GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:87
Tarih:28.04.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Gül'ü ve Vedat Bilgin Hocamı tenzih ederek konuşacağım çünkü oturumun başında işçilerin maden işçilerinin haksızlığa uğradığını çok net bir şekilde ifade ettiler her ikisi de ama bu sözler Kurtuluş Parkı'nda günlerdir oluşturulan fiilî durumun o haksızlığı gideren değil, tam tersi pekiştiren türden olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Dolayısıyla, öfkemiz de tepkimizi de baki.

Ermenek, Karadon, Şirvan, Amasra, İliç, Soma... Bugün, biz, bu facia listesine pekâlâ Mihalıççık diye devam ediyor olabilirdik. Bu trajedilerin tekerrür etmemesi için hiçbir şey yapılmıyor çünkü ibret yok, ihmalkârlara caydırıcı ceza yok tam tersine himaye var. 2002'den bu yana 30 binden fazla işçiyi, emekçiyi, bir ilçe nüfusunu aslında vermişiz toprağa. Mihalıççık da bir hak mücadelesinin değil facianın tümleci olabilirdi bugün ve bugün burada şehit diye anıyor olabilirdik biz aslında Doruk Madencilik işçilerini, aynı arkası iktidarlı patron pervasızlığı çünkü maruz kaldıkları ve sanıyor musunuz ki maaşla, tazminatla sınırlı? İşçisine bir lokma ekmeği çok gören, işçilerin koruyucu donanımını, ekipman bakımını yapar mı? Ölmüş olsalar her birisini sırtımızda taşıyacağımız, bakanların cenaze protokolünün en önünde saf tutacağı o madencilere biber gazı sıkıldı günlerce; böyle şuursuzluk olabilir mi? İki soruları vardı, içimizi çok acıttı; biri "Terörist miyiz biz?" diye sordular ya uğradıkları muameleye sitemle, diyemiyor insan "Ah be güzel kardeşim, terörist olsaydın zaten bu zulme uğramazdın. Görüşmemek ne demek? Terörist olsaydın gül dökerlerdi, kırmızı halılar sererlerdi yollarına." Ve bir diğeri "Patron devletten büyük mü? Hakkı da çiğneyebildiğine, hukuku da çiğneyebildiğine, yanına kâr da kalabildiğine göre patron devletten büyük mü?" Olmadığını göstermek, Türk devletinin sadece ekmeklerini zalimin ağzından almaya çalışan o madencilere değil aslında, yıllarca devletin kendine ortak almasından, o paralel devlet belasından çekmediği kalmayan Türk milletine de borcudur. Egemenlik ortak da kabul etmez, patron da kabul etmez. Şimdi anlaşmanın sağlanmış olması bugüne kadar sergilenenin zorbalık olduğu gerçeğini unutturmuyor maalesef. Bu önergeyi okurken ben, neden insan onuru uyarınca yaşayamıyor bu ülkede insanlar? "Neden mesleğini yapmak bile ölümcül?" diye düşünürken Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack'ın sözleri çınladı kulaklarımda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Taşcı, lütfen tamamlayın.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.

Neden hukuk devletinde hak olan grev yasak bize, protesto yasak, gösteri yürüyüşü yasak, hak aramak yasak? Elin adamı söylüyor işte çünkü monarşilerde "hak" diye bir mefhum olmaz, yok; hakka hakkımız yok, hukuk yok, takdir var; o da bir kişinin takdiri. Defakto bir "Siz nasıl takdir ederseniz efendim." rejimi var. Muktedir nasıl takdir ederse öyle yaşayabilirsiniz; aç, çıplak, Ankara ayazında donarak, çocuklarınızın boynu bükük, gözü yaşlı, pazar filesi boş; o nasıl takdir ederse öyle. "Tebaasın, tabi olmuyorsan öl." rejimi var ve bu önerge, arkadaşlar, iş cinayetleriyle değil bu defaktonun yok hükmünde saydığı hayatımızı geri almakla ilgilidir bizim gözümüzde; yok hükmünde saydığı halklarımızın teminatını, hukukun herkese üstünlüğünü geri almakla ilgilidir; o yüzden bütün kalbimizle destekliyoruz.

Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)