| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 87 |
| Tarih: | 28.04.2026 |
MESUT DOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, sözlerime daha önce yapmış olduğum bir tespiti tekrarlayarak başlamak isterim: Hepinizin malumu siyasette gerçekten iyi konuşmak, güçlü konuşmak, etkili konuşmak başarıyı getirebilir ama yine hepimiz biliyoruz ki siyasette başarıyı devamlı kılacak olan iyi dinlemektir. Dinleme eylemini terk edenlerin iktidarlarını devam ettirmeleri mümkün olmaz yani mazlumu, mağduru dinlemekten vazgeçenlerin iktidarda kalmaları asla ve asla mümkün değildir.
Geçen hafta bu kürsüde bir milletvekili arkadaşımız konuşmalarını gerçekleştirirken AK PARTİ Grup Başkan Vekilimiz bağırmaması gerektiğini söyledi. Şimdi, sormak lazım, o arkadaşımız bağırmasın da ne yapsın ya da muhalefet milletvekilleri bağırmasınlar da ne yapsınlar? Normal tonda konuşuyoruz, duymuyorsunuz; bağırarak konuşuyoruz, duymuyorsunuz ve en acısı da duymazlıktan geliyorsunuz. Bir nebze tebessüm olsun diye söylüyorum, bakın, Genel Kurul salonunda her şey simetrik ve aslında bu kürsünün tam merkezde olması gerekiyor ama bu kürsüyü bile iktidar partisine yakın koydular ki duysun diye, dinlesin diye ama onda bile başarılı olunamadı.
Bunları niye söylüyorum? 110 maden işçisi kardeşimiz, seslerini duyurabilmek için 170 kilometre yol yürüdüler ve Ankara'da dokuz gündür eylem yapıyorlar ve dokuz gündür açlık grevi içerisindeler ama iktidar dokuz gündür, hâlâ onları görmezlikten geliyor; dokuz gündür, hâlâ onları duymazlıktan geliyor. Sorunu çözmeleri gerekirken, kendileriyle görüşme tenezzülünde bile bulunmadılar. En acısı da şu: Böyle bir ortamda, haklı olan işçilerin yanında değil, onların hakkını yiyen şirketin yanında bulundular. Ne zaman ki o işçileri destekleyen halk ciddi manada ses vermeye başladı, bazı gazeteler Bakan Bey'in patronu arayıp da söz aldığını ifade ediyorlar. Aslında bu bile o kadar büyük bir ayıp ki yani patronu telefonla arayarak görüşenler, işçilerle görüşmemek için polisleri yanlarına gönderdiler. Böyle bir yaklaşım olmaz, böyle bir anlayış olmaz.
Bakın, altını çizerek söylüyorum: Filistin'de 450 bin insanı katleden İsrail terör örgütüne bodyguardlık yapan, İran'da çocukları okulda katledilenlerin katili olan Amerika Başkanı Trump'a sahte olarak düzenlenmiş olan suikasttaki silah sesini duyup geçmiş olsun dilekleri iletenler yanı başında bulunan işçilerin seslerini duymazlıktan geldiler. Böyle bir anlayış olur mu? Böyle bir yaklaşım olur mu? Veya bir başka açıdan: Bütün dünyanın ahlaksızlığına şahit olmuş olduğu Trump'a "dostum" diyenler, emeğinin karşılığını arayan işçilere tabiri caizse suçlu muamelesi yaptılar. Bu anlayışı kabul etmemiz mümkün değil. Ve bu anlayışı kabul etmeyen işçilerimizi temsilen -dün hepiniz şahit olmuşsunuzdur- bir işçi kardeşimiz baretini yere vura vura bir soru sordu; bu sorunun cevabını inşallah AK PARTİ'li konuşmacı kardeşimiz verir. Soru neydi? Soru şu: "Patron, devletten büyük mü?" "Patron, devletten büyük mü?" Ya, bu sorunun sorulması bile iktidara ayıp olarak yeter. Ama o işçi kardeşimiz bilsin ki asla ve asla bu ülkede hiçbir zaman patronlar devletten büyük olmayacaklar ama gördüğümüz de bir gerçek var ki patronlar, AK PARTİ iktidarından daha büyüklermiş, buna bütün Türkiye şahitlik etti. Parası olan, gücü olanların patron muamelesi görmüş olduğu bu sistem mutlaka ama mutlaka değişecek, haklı olanların patron olduğu bir dönem mutlaka ama mutlaka başlayacak. Tarihimizin hiçbir döneminde insanımız bu kadar sahipsiz olmamıştı. Hırsız eğer AK PARTİ'li ise sahip çıkıyorsunuz, arsız AK PARTİ'li ise sahip çıkıyorsunuz, soysuz AK PARTİ'li ise sahip çıkıyorsunuz ama okuldaki çocuklarımıza sahip çıkamadınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.
MESUT DOĞAN (Devamla) - Madende çalışan işçilerimize sahip çıkamadınız, emeklilerimize sahip çıkamadınız, ormanlarımıza sahip çıkamadınız ve bütün bu sahip çıkamama duygusunun altında yatan ana nedenlerden biri de başta ifade ettiğim gibi, artık dinlemiyorsunuz, duymak istemiyorsunuz; duymak isteseniz de istemeseniz de ben bir şeyi daha ifade ederek sözlerimi tamamlamak isterim. Bakın, geçen hafta konuşmuş olduğumuz o olayda, yani Maraş'ta öldürülen çocuklarımızın katili de o katillerin katili, çocuklarımızın katili de sizin yirmi beş yıldır bu ülkenin fıtratına uygulamış olduğunuz siyasetinizdir ve yine, bu ülkede bütün insanlarımızın emeğini ve alın terini sömüren hırsız da sizin kurmuş olduğunuz o sıkıntılı sistemdir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)