| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 88 |
| Tarih: | 29.04.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; adı "Tapu Kanunu" olan ama sadece 1 maddesi tapuyu ilgilendiren bir torba yasayla karşı karşıyayız. Genellikle buraya nedense bu torba yasalarla getiriyorlar, herhâlde muhalefeti daha az konuşturalım istiyorlar ve aynı zamanda da ilgili komisyonlara da havale etmiyorlar. Mesela, bu kanun Çevre Komisyonunu ilgilendiriyor, Çevre Komisyonuna gitmiyor; oradan Tarım, Orman ve Köyişleri komisyonuna gitmiyor; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda görüşülüyor ama bir bakıyoruz, buraya Çevre Bakan Yardımcısı geliyor, onlar bu konuyla ilgileniyorlar. Komisyona bakıyoruz, üyeler, bunlar geliyorlar.
Değerli arkadaşlar, bir küçük kıssayla başlayayım, AK PARTİ'li arkadaşlar da darılmasınlar, alınmasınlar orada; bir benzetme yapacağım.
Şimdi, adamın biri hacca gidiyor; yaşlı, köylü; gittikten sonra dönüp geliyor -biliyorsunuz, eskiden uzun yıllar, aylar sürüyor- sonra diyorlar ki: "Hacı emmi, yediğin, içtiğin senin olsun da şu gördüklerini anlat." "Ezan Türkçeydi, ezan Türkçe okunuyordu, Kuran-ı Kerim Türkçe okunuyordu, aynı zamanda namaz da Türkçe kılınıyordu fakat bu Araplar konuşmaya gelince -sizleri tenzih ediyorum- hemen sapıtıveriyorlar." diyordu.
Şimdi, burada biz zaman zaman İç Tüzük gereği karar yeter sayısı ve aynı zamanda toplantı yeter sayısı yani yoklama istiyoruz, hemen buradan bir serzeniş başlıyor: "Niye böyle yapıyorsunuz? Siz Parlamentoyu çalıştırmak istemiyor musunuz?" Sayın Cumhurbaşkanı bile burada bugün sizleri uyardı, sizlere dedi ki: "Gelin, milletvekilliği vazifenizi yapın ve İç Tüzük'ün işlemiş olduğu sayıyla Parlamentoda partimizi temsil edin." Ama siz genellikle, nedense, biz yoklama istediğimiz zaman... Her şey güzel oluyor; kanunu getirirken, torba yasalarla getirirken, sonra adına "temel yasa" diyerek buraya sunarken çok iyi oluyor her şey ama ardından bir bakıyoruz, biz size "Yoklama isteyelim." deyince hemen "Ne oluyor?" falan demeye başlıyorsunuz, hatta şunu da yapmak istiyorsunuz, diyorsunuz ki: "Biz bu İç Tüzük'ü değiştirelim." Ve duyumlarıma göre İç Tüzük'le ilgili de çalışmalarınız var. Şöyle diyorsunuz: "Gelmeyenler veya Mecliste olanlar da... Burada, yoklamada 30 kişi yapalım, toplantı yeter sayısını 30 kişiyle istesinler ve aynı zamanda da şöyle yapalım: Biz bunlara para cezası getirelim, aynı zamanda toplantılara katılmama cezası getirelim." falan. Yani 21'inci yüzyılda herkes demokrasiye doğru koşarken birilerinin yani Trump'ın otoriterliğe koştuğu gibi siz de nedense Trump'ı kendinize örnek alıyorsunuz ve bu otoriterlik iklimini oluşturmak istiyorsunuz değerli arkadaşlar.
Şimdi, bu yasama faaliyetinin özüne aykırı torba kararı ısrarınız, iktidar partisinin alışkanlık hâline getirdiği ve yasama kalitesini düşüren torba kanun tekniği bu teklifte de en uç örneğiyle karşımıza çıkıyor.
Teknik düzenlemeler içeren teklifin muhalefet milletvekillerine Komisyon görüşmelerinden kısa bir süre önce tebliğ edilerek bu kısa sürede değerlendirilmesi istenilmesi ve ivedi şekilde komisyon süreci tamamlanarak Genel Kurula getirilme çabası Meclisin, yasamanın etkisini azaltmaktadır. Bu durum incelenme süresine, gerekli hazırlıkların yapılmasına, teklifin muhakeme edilmesine ve yapıcı muhalefet katkısına kapıların kapatılması demektir. Bu tutum "Ben yaptım, oldu." anlayışının tezahürü olup Meclisin müzakereci işlevini askıya almakta ve yasama organını noterlik makamına indirmektedir. Yasama faaliyetinin meşruiyeti sadece çoğunluk iradesinden değil, aynı zamanda usule uygunluk ve şeffaflıktan kaynaklanır. Bu teklifin hazırlanış sürecine baktığımızda, katılımcılıktan uzak, ilgili paydaşların görüşlerinin alınmadığı, etki analizlerinin yapılmadığı ve Komisyon aşamasının âdeta formaliteye dönüştürüldüğü bir torbayla karşı karşıyayız. Bu yaklaşım, yasama organını asli işlevinden uzaklaştırmakta ve Türkiye Büyük Millet Meclisini bir onay makamına çevirmektedir.
Teklifin içeriğine baktığımızda ise daha da ciddi sorunlarla karşılaşıyoruz: Düzenlemeler açık ve öngörülebilir olmaktan uzaktır. Oysa hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri belirlilik ve öngörülebilirliktir.
Teklife ismini veren Tapu Kanunu'nda düzenlemiş olduğunuz tek madde 1'inci maddede asıl amaç olan tapu harcı ve emlak vergisinde gizli matrah artırımı gizlenerek özel sektörle ilgili düzenleme getirilmekte ve maliklerin özel verileri, özel hayatın gizliliği ihlal edilerek yasalaştırılmaya çalışılmaktadır.
TOKİ'yle ilgili düzenlemelerden 2'nci maddede damga vergisi muafiyeti tanınırken vergi eşitliği neden dikkate alınmıyor? Damga vergisi birçok yerde ödenmeye devam edilirken dev müteahhitlere neden muafiyet tanınmaktadır ve burada neden ve iki yıllık bir süre gibi bir süre konulmaktadır?
TOKİ'ye 11'inci maddeyle acele kamulaştırma yetkisi verilmekte olup mülkiyet hakkına ağır şekilde darbe vurularak istisnai yöntem olan acele kamulaştırma TOKİ için rutine çevrilmektedir. Teklifi Anayasa Mahkemesi kararlarının etkisizleştirilmesi ve hukuki belirlilik ilkesine aykırılık açısından değerlendirdiğimizde ise teklifin 7, 8 ve 29'uncu maddeleri daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen düzenlemelerin iptal gerekçeleri karşılanmadan sadece kelime oyunlarıyla revize edilerek yeniden yasalaştırılması çabasıdır. AYM'nin belirlilik ve kanunilik ve ölçülülük ilkelerine aykırı bularak iptal ettiği hükümler idareye yine sınırsız ve denetimsiz takdir yetkisi tanıyan ifadelerle tekrar önümüze getirilmiştir. Yüksek mahkeme kararlarının arkasından dolanarak Anayasa'ya aykırılığı tescillenmiş metinlerin Meclis çoğunluğu kullanılarak yasalaştırmaya çalışılması hukukun üstünlüğü ilkesine açık bir meydan okumadır; zaten Anayasa Mahkemesi sözde açıktır arkadaşlar. Anayasa Mahkemesi buradan bazen Sayın Cumhurbaşkanının kararnamelerle getirmiş olduğu herhangi bir maddeye, herhangi bir konuya "Yasayla yap bunu." diyor, siz yasayla yapıyorsunuz, ardından bir bakıyoruz, burada itirazlar oluyor getirdiğiniz yasalarla ilgili. Anayasa Mahkemesi üyelerinin 15'ini de siz atadınız, hepsini siz atadınız ve dünya tarihinde böyle bir şey yoktur. Bu -beni bağışlasın AK PARTİ'li arkadaşlar- Kuzey Kore'de bile yoktur, bu herhangi bir diktatör ülkelerde bile yoktur, ha, burası diktatördür demiyorum ama bu davranış otoriterliğin totaliterliğe çevrilmesidir. Nerede Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamını iktidar partisi ve Cumhurbaşkanı seçer? 2017'de yapmış olduğunuz referandumda böyle miydi? 2010'da böyle değildi ki niye değiştirdiniz? Ve, Avrupa Birliği size niye uyarılarda bulundu? Doğru işler yapmadığınız için. Buna rağmen bu Anayasa Mahkemesi üyeleri doğru kararlar veriyorlar genellikle. Bu kararlar buraya geldiği zaman da -çok sık söylediğimiz gibi de- siz Anayasa Mahkemesi kararlarını da uygulamıyorsunuz, uyguluyor gibi yapıyorsunuz değerli arkadaşlar.
Sektörel ve denetim yerine, piyasa düzenine ilişkin olarak kanun teklifinde düzenlemeler yapılmaktadır. Teklif, afet ve deprem güvenliği gibi hayati konuları bir piyasa düzenleme aracına dönüştürmekte, özellikle yapı denetim ve zemin etüt alanına getirilen düzenlemeler denetimi bağımsızlaştırmak ve güçlendirmek yerine, bu hizmeti üreten mühendisleri ve firmaları ağır mali yükler ve kota uygulamalarıyla sistem dışına itmeyi hedeflemektedir. Modern öşür vergisi niteliğindeki kesintilerle, Bakanlık sektörün ortağı hâline getirilmekte, "zemin ve temel etüt kuruluşu" adı altında getirilen kotalarla binlerce mühendisin işsiz kalmasının önü açılmaktadır.
Kanun teklifinin 7, 8 ve 9'uncu maddeleriyle Çevre Kanunu'yla ilgili olan çevre denetiminde ise denetçi ile kirletici arasındaki ticari bağ koparılmadığı için, denetim sistemi müşteri memnuniyeti eksenine hapsedilmektedir. Bir çevre danışmanlık firmasından, hizmet verdiği işletmeyi şikâyet etmesi beklenmektedir. Bu, hayatın olağan akışına aykırıdır. Bakanlık onaylı bağımsız atamalarla gerekli usuli işlemlerin yapılması ve kontrol edilmesi gerekliliği unutulmamalıdır.
Teklifin, Yapı Denetimi Hakkında Kanun'da yapmış olduğu düzenlemeler dikkate alındığında; yasama faaliyetinin ciddiyeti, kanun metinlerinde kullanılan kavramların bilimsel gerçeklerle ve mesleki terminolojiyle örtüşmesini zorunlu kılar ancak teklifte yer alan "zemin ve temel etüdü" ibaresi mühendislik literatürü ve FEM kurallarıyla bağdaşmayan, teknik olarak hatalı bir tanımdır. Bu denli teknik bir konuda "temel tahkiki" veya "temel analizi" gibi doğru tabirler yerine uydurma bir kavramın kanun metnine girmesi, teklifin hazırlık aşamasında uzman görüşüne başvurulmadığını göstermektedir.
Ayrıca, teklifte yerel yönetimlerin yetkileri açıkça budanmakta, belediyeler idari vesayet altına alınmaktadır. Belediye şirketlerinin en basit sermaye işlemlerinin dahi yürütmenin iznine bağlanması yerel demokrasiye açık bir müdahaledir; seçilmiş yerel yöneticileri atanmış bürokrasiye bağımlı hâle getiren bu anlayış, Anayasa’nın öngördüğü yerinden yönetim ilkesini zedelemektedir.
Sektör temsilcilerinin, meslek odalarının, üniversitelerin ve sendikaların görüşleri alınmadan, katılımcılıktan uzak, yangından mal kaçırırcasına hazırlanan bu teklif, Anayasa’nın hukuk devleti, eşitlik ve mülkiyet hakkı ilkelerine aykırıdır.
Bu teklif, yasama tekniğine aykırı yapısı, şeffaflıktan uzak hazırlık süreci ve etki analizi eksikliği nedeniyle yapısal sorunlar barındırmaktadır.
İdari takdir yetkisinin belirsiz sınırlarla genişletilmesi, hukuk güvenliğini ve mülkiyet hakkını tehlikeye atmaktadır.
Teklifin bir diğer kritik boyutu ise mülkiyet hakkı ve kişisel verilerin korunmasına ilişkindir. Kamu yararı, kısa vadeli idari pratiklerle değil, uzun vadeli ve dengeli politikalarla sağlanır. Unutulmamalıdır ki hukuk devleti sadece norm koymakla değil, o normların adil, açık ve uygulanabilir olmasıyla var olur.
BAŞKAN - Sayın Özdağ, lütfen tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Bu Meclis, millet adına tartışan, denetleyen ve şekillendiren asli organdır ancak görüyoruz ki bu teklif "Ben yaptım, oldu." anlayışının somut bir tezahürüdür.
Bizler bu kürsüde sadece bugünü değil, yarını da düşünmek zorundayız. O nedenle, bu kanun teklifinde beğendiğimiz, takdir ettiğimiz bölümler, maddeler, cümleler olmasına rağmen itiraz ettiğimiz, eksik bulduğumuz maddeler de vardır ve onlarla ilgili de değişiklik önergelerimizi sunduk ve onlar günü zamanı geldiğinde değerlendirilirse memnun oluruz.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)