GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:88
Tarih:29.04.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖMER ÖCALAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, Sayın Genel Kurul; hepinizi saygıyla selamlıyorum, halkımızı selamlıyorum.

Son günlerde, son haftalarda iki yoğun ve önemli gündemimiz var. Devlet mekanizması nasıl yürür, devlet nasıl işletilir? Buna biraz bakmak lazım. Şimdi, devletin illerdeki en üst merci validir, ilçelerde de devleti kaymakam temsil eder. Bu iki olguya ayrıntılı bir şekilde bakmamız lazım. Bizim Halfeti ilçemizdeki kaymakam zamanında kayyum olmuş, ondan sonra zor gücüyle Belediye Başkanı olmuş, 2024'te de seçimi kaybetmiş. 50 kişi gözaltına alınmış, dün 29 kişi tutuklanmış, adamı adliyeye getiriyorlar, adam ne dese iyidir? "Beni örgüt liderinin memleketinde tutukluyorsunuz. İmamoğlu'na kelepçe takıyor musunuz? Takmadınız, bana takıyorsunuz." diyor. Şimdi bu insan Halfeti'de devleti temsil etti, en üst düzeyde devleti temsil etti. Sonra ne yaptı? Milyonlarca lira çaldı o dönemin parasıyla, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023'te AK PARTİ Hükûmetinin Belediye Başkanıydı. Şimdi, devlet halkı soyarsa ya da devlet adına halkı soyarsalar, hırsızlık yaparsalar, yolsuzluk yaparsalar, devlet suç işlerse devleti kim yargılayacak ya da devlet adına, devlet temsilcisi olarak o ilçede bulunan kişi her türlü kirliliğe, yolsuzluğa bulaşmışsa kim yargılayacak? Sayın Başkanım, bir de bunu yurtseverlik üzerinden, bayrak üzerinden, vatan üzerinden, millet üzerinden işletiyor "Ben yurtsever biriyim, ülkesini seven, bayrağını seven biriyim." diyor, devlet adına, devlet temsilcisi olarak tüm kirliliğini bayrakla örtüp tertemiz yapıyor. Bunları Halfeti halkı biliyordu ama söylendi, eleştirildi, kulaklar kapatıldı. Bu şahıs deprem döneminde Adıyaman'da AK PARTİ'nin görevlendirilmesiyle temsili belediye başkanıydı, milyonlar döndü Sayın Başkan, buna dönük iki çift laf söylemeniz gerekiyor.

Dersim Valisi -daha yeni okudum- ne diyor? "Çok başarılıydım. terörle mücadele ettim, terörle iltisaklı kesimler bir kız çocuğu üzerinden devletimize, şahsıma, dostlarıma, aileme itibar suikastı yaptı." Devletin tüm mahremini, devletin tüm imkânlarını Dersim'de bu bahsettiğimiz Tuncay Sonel temsil ediyordu altı yıldır. Dün ben baktım, Grup Başkan Vekili Sayın Abdulhamit Gül buraya çıktı. Bence biraz öz eleştiri lazım yani ihtiyaç var buna çünkü Hükûmetin, çünkü devletin temsilcisi en azından "Biz de buralarda yanlış yaptık, 'yurtseverlik' adı altında, 'devlet severlik' adı altında birçok suistimal oldu..." Van Vekilimiz burada, kaç yıl önce 2 yurttaş helikopterden atıldı, devlet adına atıldı. Biri yaşamını yitirdi, biri hafızasını kaybetti, sağlığını kaybetti. Şimdi, Hükûmet, devlet adına birilerini görevlendirince dikkat etmesi gerekmiyor mu? Kendi partisi adına görevlendirme yapabilir kendi partisinin il başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanı olarak ama bu iş iç içe geçtiği için, artık yarı bir devlet partisi olduğu için problemler yaşanıyor. Daha liyakatli, daha vicdanlı, daha insani kadroları orada görevlendirilmelidir.

Bakınız, bir yılan hikâyesidir, Dersim'de düşen Gülistan Doku değildir, hepimiz düşmüşüz Dersim'de, bu Meclis düşmüştür Dersim'de. Kemikleri yok, yakıldı, yıkıldı mı... Önce başka bir yere gömüyorlar, tespit edileceğinden endişe edip oradan çıkarıp başka bir yere götürüyor, devlet şu an tüm gücüyle günlerdir arıyor, Gülistan Doku'nun kemiklerini bulamıyor. Bakınız, devleti teslim ettiğiniz insanlar. Bunu niçin söylüyorum? Birileri vatan, bayrak, devlet meselesini kullanıyor, bunlar norm dışıdır, bazen norm devletle de içe geçmiştir, bunu görmemiz lazım; bunu görmezsek skandallar, şoklar, vicdansızlıklar yaşamaya devam edeceğiz. Bakınız, birçok noktada ödüller verildi, kıymet atfedildi valiye, ondan dolayı, Hükûmetin bu kürsüye, halkın kürsüsüne çıkınca Gülistan Doku meselesinde ya da yolsuzluklar meselesinde, Halfeti meselesinde biraz öz eleştiri, biraz mahcubiyet... Hafiften de olsa insanın biraz mahcubiyet duyması lazım.

İşte, biz ondan dolayı diyoruz, bu çözüm süreci ne pahasına olursa olsun hedefine ulaşmalıdır. Bu mesele üzerinden binlerce istismar, binlerce suistimal yaşanmıştır, çok yönlü yaşanmıştır, devlette de yaşanmıştır, birçok kesimde de yaşanmıştır, siviller de ölmüştür, asker de yaşamını yitirmiştir, polis de yaşamını yitirmiştir, birçok problem yaşanmıştır. İşte, ondan dolayı hızlanması gerekiyor, bu sürecin yürümesi gerekiyor. Bir laf vardır "..."(*) "Su, gölde çok fazla kalırsa bozulur." derler, ondan dolayı, bu meseleye biraz ivme kazandırmak lazım, ivme kazandırmak için de adım atmak gerekiyor. O gün Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Parti Sözcüsü konuşuyor, "DEM PARTİ bizim önümüze, devletin önüne ödev koymamalı, bizim önümüze görev, sorumluluk koymamalıdır." diyor. Doğrudur, belki bazı yönleriyle haklı olabilir ama şu yönüyle haksızdır: Kendisi devlet değildir, kendisi efendi değildir, DEM PARTİ köle değildir; bu bir.

İki: Devlet adım atmayacak da, Hükûmet yasal düzenlemeler noktasında inisiyatif almayacak da ya da bu sürece ivme kazandırmayacak da kim kazandıracak arkadaşlar? CHP'ye mi söyleyelim? CHP, şu an Parlamentoda ana muhalefet konumundadır. AK PARTİ, iktidar konumundadır, elbette ki eleştirilerimiz, önerilerimiz AK PARTİ'ye dönük olacaktır. AK PARTİ Hükûmeti de devleti temsil ediyor, devlet mekanizmasını temsil ediyor. Bu sürece ivme kazandırmak lazım. Bu sürece ivme kazandırılırsa, yasal düzenlemeler olursa bu ülkenin önü açılır, model ülke hâline gelir. Yasal düzenlemeler yapmak lazım.

Bakınız, çağrı yapıldı, örgütün lideri çağrı yaptı, örgüt kararını verdi, kongresini topladı, sembolik de olsa silahlar yakıldı, "Silahlı mücadele bitmiştir." denildi. Daha ne olacak yani? Yasal düzenleme yapacaksın. Örgütün üyeleri, yöneticileri nereye gidecek? Yasal düzenlemeyi yapacaksın ki, o mekanizmayı işleteceksin ki artık tümden silahlar bir tarafa bırakılacak hem resmî hem fiili. Mesele şuna döndü: "Ben hırsızı bıraktım, hırsız beni bırakmıyor." meselesine döndü. PKK diyor: "Ben silah bıraktım." Lideri diyor: "Ben silah bıraktım, ben kongremi yaptım, fesih yaptım." Bunlar basit şeyler değildir, bunlar ciddi şeylerdir. Elbette ki devlet de ciddidir, devlet de ciddi davranmak durumundadır, Hükûmet de ciddi davranmak durumundadır, bu çok önemli bir meseledir. Bugün Sayın Cumhurbaşkanının açıklamaları önemlidir, yetkililerin yaptığı açıklamalar önemlidir, pozitiftir, sürece katkı sunması lazım ama artık her şey söylendi, her söz kuruldu; birçok öneri yapıldı, Parlamentoda Komisyon kuruldu, Komisyon raporunu yazdı, eleştiriler olsa dahi Parlamentonun büyük çoğunluğu buna katkı sundu. Bu noktada adım atması gereken, yol yürümesi gereken Hükûmettir. Yozlaştı, her şey yozlaştı değerli milletvekilleri, toplum da yozlaştı, siyaset de yozlaştı, Hükûmet de yozlaştı, muhalefet de yozlaştı, devletin kurumları da yozlaştı. Bir valinin devletin başına getirdiklerine bakın; kırk yıl düşünsen inanmazsın, inanamazsınız. Bir kaymakamın devletin başına getirdiğine bakın; hem kayyum hem belediye başkanı hem kaymakam. Buna bir "Dur!" demek lazım. Bu süreçte, kırk yıllık süreçte sadece can kayıpları yaşanmadı, en büyük acı o zaten en büyük yüzleşilmesi ve tedavi edilmesi gereken alan odur ama ekonomik alanda problemler yaşandı, sosyal alanda problemler yaşandı, uluslararası alanda problemler yaşandı. Eğer bu problem demokratik yol, yöntemlerle çözülürse, AK PARTİ Hükûmeti artık ikircikli ya da geri duran tavrından geri dönerse bu ülke bu bölgenin vizyona hâline gelir ve herkes onurlu bir şekilde, eşit bir şekilde demokrasi şemsiyesi altında yaşar.

Ben tekrardan tüm halkımızı en derin duygularımla selamlıyorum.

Meclise da başarılar. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)