| Konu: | Bir holdinge bağlı maden şirketine ve işçilerine, hastanelerin satılacak olmasına, Esra Işık’a, Celal Karatüre’ye ve Türkiye gerçeğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 87 |
| Tarih: | 28.04.2026 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doruk Madencilik, Yıldızlar Holdinge bağlı bir şirket. Bakın, bu maden şirketini bizzat kendi eliyle TMSF yani devlet bu şirkete verdi ve bu şirket devralınırken borçları da biliniyordu. Birçok işçinin kıdem, ihbar ve aylık alacakları vardı, ödenmedi ve o işçiler günlerce yürüdü, günlerdir Ankara'da eylem yapıyor ve açlık grevinde 9'uncu gün. 23 Nisanda burada milletvekilleri çocuklarla ya da birçok çocuk alanlarda 23 Nisanı kutlarken o çocuklar babalarına sarılarak parkta 23 Nisanı kutladı. Bundan utanmayan bir iktidar var. Şimdi, bu şirketin iktidarla bir bağlantısı yokmuş. Var efendim, var, holdingin CEO'su Ali Vahit Atıcı TÜGVA'nın Bayburt İl Temsilciliğini yapmış, ayrıca da Bayburt'tan milletvekili adayı olmuş, tam göbeğinde olan birisi. Şimdi, birileri çıkıp, içinizden birileri çıkıp "Ya, biz ne yapıyoruz, bu işçilerin ne işi var Ankara'nın göbeğinde, biz bu mağduriyeti niye çözmüyoruz?" demiyor. Gaz yiyorlar, dayak yiyorlar, şiddet görüyorlar, açlar, parasızlar, bunu çözmesi gereken iktidar kulaklarını tıkamış, gözlerini kapatmış şu anda ve savunma olarak "Ne yapalım?" diyorlar. İçişleri Bakanı çıktı "Ödeyecek." dedi, bu saate kadar ödenmedi ve şirket sahibi -maşallah, varlıklı- II. Abdülhamit'in 18 ayar altından saatini 183 bin dolara alacak kadar da varlıklı. İşte, AKP'nin yarattığı zenginler, yarattığı fakirler... Zenginler bu şekilde yaşarken işçiler parkta. Yazık! Yazıklar olsun! Dönem böyle bir dönem. Buna karşı hep beraber tepki vermeliyiz. En azından içinizden bir arkadaş da konuşmalı, tepkisini ortaya koymalı.
Şimdi, değerli arkadaşlar, yirmi dört yıldır bu ülkede 8 termik santral satılmış, 9 tane hidroelektrik santral satılmış, 10 tane şeker fabrikası satılmış, 15 tane TEKEL fabrikasının binaları satılmış, Sümer Holdinge bağlı 9 şirket satılmış, Mersin'den başlayıp Trabzon'da biten 11 tane liman satılmış, linyit işletmeleri, bakır işletmeleri 19 tane satılmış kâğıt fabrikalarıyla; satılmış, satılmış, satılmış. Satmışsınız, 65 milyar dolar karşılığında satmışsınız, hemen hemen bu yılki faiz kaleminiz kadar bir rakama. Şimdi hastaneleri satıyorsunuz ve toplu hâlde satıyorsunuz. Bakın, Türkiye'deki birçok hastane, devlet hastanesi satışa çıkarılmış toplu hâlde. Yahu, neden? Ben sorarım: Bu hastane, Yunus Emre Devlet Hastanesi niye satılır? Eskişehir'deki Hava Hastanesi -ki görüntüsünü uçaktan alıyor- niye satılır? Bursa'daki tarihî hastane niye satılır? Ne durumdayız, bilmediğimiz bir şey mi var? Birilerine bir taahhüdünüz mü var, söz mü verdiniz? Türkiye'nin her yerinden; bakın, Bursa'dan, Çanakkale'den, Elâzığ'dan, Eskişehir'den, İstanbul'dan, Samsun'dan, Trabzon'dan Tunceli'ye kadar satıyoruz. Tarsus'tan satıyoruz, Sayın Başkanımın söylediği gibi.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Balıkesir var.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Balıkesir var, Çorum var, Mersin var, Amasya var; var, var, var. Niye satıyoruz? Ha, sorsak Türkiye'yi inşa ettiniz. Etmediniz; Türkiye'nin değerlerini, altındaki, üstündeki değerleri sattınız be kardeşim; sattınız, sattınız! (CHP sıralarından alkışlar) Sattınız ve doymadınız, doyuramadınız; doymadınız, doyuramadınız! Gerçekten utanç verici bir durum.
Şimdi, geliyorum Akbelen'deki Esra Işık'a. Gerçek bir çevreci; doğasına, ağacına, zeytinine sahip çıktığı için tutuklandı. Dün tutukluluk inceleme duruşması vardı, mahkemeye çıktı, hâkim karşısına çıktı. Bakın, o hâkimin karşısına zeytin dalıyla çıktı. Ege'nin, Akdeniz insanının söylemleriyle, zeytin dalıyla çıktı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Başarır, lütfen tamamlayın.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - "Zeytinime, çevreme, doğama dokunmayın!" dedi. Ki onu da çok yakın Cengiz İnşaata verdiniz, bu ülkeyi talan eden 3-5 şirketten biri ama köylü "zeytin" dedikçe, bu dalla gezdikçe siz onlara bu kelepçeyle geliyorsunuz. İşte, 86 milyona en büyük vaadiniz bu kelepçeler. Oysa bu insanlar zeytin dalıyla geliyor "Çevreme, doğama dokunma!" diyor. (CHP sıralarından alkışlar) Ben o hâkimlere, savcılara soruyorum: Esra Işık'ın suçu ne ki tutukladınız, hadi tutukladınız dün niye serbest bırakmadınız? Bu milleti rehin mi aldınız, bu insanları rehin mi aldınız, bu halkı rehin mi aldınız; bunu soruyorum. Ne demiş? "Zeytinime dokunma!" demiş. Bu suç mu? Bu suçu hepimiz işliyoruz bakın: Dokunma, dokunma! Zeytinime, insanıma, halkıma artık dokunma! Dokunma!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Başarır, lütfen tamamlayın.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Son olarak, şimdi, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok ilginç olaylar yaşanıyor ülkede. Şimdi, Celal Karatüre "Kâbe'de hacılar 'Hu' der." diye bir şarkıyla ünlenen, hatta camilerde konser veren birisi. Allah'tan Cumhuriyet Halk Partisi döneminde bunlar olmadı, aman Allah'ım, neler yapardınız. Ama memleketim Mersin'de bu kişi konser veriyor, konsere binlerce polis eşlik ediyor, koruyor. Kim bu? Kim bu? Bu kim? Niye korunuyor? Buradan soruyorum, iktidara soruyorum: Sayın Bakanım, bakanlık yaptınız, bu normal bir şey mi? Ama bir resim daha var, 86 milyon görsün, hakkını arayan madencilerin çevresindeki polisler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet, son kez uzatıyorum.
Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.
Türkiye'nin bir resmi de bu. Bakın, bir resminde ilahi, şarkılar söyleyen -ki söyleyebilir- bir şarkıcı; binlerce polis Mersin'de koruyor, yüzlerce polis; diğer yerde benim emekçi, maaşını, hakkını alamayan, parkta grev yapan, polis tarafından tartaklanıp gözaltına alınan, çevresi sarılan madencim. Yarattığınız Türkiye bu. Bu ülkenin gerçekleri: İşte birileri korunurken, birileri kollanırken, birilerine ülkenin yer altındaki, üstündeki tüm değerleri peşkeş çekilirken, bir grup madenci, müteahhit yaratılırken sokakta hakkını arayıp gözaltına alınan işçiler var; Türkiye gerçeği bu. Bu gerçeği kabul etmeyeceğiz, bu gerçeğin karşısında hep beraber, tüm muhalefet, ülkesini sevenler direneceğiz.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)