GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:88
Tarih:29.04.2026

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, evet, Doruk Madencilike bağlı işçiler uzun süre direnerek, mücadele ederek haklarına kavuştular, gecikmeli olsa da kavuştular; bu önemliydi. Burada bir şeyi çok iyi gördük ki evet, örgütlü mücadele, sendikal mücadele emekçiler için vazgeçilmez bir mücadele hattıdır. Bu mücadele hattını korumak, geliştirmek, güçlendirmek büyük önem taşıyor. O yüzden de diyoruz ki: Bütün işçiler, örgütlenin, dayanışmayı güçlendirin ve sendikal hak mücadelesini mutlaka hayata geçirin. Yoksa fotoğraflarda gördüğünüz gibi -İçişleri Bakanı oturmuş, sanki güvenlik toplantısı yapıyorlar gibi- mesele öyle çözülmemiştir, mesele mücadeleyle çözülmüştür. İçişleri Bakanı yanına Savunma Bakanını da alsaydı, nedir bu? Siz o parkta o insanlara gaz sıktınız, saldırdınız sonra da çıkmışsınız "Meseleyi biz çözdük." Hayır, meseleyi siz çözmediniz, meseleyi orada direnen, mücadele eden işçiler, işçilerle dayanışma gösteren sosyalistler, devrimciler çözdü. Bu bir kere, böyle geçsin kayıtlara çünkü siz çözmek isteseydiniz bu şirkete hâlâ ruhsat vermezdiniz. Bu şirket talancı, bu şirket sadece doğayı talan etmiyor, işçinin hakkına çöküyor, emekçinin hakkına çöküyor hatta olduğu yerde o bölgedeki esnafın da hakkına çöküyor. Dolayısıyla da dönüp baktığımızda, aslında bugün doğaya karşı işlenen bu suçlar sadece bir ekolojik kriz yaratmıyor, onun dışında, işte, emekçinin, o bölgede yaşayan insanların bütün haklarını topyekûn gasbediyor. Şimdi, mesela, dönüp Türkiye'ye baktığınızda, Karadeniz Bölgesi, Trakya, Güney Ege, Kürt illeri gerçekten bütün bölgelerde inanılmaz bir doğa talanı var; çok ciddi bir ekolojik kriz söz konusu ve giderek derinleşiyor. Mesela, "Gabar'da petrol çıkarttık." dediniz, burada sabahtan akşama kadar Gabar petrolüyle övündünüz, Gabar'da petrol çıkartmaya başladığınızda motorin 35 liraydı, şimdi motorin 70 lira; Gabar'ın doğasını katlettiniz. Hakkâri'nin her yeri maden sahası, bütün endemik bitkileri mahvediyorsunuz. Diyadin'de altın madenciliği yapıyorsunuz, Diyadin'i mahvettiniz, Muş Ovası'nı da mahvettiniz. Dersim gibi doğa harikası bir yerin her yerine maden ruhsatı verdiniz. Bitmiyor, işte, Akbelen, gelin Güney Ege'ye, Akbelen, orada insanların zeytinini, ağacını savundu diye Esra Işık şu anda cezaevinde, Akbelen'i katlettiniz. Trakya, bugün Türkiye'nin en kirli havzası, evet, Trakya yaşam alanı olarak aslında büyük bir tahribatla karşı karşıya. Karadeniz'e gelince, Karadeniz'de çok güçlü bir ekoloji mücadelesi var Zonguldak'tan Ardahan'a kadar; Meclise geldiler, görüştük, meseleyi anlattılar. Şimdi, bütün bu mücadeleye rağmen Karadeniz'e çok ciddi bir saldırı var, doğaya saldırı, insanlara saldırı var. En son, Ordu'da, özellikle Turnalık Obası'nda, Perşembe Yaylası'nın olduğu yerde bir maden ruhsatı verilmiş. Halk toplanmış, mahkemeye gitmiş, yürütmeyi durdurma kararı var, yürütmeyi durdurma kararından sonra da 8 Mayısta bilirkişi orada, bu senenin 8 Mayısında bilirkişi orada inceleme yapacak. Siz ne yapıyorsunuz? Siz jandarmayı alıyorsunuz, gidiyorsunuz, sondaja başlamaya kalkıyorsunuz, bilirkişiyi bile beklemiyorsunuz. Ben merak ediyorum: Bu jandarma kimin jandarması? Bu jandarma şirketlerin özel güvenlik birimi mi ki ne zaman şirketler sondaja gitse bu jandarma halka saldırıyor, halkın karşısına çıkıyor, yerlerde sürüklüyor, gözaltına alıyor. Bu jandarma bir kolluk gücü mü, kamu yararı için mi var, yoksa şirketlerin özel güvenlik birimi mi? İçişleri Bakanı çıksın bunu bir açıklasın, bunu bilelim. Ordu'da halka saldırmak nedir? Giresun'da Sekü... Evet, Giresun Sekü'de de aynı şey yaşanıyor, tıpkı Akbelen'de olduğu gibi. İnsanlar doğasını koruyor, toprağını koruyor, geleceğini koruyor. Siz üç tane şirket için doğayı katletmeye devam ediyorsunuz. "Üç tane" dediğime bakmayın, şu anda 25 bin ruhsat vermişsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Temelli, lütfen tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Yani ülkede ruhsat vermediğiniz yer kalmamış; ne tarım arazisi ne orman arazisi ne yaşam alanı... Hiçbirini kale almadan, suyun kirliliğini kale almadan bu ruhsatları vermeye devam ediyorsunuz; buna son verme zamanı gelmiştir. Madenler acilen Adil Geçiş Programı çerçevesinde rehabilite edilmeli, yeni maden ruhsatları verilmemeli, gerçekten yaklaşan bu büyük ekolojik krize karşı önlem mutlaka alınmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doğayı talan ediyorsunuz da halkın kaynaklarını etmiyor musunuz? Onu da talan ediyorsunuz. Onun da en önemli yöntemlerinden biri kayyumlar.

Bakın, Halfeti Belediyesi... Halfeti'yi bilirsiniz, Urfa'nın en küçük ilçesi, 40 bin nüfusu var fakat Halfeti'de öyle bir soygun olmuş ki akıl sır buna ermez, milyonlarca liralık bir soygun var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Yıllardır orada kayyum var. Belediyeyi 2024 yılında kazanır kazanmaz geldik, bir komisyon kurduk "Bu yolsuzluklar araştırılsın." diye, hemen kayyum atadınız ve o kayyum soymaya devam etti ve şimdi de o kayyumu tutuklamak zorunda kaldınız hem de 29 kişiyle beraber. Tam organize bir şebeke.

Ha, bu işler sadece Halfeti'de mi var? Hayır. İşte, siyasi iradeyi gasbedip kayyum atadığınız her yerde sadece siyaseti darbelemiyorsunuz, orada yaşayan insanların, yerelin tüm kaynaklarına bir çökme mekanizması geliştiriyorsunuz.

Sadece Halfeti'de mi var? Yok, Van'da var. Van'ı bir düşünün, yıllardır Van kayyumun elinde, Van'ın borcu 9 milyar lirayı geçmiş; kimse sormuyor "Ya, sen bu borcu niye yaptın?" diye. Mardin'de var, Dersim'de var, kayyum atadığınız her yerde var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son kez uzatıyorum, lütfen tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - 2016'dan bugüne kadar bütün kayyumlar acilen incelemeye alınmalıdır. Kayyum döneminin aslında gerçekten bu ülkede bir araştırılması gerekiyor.

Bakın, Halfeti Belediyesi'ne dava durumuna dair bir rapor... Bu rapora baktığınızda zaten ne kadar haklı olarak bu öneriyi dile getirdiğimizi anlamış olacaksınız. Kayyum demek, talan demektir; kayyum demek, gasp demektir çünkü neden biliyor musunuz? Bir seçilmiş belediye başkanı bu suçu işleyemez, bu kadarını yapamaz. Seçilmişler de bazen suçluyor ama bu kadarını yapamaz, neden? Çünkü yereldeki o halk gider hesap sorar fakat kayyum o binadan içeri girince ne yapıyor biliyor musunuz? Bütün belediye binasının önünü bariyerlerle kapatıyor, polisi, jandarmayı çağırıyor kimse içeri giremiyor. İşte kimsenin içeri giremediği yeri böyle soyarsınız, böyle de soymaya devam ettiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür için açıyorum. Lütfen tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - O yüzden bir an önce bu kayyum anlayışına son vermemiz gerekiyor. Raflarda bekleyen kanun teklifimizin bir an önce gündeme alınıp bu kayyum rezaletini sonlandırmayı ivedilikle diye getiriyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak, TÜİK yine büyük bir başarıya imza attı. Enflasyonu düşürdüğü gibi işsizliği de düşürmüş, dolayısıyla "İşsizlik 8,1'e geriledi." diyor. Bu işsizlik rakamı OECD ülkeleri arasında ilk 5'e giriyor bu arada. Diğer taraftan Türkiye'de işsizlik gerçek anlamda düşmüyor, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 31,5 ama TÜİK'e sorsanız işsizlik de düştü. Hazine ve Maliye Bakanı diyor ki: "Katma değer vergilerini düşüreceğim." Hâlâ sermayeye vergi kolaylığı sağlama peşinde. Bence, sermayenin vergilerini düşürmek yerine sermayeden vergi alıp bir kamu istihdam politikası yaratarak bu işsizlikle mücadele edemeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Çünkü işsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir ülkede, şunu bilin ki o ülkede çok ciddi bir yoksulluk sorunu vardır, çok derinleşmiş, yaygınlaşmış bir yoksulluk sorunu vardır. Yoksullukla mücadelenin de en önemli adımı işsizlikle mücadeleden geçiyor yoksa TÜİK'in yapmış olduğu bu sahtekarlıktan değil.

Teşekkür ederim.