| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 88 |
| Tarih: | 29.04.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de genelde işleneceğini herkesin bildiği velakin kimsenin önlemeye yeltenmediği siyasi cinayetleri konuşurken atıf yapıyoruz Kırmızı Pazartesi'ye oysa tevafuk, 1 Mayıstır romanının ilk yayın tarihî. Kırmızı Pazartesi, aslında en çok, bir gün mutlaka işleneceğini herkesin bildiği, önlenebilir olduğu hâlde -en acı yanı da budur- önlenebilir olduğu hâlde önlenmeyen, kaza maskeli iş cinayetlerini sembolize etmeli aslında. Zira, işçi ölümlerinde Avrupa'da 1'inci, dünyada 3'üncü sırada olan bir ülkede, yönetenler bu istatistiği, bu utanç şampiyonluğunu borçlu oldukları nedenlerin birinde bile iyileştirmeye gitmek ihtiyacı duymuyorsa eğer; aldığımız nefesin, aklımızdan geçenin, niyetlerimizin bile kayıt altına alınabildiği bir düzende her 4 işçiden 1'i, hatta her 3,5 işçiden 1'i kayıt dışı çalışıyorsa, çalışabiliyorsa hâlâ; sendikalar sararmakla kalmıyor, sendikasızlaşma darbe dönemlerini bile aratıyorsa, iş güvenliği ekipmanları gereksiz maliyetse işveren için, ekipman olsa çalışanın onu bilinçli kullanabileceği eğitim yoksa, denetim yoksa, ceza yoksa, çok işe az ücret yerleşikleşmiş, insanlar insani olmayan sürelerde insani olmayan hızda çalışmaya zorlanıyorsa, toplu sözleşmeler zam oranına kilitleniyor ve iş güvenliği önlemleri bir türlü şart hâline gelemiyorsa, 1 Mayıs arifesinde her biri ayrı bir cinayet aracı da olan bütün bu sorunların çözümü yerine hangi yolların kapatılacağı, hangi seferlerin iptal edileceğine kafa yoruluyorsa, çünkü madencileri konuşurken de dediğim gibi tebaa ise aslında cumhuriyetin hak sahibi vatandaş kıldığı insanımız, kul ise yönetenler nazarında, bizim hakaret saydığımız monarşi onların hevesinin hedefinin adıysa ve bunca ayıptan, suçtan, vebalden muaf olmak için en azından fâni dünyada tek kelime yetiyorsa, kâğıt üzerinde modern olan ama uygulamada örfileşmiş hukukun dahi eli kolu bağlanıyorsa o tek kelimenin, "fıtrat"ın karşısında, bütün pazartesileri kırmızı olmaya mahkûmdur bu ülkenin işçilerinin, çalışarak yoksullaşan emekçilerinin.
Anmadan bitirmek istemiyorum. İş Kanunu'muza göre 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır, suçtur. Buna rağmen, Niğde'de geri dönüşüm tesisinde çalıştırılan Abdurrahman Özkul 14 yaşında kolunu makineye kaptırdı ve öldü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Taşcı, lütfen tamamlayın.
SELCAN TAŞCI (Devamla) - MESEM öğrencisi Arda Tonbul okulunun yönlendirdiği iş yerinde çalışırken 14 yaşında öldü. Ankara'da oto tamircisinde çalışan Harun Yıldız 13 yaşında yük asansörünün altında kaldı, öldü. 11 yaşında, Adana'da bir tekstil atölyesinde çalıştırılan Ahmet Haskiro asansör ile duvar arasına sıkışarak öldü, patronu yargılanmadı bile, 11 yaşında ölmüş bir çocuğun kendi üstüne kaldı cinayeti. Batman'da 9 yaşındaki -devamını getirmeye gerek bile yok aslında, buraya kadar olan kısmı yeter başımızı öne eğmeye- çocuk tarım işçisi traktörün altında kaldı ve öldü. Ben, bugün, buradan bu çocukların neden öldüğünü ve onları nasıl yaşatabileceğimizi ortaya koyacak bir irade çıkmayacağını biliyorum. Dolayısıyla, Allah sebep olanları da affetmesin, seyirci kalanları da affetmesin diyorum sadece.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)