| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 88 |
| Tarih: | 29.04.2026 |
TURAN YALDIR (Aksaray) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Tunceli'de altı yıllık bir arayışın ardından yeniden açılan Gülistan Doku soruşturması yalnızca bir dosya değil devletin adaletle imtihanlarından sadece bir tanesidir. Devletin asli görevi Gülistan'ı yaşatmaktı, faillerin bulunması evladını kaybetmiş bir ailenin acısını elbette dindirmeyecek. Adaletin üzerindeki ölü toprağını dağıtan, dosyayı yeniden açma iradesini gösteren cumhuriyet savcımıza teşekkür ediyorum. Keza, ülkemizde en büyük ihtiyaç kanundan aldığı yetkiyle vicdanını harekete geçiren cesur yüreklerdir. Şu an kayırmacılığın ve siyasi nüfuzun her şeyin üzerinde tutulduğu bir Türkiye'de yaşıyoruz. Bazı bürokratlar siyasilerden ve makamdan aldığı güç sarhoşluğuyla kamuyu kendi imtiyazlı alanına çevirmektedir. Bürokrasideki çürüme, bizimkiler ve ötekiler ayırımı ne yazık ki adaleti topal, vicdanları sağır bırakmıştır. Oysaki bir devleti güçlü yapan gösterişli binaları ya da lüks makam araçları değil partisi, memleketi, mezhebi, ırkı ve cinsiyeti her ne olursa olsun tüm vatandaşlarına eşit ve adil davranmasıdır. Gülistan Doku dosyası bütün kamu görevlilerine ibret olmalıdır. Bugün Tunceli Valisinin başına gelen ortadadır. Kanunu her kim çiğnerse eninde sonunda kanunla yüzleşecektir. Kimse cumhuriyetin imkânlarını kendi yozlaşmış düzenini sürdürmek için kalkan yapmamalı. Eğer birileri "Benim gücüm yeter." diyerek hukuku baypas ediyorsa orada devletin bekasından söz edilemez. Adalet saraylarının kapısı sadece ensesi kalınlar için değil, hakkı yenmiş her bir vatandaşımız için ardına kadar açık olmalıdır.
Kıymetli milletvekilleri, vatandaşımız yurt dışındaki bir internet sitesine giriyor, 50 dolara bir ürün alıyor ama buna gümrük vergisi ve müşavirlik bedeli eklenince toplam bedel 500 dolara mal oluyor yani 10 katı tutarında bir ücret cebinden fazladan çıkmış oluyor. Yüksek enflasyon ve fiyatlar sebebiyle yurt dışı internet sayfalarından ihtiyacını arayan vatandaşımız "vergi" adı altında âdeta bir haraç düzeniyle karşı karşıya kalmıştır. Gönül isterdi ki yurt dışından aldığımız ürünleri ülkemizde üretelim ve vatandaşımız dolarla yurt dışından alışveriş arayışında kalmasın. Kıyas yapacak olur isek Türkiye'de bir ürünü Avrupa'dan 3 kat, Çin'den ise 10 kat daha pahalıya satın alıyoruz. Çözüm vatandaşı vergi boğmak değil, ülke içindeki üretim kapasitesini artırmak ve yerli üretimi desteklemektir. Aksi takdirde vatandaşın cebinden alınan bu orantısız vergi ne adaletinizle ne de kalkınmanızla açıklanabilir.
Kıymetli milletvekilleri, Türk milliyetçiliğinin çelikleşmiş iradesinin baskı ve zulme karşı şaha kalktığı 3 Mayıs 1944 Türkçülük Günü'nün 82'nci yıl dönümünü idrak ediyoruz. Türk milliyetçiliğini bir suç gibi göstermeye çalışanlara karşı tabutluklarda yakılan o sönmez meşale bugün hâlâ yolumuzu aydınlatmaktadır. Zaman değişmiş, şartlar farklılaşmış olsa da sorumluluğumuz aynıdır. Bizim milliyetçilik anlayışımız sadece bir geçmiş güzellemesi değil Türk asrını kuracak olan yenilmez bir iradedir. Bilge Kağan'dan Atatürk'e kadar, tarih her dönemde haykırmıştır ki Türk beklenendir. Bizim gönül coğrafyamız Karabağ'dan Doğu Türkistan'a, Kerkük'ten Kıbrıs'a kadar Türk'ün nefes aldığı her yerdir.
Bu duygu ve düşüncelerle, başta mavi gözlü, bozkurt bakışlı Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, merhum Başbuğ'umuz Alparslan Türkeş'i, büyük fikir adamı Hüseyin Nihal Atsız Bey'i ve ömrünü Türklük davasına adamış nicelerini rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Taş kırılır, Tunç erir ama Türklük ebedidir! 3 Mayıs Türkçülük Günü'müz kutlu olsun. Ne mutlu Türküm diyene!
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP, MHP, YENİ YOL sıralarından alkışlar)