankara'ya geldiler, Enerji Bakanlığı önünde oturma eylemi yapmak istediler. Bakın, polisin gerekçesine bak... Türkiye bir polis devleti mi arkadaşlar? Polis diyor ki: "Siz burada yaşam alanı oluşturmak istiyorsunuz." Anayasa ne diyor? "Sizin toplantı yapma, gösteri ve yürüyüş yapma hakkınız vardır." diyor. Bu insanlar oturacaklar orada ve siz...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özdağ, son kez uzatıyorum.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bunların maaşlarının ödenmesi lazım ve Çalışma Bakanlığının, Enerji Bakanlığının, Cumhurbaşkanı Yardımcısının devreye girmesi lazım. Bu şirket kimdir? Bu şirket Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu üzerinden bu madenleri almış. Nasıl aldığı da belli değil, onunla ilgili olarak da arkadaşlarımız mutlaka ki konuşacak, biz de burada grup önerileri getireceğiz. Bu işçiler günlerdir burada parkta, Kurtuluş Parkı'nda, Vedat Dalokay Parkı'nda eylem yapıyorlar, bir ablukaya alınmış vaziyetteler. "Yürüyüş yapacağız." diyorlar, "Yok." diyorlar. Milletvekilleri orada, gaz sıkıyorlar. Ya, bu insanlarla ilgili birileri devreye girmeli, hemen bu insanların paraları ödenmeli. Birileri yanlış yaptığı zaman nasıl onları alıyorsunuz hemen; "Ya, bir hakaret var, seni aldım gözaltına." Bir şirket Türkiye'de işçinin alın terini sömürüyor ve sizler de burada Hükûmet olarak maalesef sessiz kalıyorsunuz. O nedenle, bir an önce, bu işçilerin alnının teri kurumadan emeklerinin hakkı verilmeli.
Bir de Bodrum'da bir otel var. Bu otel nedir? Sea Garden Otel.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özdağ, teşekkür için açıyorum, lütfen tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Burada toplu sözleşme yapılacak. Genel Müdür işçileri çağırıyor, "Bu sene toplu sözleşme yapmayacağız, sendikalardan istifa edin." Ya 21'inci yüzyıl sendika çağı arkadaşlar, niye istifa etsinler? "İstifa ederseniz biz sizlere 5 bin lira da fazla bayram ikramiyesi vereceğiz." Sonra, sendikalı olmayanlara verdiler. Ardından, Çalışma Bakanlığından müfettişler geldi, raporlar hazırladılar ve "Yanlış yapıyorsunuz." deyip cezalandırdılar. Şimdi, bu insanlar orada grev yapıyorlar. Ben buradan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına çağrıda bulunuyorum, Hükûmete çağrıda bulunuyorum: Daha fazla duyarlılık; sendikalı olanlara yardım edin ve Türkiye'de daha çok insan sendikalı olsun. Şöyle veya böyle bu sendikaların eksiklikleri olabilir ama bu sendikaların eksikliği olsa bile varlıkları yeterlidir, zaman içerisinde bunlar da gerçek bir sendika havasına doğru bürünürler. O nedenle, ben burada Sea Garden'da mücadele veren işçilerin, Bodrum işçilerinin yanındayım. O nedenle, ben bir kez daha bu sendikal hakları olan vatandaşlara karşı Hükûmeti duyarlı olmaya davet ediyor, hepinize teşekkür ediyorum, iyi bir yasama haftası olsun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)