| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 87 |
| Tarih: | 28.04.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Bu torba kanun Meclisimiz için yol oldu ama belki ilk defa birbirine benzeş konuların içerisinde yer aldığı bir torba kanun görüşüyoruz. Ancak burada da bizzat Meclis Başkanlığının belirlemiş olduğu ihtisas komisyonlarında tali komisyon olarak görüşmelerin yapılmamış olması ciddi bir eksiklik. Sayın Başkanım, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde bakanlarımızı görmez olmuştuk. Hiç olmazsa kanun görüşmelerinde ilgili Bakan Yardımcısı burada milletvekillerini dinliyordu, bugün ilgili Bakan Yardımcımız da burada yok. Sizden ve Sayın Abdulhamit Gül'den istirhamım, ilgili Bakan Yardımcımızın görüşmeleri takip etmek üzere buraya davetinin sağlanmasıdır.
Kıymetli arkadaşlar, Çevre, Şehircilik Bakanlığını yoğunluklu olarak ilgilendiren bir kanun teklifini görüşüyoruz. Teknik izahatların bir kısmını Bursa Milletvekilimiz Sayın Mehmet Atmaca yaptı, maddeler üzerinde de bu mevzular enine boyuna konuşulacak ama ben Çevre, Şehircilik Bakanlığını doğrudan ilgilendiren, kamuoyunda özellikle dar gelirli vatandaşlarımız açısından ciddi bir probleme dönüşen bir hususu bugün burada konuşmak istiyorum.
Çevre, Şehircilik Bakanlığımızın bugüne kadar yaptığı açıklamalara baktığımızda, maşallah, bir proje fabrikası gibi, bir proje kuluçkası gibi çalıştığını görüyoruz. Her gün yeni bir proje açıklanıyor ve bu projelerden birinin bitip bitmediğine bakmaksızın ertesi yıl yenisi açıklanıyor. Bir de bunların hepsi çok büyük lansmanlarla, milyonlarca liralık harcamalarla, bizzat da Sayın Cumhurbaşkanına açıklattırılıyor ve -az sonra ifade edeceğim- Cumhurbaşkanı kendi sözleriyle eleştirilebilir bir hâle düşürülüyor.
Kıymetli AK PARTİ'li arkadaşlar, mutlaka sahada karşınıza çıkıyor; son altı yılda, depremden önce ve sonra Çevre, Şehircilik Bakanlığının açıkladığı projelere şöyle hızlıca bir bakalım. İlk açıklama Aralık 2019-2020'de yapılmış: 100 Bin Sosyal Konut Projesi. Bu 100 Bin Sosyal Konut Projesi'nin akıbetini soralım dediğimizde elimizde bir bilgi yok ama bu projenin tamamlanmadığını biliyoruz, az sonra bir izahat getireceğim.
2'nci sırada Eylül 2022'de açıklanan "İlk Evim, İlk İş Yerim" diye 250 bin sosyal konut projesi var. Hemen devamında, ekim ayında hızını alamamış "İlk Evim Arsa" diye 1 milyon yapılı arsa taahhüdünde bulunulmuş. Bugün bu projenin hâli nedir diye bakıyoruz arkadaşlar, "Google"lıyorsunuz, Çevre Bakanlığının bir internet sitesi linkini veriyor, linki tıklıyorsunuz, yok, dükkân kapalı. Yani Bakanlık kendi "web" sitesinden Cumhurbaşkanının âlâyıvalayla açıkladığı bu projeyi kaldırmış. Peki, vatandaşa bir bilgi vermiş mi? Hayır. Az sonra izah edeceğim, vatandaş her gün milletvekilini mail yağmuruna tutuyor, sahada gezerken "Vekilim, ben burada başvurdum, bana kuradan çıktı ama devamı gelmedi." diye eleştiriyor.
Dördüncü başlık ne? Nisan 2023, depremden iki ay sonra, hani, bazen depremin projelere etkisi oldu mu, olmadı mı diye konuşuyoruz ya, "Kentsel Dönüşümün Yarısı Bizden" bu da fiilen başlamadı.
Peki, geliyoruz beşinci projeye de, bunlar benim tespit ettiklerim, daha fazlasını arkadaşlar bulurlarsa söylerler. Sanki 2019'da, 2020'de, 2022'de, 2023'te hiçbir şey dememiş gibi 2025'te Sayın Cumhurbaşkanı çıkıyor, yine büyük bir lansman toplantısıyla 500 bin sosyal konutu açıklıyor. 500 bin sosyal konutu illere böldüğünüzde bazı illere bin tane bile düşmüyor, o da ayrı bir konu. Yani 81 ile 500 bin sosyal konutu nasıl bölüştüreceğiz ayrı bir konu, onun da çalışmaları bir yandan devam ediyor. Peki, Sayın Cumhurbaşkanı 2023 Nisanda konuşmasında ne demişti buradan size hatırlatalım: "Ev sahibi olmak umuduyla kendilerine güvenen insanlarımızı mağdur ettiler." Kimden bahsediyor acaba? "TOKİ'ye rakip olmak için çıktıkları yolda dolandırıcılıktan mahkemeye düştüler." Ya, bir insan kendi memleketinin müteahhidini, kendi memleketinin iş yapanını "Efendim, 'TOKİ'ye rakip olacaktım.' dedi, dolandırıcı çıktı." diye bu şekilde istiskal eder mi ya? Bu senin vatandaşın, senin müteahhidin, varsa bunun örneği bunu adli olarak soruşturursun. Yok, ekonomik şartlardan zor duruma düşen varsa bunun elinden tutarsın; çıkıp "dolandırıcı" diye özel sektörle dalga geçmezsin. Sonra "Niye ekonomi büyümüyor?" Sonra "Niye konut arzında sorunlar yaşıyor?" Devam ediyor Sayın Başkan, diyor ki: "Amacımız ilk etapta konutlarını azami iki yıl içinde teslim etmek." Dördüncü yıldayız, Bakanlığın ilgili "web" sitesi aktif değil. 2023'te iki yılda teslim edilecek konutların proje olarak esamesi okunmuyor. Eskişehir Milletvekili Sayın İbrahim Arslan, Tekirdağ Milletvekili Sayın Cem Avşar soru önergesine dönüştürüyor bunlardan özellikle sahada çokça karşımıza çıkan 250 bin İlk Evim Projesi'ni; onlara da geçen ay cevap veriliyor. Henüz taze taze Bakanlığın cevabı, diyor ki: "235.439 hak sahibini belirledik. 120.000'i için planlamayı yaptık ama 900 adet proje alanı jeolojik açıdan uygun olmadığı için elendi, alternatif olanlara bakıyoruz." Bak bak! Cumhurbaşkanına kaba kaba, büyük büyük sözlerle laf söyletiyorlar, Cumhurbaşkanı -AK PARTİ'de de inşaat sektöründe çalışan dostlarımız var- hepsini dolandırıcı yapıyor, dört yıl geçmiş, diyor ki: "900 projede zemin uygun çıkmadı." Ya, sen bunları hazırlamadan mı Cumhurbaşkanına bu açıklamayı yaptırdın? Sen zemini belirlenmemiş projeyi mi ilan ettin? Ve bunu yaparken de şerefli, namuslu müteahhide de "Dolandırıcı." dedin. Ayıp değil mi ya, ne hâle düşürdünüz Sayın Cumhurbaşkanını! Tabii, bunun hesabını soran yok. Geri dönüp Sayın Cumhurbaşkanı Sayın Murat Kurum'a, Sayın Mehmet Özhaseki'ye... "Ya, aynı metinde kelimelerle oynayarak 2019'da konuşturdunuz, 2020'de, Eylül 2022'de Nisan 2023'te, Mart 2025'te aynı konuşmaları bana yaptırdınız. Nerede bunun hesabı?" diye soran yok. Sormayınca da ne oluyor arkadaşlar, ne oluyor? Geliyoruz, olan, vatandaşımızın içine girdiği duygusal kırılmaya oluyor, dar gelirli vatandaşlarımızın yıllardır kurduğu ev sahibi olma hayali belirsizlikle ortadan kalkıyor, gecikmelerde maliyetler artıyor. İlk başta 7 bin lira diye ilan edilen bir bedel bir anda 3 milyon liraya çıkıyor, biraz sonra vaktim kalırsa bütün detayları vereceğim. Vatandaş, devletin açıkladığı projelere güvenerek başvuru yapmış, hak sahibi olmuş ancak yıllar geçmesine rağmen tapu ve konut teslimleri yapılamamıştır; enflasyon ve arsa maliyetiyle vatandaşa bindiriliyor. İlk başta 192.500 lira olarak ilan edilen bir arsa bedeli için bugün 3 milyon deniliyor. Vallahi, Banker Kastelli de vatandaşı bu kadar dolandırmamıştı. Sayın Cumhurbaşkanı dolandırıcılardan bahsediyor, değil mi? Kurayı çekiyorsun, "Sen hak sahibisin." diyorsun, eline belgeyi veriyorsun, adam mutlu, eve gidiyor, çoluğuyla çocuğuyla belki o gece dışarıda bir tebrik yemeği yiyor ama 192.500 lira olan maliyet bugün 3 milyon lira olarak konuşuluyor.
Örnekler çok ama size şöyle kısaca seçim bölgem Mersin'den iki örnek vereyim: Birinci örnek, 2020 yılında açıklanan 100 Bin Sosyal Konut Projesi'nde Mersin'e yapılacak 2 bin konut için hak sahipleri belirlendi; Bozön ve Çavak Mahallelerinde hâlâ teslime hazır bir konut yok. Nerede? Dolandırıcı müteahhitlerde. İkinci örnek, Mersin'de yine "Arsa bizden, bina senden." -o binayı da bu maliyetlerle nasıl yapacak ayrı bir konu- 200 müstakil arsa kurası çekildi, adam mutlu oldu çoluğuyla çocuğuyla "Başımızı sokacağımız bir evimiz olacak." dedi. "Bir son duruma bakayım." diye internet sitesine giriyor: "Aradığınız adrese ulaşılamıyor." O internet sitesinin o linki kırık. Yahu, arkadaşlar, gerçekten, vatandaşı bir Truman Şov'a -hatırlarsanız, tamamen kurgusal bir dünyada geçen bir filmde anlatılıyordu Truman Şov- hapsettiniz ve bugün vatandaş devleti tarafından kazıklanmış olmanın acısını hissediyor ve bugün vatandaş devlete güvenmenin bedelini hissediyor ve bugün vatandaş bunun hayal kırıklığı içerisinde. Bunun hesabını soran var mı? Yok.
Dolayısıyla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı mutlaka çok önemli projelerle ilgileniyor, o kadar çok meşgul ki mesela ilanla ihale yapacak zamanı yok, bütün ihaleleri davetiyeyle yapıyor. Deprem bölgesinde ilanla yapılmış bir tane ihale yok, hepsini davetiyeyle yapıyor. 5 tane müteahhidi çağırıyor, veriyor işi. Müteahhit ne yapıyor arkadaşlar? Tek tek noter belgelerini masaya koyabiliriz, 4,5 milyona aldığı işi 1,8 milyona taşere ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ekmen, lütfen tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Allah aşkına, 100 milyar doları aşan deprem maliyetinde 4,5 milyonluk işin 1,8 milyona taşere edilmesi ne demek? Her konut başına -1 milyon 600 bin konut galiba tamamlanmak üzere- 2,5 milyon liranın siyasetçi, bürokrat ve müteahhit arasında peşkeş çekilmesi demek. Niçin buna izin veriyoruz? Niçin buna göz yumuyoruz? Niçin bunlarla ilgili bir soruşturma yürütmüyoruz? Geçen gün bu kürsüde söyledim: 2024 yılında yapılan her 100 birim liralık ihalenin 92 lirası davetiyeyle yapılmış. Seçmece müteahhitler, rekabet yok; oturduğu yerde işi devredecek, olan da asgari ücretliye, dar gelirliye, emekliye olacak. "Bu düzene son!" demenin vakti gelmiştir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)