| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 88 |
| Tarih: | 29.04.2026 |
SERHAT EREN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, aslında 1'inci maddeye kaçırdığım için çok üzülmüştüm hemen dışarıdaydım. Sayın Başkan, ben 5'inci maddenin topluma çok faydalı olduğunu düşünmediğim için daha önemli olduğunu düşündüğüm bir konuyla ilgili konuşmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün aslında tarihî bir kavşaktayız. Bu ülkede ilk kez belki de silahın değil, siyasetin konuşabileceği bir eşiğe gelmiş durumdayız. Kuşkusuz bu türlü eşikler doğru okunmazsa, doğru değerlendirilmezse fırsatlar kaçar; tekrar krizler üremeye başlar, üretilmeye başlar. Dolayısıyla böylesi tarihsel anlarda ülkelerin deneyimlerinden faydalanmak gerçekten iç açıcı, ön açıcı olabilir. Ben bugün burada çatışma-çözüm süreçlerinden 3 örnek vermek istiyorum: Kolombiya, Açe Endonezya ve IRA süreci. Kolombiya'da savaş elli iki yıl sürdü, 450 bini aşkın insan yaşamını yitirdi; Açe Endonezya'da savaş otuz yıl sürdü, 30 bine yakın insan yaşamını yitirdi; her iki örnekte de daha çok siviller zarar gördü, en büyük bedeli de siviller yaşadı. Bakın, Kolombiya'da barış süreci 2012 yılında başladı, 2016 yılında anlaşmayla sona erdi. Yaklaşık 13 bin gerilla BM gözetiminde silah bıraktı. Barış süreci için özel mahkemeler kuruldu, silah bırakma ve toplumsal yaşama dönüş için ayrı ayrı mekanizmalar oluşturuldu, silah bırakanlar için güvenli geçiş alanları oluşturuldu, sivil hayata katılım konusunda hukuki güvenceler sağlandı yani silahlar bırakılmadan önce yasal düzenlemeler yapıldı. Yine, Açe sürecinde Özgür Açe Hareketi ile hükûmet arasında öncelikle bir anlaşma sağlandı, anlaşma sonrasında uluslararası gözlemcilerin gözetiminde silahlar bırakıldı, silahların bırakılmasından sonra yasal düzenlemeler yapıldı. Yine, silah bırakanlar sadece toplumsal yaşama dâhil edilmedi, aynı zamanda siyasetin bizatihi aktörü hâline getirildi. Yine, hepimiz biliyoruz, İngiltere'de savaş İngiltere-IRA savaşı otuz yıl sürdü, 4 bini aşkın insan yaşamını yitirdi. Nihai barış aşaması sonlanmamışken müzakere aşamasında silahların bırakılmasına dair yasa düzenlendi dolayısıyla böyle bir yasa çıkarıldı. Bakın yani ben özellikle altını çiziyorum, 3 örnekte de şöyle bir şey yaşandı: Önce barış imzalandı, sonra güvence verildi, daha sonra silah bırakıldı.
Şimdi, bizdeki sürece bakalım, bizdeki süreç nasıl işliyor? Bakın, Sayın Öcalan'ın, 27 Şubat çağrısından sonra PKK 1 Martta tek taraflı ateşkes ilan etti; hemen akabinde, 5-7 Mayıs tarihleri arasında kongresini topladı, kendisini feshettiğini açıkladı, silahları bıraktığını açıkladı; ardından, Türkiye'den, Türkiye'nin içinden silahlı güçlerini dışarıya çıkardı; ardından, ülke sınırları içinde çatışma riski doğabilecek alanların tamamından çıktı ve yasal düzenlemelerin yapılmasını bekledi ve hâlen bekliyor. Bakın, bir anlaşma yok, yine uluslararası mekanizmalar devrede değil, yine silahların bırakılması konusunda bir mekanizma oluşmuş değil, yine silah bırakanlarla ilgili bir yasal düzenleme yok. Peki, soruyorum: Bakın, bu kadar kritik bir eşik aşılmışken, bu kadar tarihî kararlar alınmışken, bu kadar önemli adımlar atılmışken, silahlar bırakılmışken yani Allah billah aşkına, biz daha neyi bekliyoruz?
Bakın, uluslararası çatışma çözümü deneyimleri bize şunu gösterdi, Kolombiya'da, Açe'de şunu bize gösterdi: Eğer hukuk kurulmazsa, eğer adalet konuşulmazsa şiddet geri döner; eğer meselelere bütüncül yaklaşırsak barış kalıcı hâle gelir. Dolayısıyla Sayın Başkan, sonuçta biz barışı istiyorsak barışın yolu, rotası bellidir. Bugün Meclisin önünde çok büyük bir sorumluluk duruyor. Biz diyoruz ki silah bırakanlara ilişkin, toplumsal yaşama dönüşü sağlayanlara ilişkin bir yasal düzenleme yapalım. Yine, ifade özgürlüğünün, örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, keza ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Eren, teşekkür ediyorum.
Bir dakikaları vermeyeceğimizi başlangıçta açıkladık.
Teşekkür ediyorum.
SERHAT EREN (Devamla) - Ben en azından bitireyim kayıtlara geçmesi açısından Sayın Başkan, son cümlelerim.
BAŞKAN - Efendim, siz söyleyebilirsiniz ama mikrofonu açmayacağız.
Buyurun.
SERHAT EREN (Devamla) - Yani bugün her birimizin kendisine sorması gereken ve her birimizin cevabını araması gereken soru şu: Biz bu ülkede savaş yerine barışı finanse etmiş olsaydık bu ülke olarak nerede olacaktık? Bakın, ben şunu söylüyorum: Kırk yıllık çatışmalı sürecin sonunda siyasi, ekonomik, hukuksal, insani, vicdani çok ağır sonuçlar yaşandı.
BAŞKAN - Sayın Eren...
SERHAT EREN (Devamla) - Bir daha bunun asla yaşanmasını istemiyoruz. Bu Meclisi ve 86 milyon insanı "Bir daha asla!" demeye ve harekete geçmeye çağıyoruz.
Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)