GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:91
Tarih:06.05.2026

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Deniz, Yusuf, Hüseyin, üç fidanın aramızdan ayrılışının yıl dönümünde onları saygıyla anarak sözlerime başlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 17'nci maddesi belediyelerin ve bağlı kuruluşların kontrolündeki şirketlerin yeni şirket kurma ve hibe yoluyla da olsa şirket edinmesini engelleyen, bununla ilgili Cumhurbaşkanlığına yetki veren bir düzenleme. Aynı zamanda kooperatiflere, pek çok kooperatife üye olmasını, ortaklık geliştirmesini de bu yasa teklifiyle birlikte engellemeye çalışan bir düzenleme. Peki, niye biz bunlarla muhatap oluyoruz, neden bunlarla karşı karşıya geliyoruz? Son derece açık ve net çünkü hepimiz biliyoruz ki belediyelerin performansı, toplumda yaratmış olduğu algı, kamuoyu anketlerindeki yüksek kabulleri belli ki iktidarı çok ciddi rahatsız ediyor. Bu teklif ilk kez mi geldi? Hayır. Daha burada geçtiğimiz günlerde mazbut vakıflara ait olduğu iddia edilen malların belediyelerden, kamu kurumlarından alınarak ilgili devlet dairelerine geçirilmesiyle ilgili bir düzenleme geçti. Şimdi, bakın, değerli milletvekilleri, burada geçen teklifle birlikte, Cenevizlilerin yaptığı Galata Kulesi'nin, Bizanslıların yaptığı Yerebatan Sarnıcı'nın tapu kayıtlarını "Mazbut bir vakfın izi var." diyerek Kültür Bakanlığının lehine tescil ettirdiler.

Biz gene burada, daha bu yasama döneminde belediyelerin plan yapma yetkisinin Çevre, Şehircilik Bakanlığı tarafından alındığını, yolların, plandan gelen artıkların mülkiyetinin ilgili belediyeye devredilmesiyle ilgili uygulamanın tümüyle kaldırılarak bunların tümüyle Bakanlığın iradesine bırakıldığını, İller Bankasından dağıtılmış olan payların adil bir biçimde nüfusun büyüklüğüne göre, gelişmişlik sıralamasına göre en çok ihtiyaç sahibi olan belediyelere dağıtılması yerine hakkaniyetin ortadan kalktığını ve partizanca uygulamayla dağıtıldığını gördük.

Burada temel nokta şu: Yerel yönetimleri güçlendirme, merkezî hükûmet ile yerel arasındaki dengeyi seçilmiş belediye başkanları ve yerel meclislerden yana geliştirme iddiasıyla 2002 yılında iktidar olan bir siyasal partinin yirmi dört yıllık iktidarının sonunda geldiği nokta, tümüyle yerel demokrasiyi ortadan kaldırmak, merkezî otoriteyi güçlendirmek ve Ankara merkezli bir siyaseti Türkiye'nin tümüne yayma girişimidir.

Şimdi, bakın, buna ilişkin düzenlemeler 2008 yılında da gelmiş, Danıştay bu uygulamaları Anayasa’nın 127'nci maddesine aykırılık gerekçesiyle iptal etmiştir. Yani aslında belediyelerin, yerel yönetimlerin kooperatiflere ortak olmasını niye iktidar engellemeye çalışıyor?

Şimdi, üretici kooperatiflerine bir belediye ortak olduğunda bu kooperatiflerin ürünlerinin ihalesiz olarak başka bir belediye tarafından doğrudan satın alınabilme hakkı vardır. Batıda tüketicilerin yoğun olduğu şehirlerdeki belediyelerin herhangi bir üretici kooperatifinin ürettiği ürünleri doğrudan satın alma hakkı varken pek çok üretici şehrimizde, üretimin yoğun olduğu şehirlerdeki belediyelerin kadın kooperatiflerini, engellilerin kurmuş olduğu kooperatifleri, üreticilerin kurmuş olduğu kooperatifleri desteklemek adı altında kurdukları bütün birlikteliklerin önüne set çekilmektedir.

Aslında bu iktidar üreticinin dostu değildir, bu iktidar köylünün dostu değildir, bu iktidar 10 liraya domatesi üretip satamayan köylü ile 100 liraya domatesi satın alıp bunu tüketmek zorunda kalan tüketicinin, büyükşehirlerde yaşayan tüketicilerin arasındaki o köprüde büyük geliri elde eden çıkar gruplarının iktidarıdır. Onun için bundan rahatsızlık duymaktadırlar, onun için kooperatifleşmenin önünde engeldirler, onun için üretici kooperatifleri ile belediyeler arasında kurulacak olan birliktelikten rahatsızlık duymaktadırlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, Danıştay anayasal bir kurum, daha önce bu ve benzeri yasalarla getirilmiş düzenlemelerde -uygulamanın yanlış olduğunu Anayasa'ya aykırılığını gerekçe göstererek- yürütmeyi durdurma kararı vermesine rağmen bu teklif hangi gerekçeyle getiriliyor?

Peki, buradan hasıl olan nedir, buradan hasıl olan nedir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

GÖKAN ZEYBEK (Devamla) - Eğer buradan hasıl olan irade milletin, özellikle de muhalif belediyelerin...

2024 seçimlerinde Türkiye'deki yerleşik nüfusun yüzde 65'inin yaşadığı belediyeleri muhalefet partilerinin ve özellikle Cumhuriyet Halk Partisinin almasıyla, DEM PARTİ'nin doğu ve güneydoğuda çok sayıdaki belediyeyi yönetiyor olmasıyla, Yeniden Refah Partisinin bu iktidarın yanlış uygulamaları yüzünden 60'tan fazla belediye kazanmasıyla birlikte neredeyse Türkiye nüfusunun yüzde 15'ine sıkışmış iktidar, şimdi, yetkileri daraltarak, kayyumlar atayarak, belediyeleri görevden alarak, hukuk ve yargı operasyonlarıyla iradelerini gasbederek bir yönetim anlayışını dayatmaya çalışıyor. Bu irade sökmez, bu irade millette bir karşılık bulmaz; eninde sonunda kaybedecektir, eninde sonunda halk kazanacaktır. Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. (CHP sıralarından alkışlar)