GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:88
Tarih:29.04.2026

BİROL AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Görüştüğümüz bu kanun teklifi iyi midir, kötü müdür, ne getiriyor, ne götürüyor? 2'nci maddede ne diyor? Özetle şöyle: TOKİ projelerine damga vergisi istisnası ve Cumhurbaşkanına da bu süreyi üç yıla kadar uzatma yetkisi. Şimdi, bu iyi mi kötü mü? Daha doğrusu kimler için iyi? Bu düzenlemeden kimler fayda sağlayacak?

Değerli arkadaşlar, bugün ülkemizde, Ankara'da ortalama 100 metrekarelik bir evin maliyeti 2,5 milyon liradır. Peki, bunca istisnaya, bedava arsaya, kamu gücüne rağmen TOKİ'nin sosyal konut projelerinde evler kaç liradan vatandaşa veriliyor? En az 2 katına değil mi? Peki, arada götürenler kimler? Davet usulü, adrese teslim ihalelerden sonra bir taşerona taşere edilen, o taşeron başka birisine taşere ediyor, o taşeron da başka birisine taşere ediyor. Arkadaşlar, bir çivi bile çakmadan milyonları götüren bu rant zümresini vatandaşımızın sırtından atmak zorundayız. Şimdi, diyeceksiniz ki: "Vatandaş gayet memnun. Bak, binlerce insan TOKİ'den sosyal konut almak için sıraya giriyor." İyi de siz insanımıza başka bir imkân, başka bir seçenek mi bıraktınız? Bir düzen kurdunuz ve herkesi günbegün bu düzene mahkûm ettiniz, bu bağımlılığı da oya tahvil ediyorsunuz.

Bakın, şimdi ülkenin ne hâle geldiğini ben size anlatayım. Cumhurbaşkanının maaşı ne kadar? 312 bin lira. Peki, normal şartlarda Anayasa'mıza göre Cumhurbaşkanının görev süresi ne kadar? Beş yıl. Peki, bir soru daha: Şu anda bir ailenin oturacağı beş on yıllık bir binadaki bir dairenin Ankara'da ilanlardaki fiyatı ne kadar? 10 milyon lira. Şimdi size -Ziraat Bankasının uygulaması sizin de bir çoğunuzun telefonunda vardır- şunu gösteriyorum: Beş yıl vadeli 10 milyonluk ev kredisinin aylık taksiti 376 bin lira. Ülkemizi mahkûm ettiğiniz bu tabloda Cumhurbaşkanı kredi çekip ev almak istese beş yıllık görev süresi boyunca toplam maaşı ortalama bir evi almaya yetmiyor. Vatandaş ne yapsın? Siz hangi başarıdan, hangi yüzyılın projelerinden bahsediyorsunuz değerli arkadaşlar? Şimdi size bir başka görsel göstereceğim. Her gün yanından geçip geliyorum ben ve gördükçe kahroluyorum, Merkez Ankara, tam da Ankara'nın merkezi. İşte, siz busunuz arkadaşlar; sizin kimliğiniz, sizin iktidar anlayışınız bu, bunu üretti, bu eseri. İstanbul bitti, İstanbul mahvedildi, şimdi sıra Ankara'ya geldi. Şehirlerimizi iğfal ettiniz, iğfal. Sadece bu da değil Etlik'te Adres Ankara var, Aydınlıkevler'de TÜRK-İŞ arazisi var, Keçiören var, Mamak var, her taraf... Ankara gibi Türkiye'nin en büyük coğrafyasına sahip illerden birine 20 kat, 30 kat, 40 kat imar veriyorsunuz, insanımızı tabuttan binalara mahkûm ediyorsunuz. "Bu hangi anlayışın, hangi inancın, hangi ahlakın ürünüdür?" diye sormak istiyorum. Bu ucubelik, bu nobranlık, bu keyfîlik, bu kültürsüzlük, bu sonradan görmelik nedir Allah aşkına ya? Siz kahrolmuyor musunuz, görmüyor musunuz ya? İnsanımızı topraktan uzaklaştırıyorsunuz, tabutlara yığıyorsunuz. Yüksek katlı binalar bütün dünyada estetik açısından yerin dibine batırılmış bir şeydir. Siz Ankara gibi bir yeri şu binalara mahkûm ediyorsunuz, hem de Ankara'nın göbeğine bunu topluyorsunuz; yazıktır, bu, olsa olsa şunun anlayışıdır arkadaşlar: Bir gözü euro, bir gözü dolar gören bir güruh var. (YENİ YOL, CHP, İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bu güruhu sırtımızdan, milletin sırtından hep beraber atmamız lazım değerli arkadaşlar ancak o zaman belki doğru işler, doğru şehircilik yaparız. Şehirlerimizi ve çevremizi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından kurtarmamız gerekiyor.

Bunu ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)