GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Engelliler Haftası’na, Şerzan Kurt davasına, Barış Annelerinin geçen hafta yaptıkları ziyaretlere ve 15 Ekim 2024 tarihinde yaptıkları eyleme, Şırnak Valisine, Sincan Kadın Cezaevi İdare ve Gözlem Kuruluna, İstanbul’daki casusluk davasına, işçileştirilen çocuklara, gruplarını ziyaret eden Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu ve ekonomi programına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:93
Tarih:12.05.2026

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Engelliler Haftası dolayısıyla tüm Meclisi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bugün araştırma önergemizde de bu konuyu ele alıyoruz ve bu konuda desteklerinizi bekliyoruz. Bu vesileyle de tüm engelli yurttaşlarımızın eşit haklarda eşit yurttaşlar olarak ve tüm engellere karşı yaşam haklarının var edildiği bir toplumda yaşamaları umuduyla onları selamlıyorum.

Evet, bugün, bundan tam on altı yıl önce, 12 Mayıs 2010'da Muğla'da üniversite öğrencisi Şerzan Kurt'un öldürülmesinin yıl dönümü. Tam on altı yıl önce bir polis memuru tarafından katledildi. Dava Eskişehir'e gitti. On iki yıl süren yargılamalardan sonra sadece beş yıl ceza verildi ve şu anda aile adalet arayışını sürdürüyor, Şerzan Kurt adalet bekliyor. Bu adaletsizliklere bir an önce son verilmesi için bir kez daha buradan çağrı yapıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi geçen hafta Barış Anneleri Meclise geldiler, partilerin genel merkezlerini ziyaret ettiler, barış konusundaki tutumlarını tülbentleriyle bir kez daha ifade ederek bu beyaz tülbentler üzerinden bir kez daha barış çağrısını yinelediler. Sonrasında da Adalet Bakanlığını ziyaret ettiler ve Sayın Öcalan'la görüşmek için bir dilekçe sundular. Maalesef dilekçeye olumlu bir yanıt söz konusu olmadı. Gerçi hiçbir dilekçeye olumlu bir yanıt söz konusu olmuyor ve Sayın Öcalan üzerindeki bu -aslında- kısmi tecrit devam ediyor. Oysa demokratik bir müzakere istiyorsak, hukukun normalleşmesini istiyorsak her şeyden önce sadece ve sadece görüşmek isteyenlerin bile görüşmesinin sağlanmasının önemli bir adım olacağını, tabii, Sayın Öcalan'ın kabulüyle bunun gerçekleşmesinin önemli bir adım olacağını burada defalarca dile getirdik ama maalesef hâlâ bu konuda adım atılmış değil. Oysa demokratik müzakerenin olmazsa olmaz koşullarından biri sağlıklı iletişim kanallarının açık olmasıdır.

Şimdi, Barış Anneleri demişken, annelerin 15 Ekim 2024 tarihinde bir eylemi var. 1 Ekim 2024 tarihinde Sayın Bahçeli'nin bize uzatmış olduğu ele karşılık vermek adına Türkiye'nin birçok yerinde bu tür eylemler oldu. Şırnak Silopi'de de Barış Anneleri bir araya geldiler ve "Savaşa hayır, barış hemen şimdi." dediler, bundan dolayı anneler yargılanıyor. Şimdi, bu kabul edilebilir bir şey değil. Barış isteyen insanları, anneleri yargılayarak aslında bu sürece karşı tavrınızı ortaya koyuyorsunuz. Bu tavrı ortaya koyanlar hakkında gerekli soruşturmayı açmayarak aslında iktidar bu tavırdaki insanları, bu tavırdaki bürokrasiyi desteklemiş oluyor. Bu sadece bir defalığına karşılaştığımız münferit bir olay değil, bunun gibi birçok olayla karşı karşıyayız.

Bir örnek daha vereceğim bu konuda, Şırnak'tan vereceğim: Şırnak Valisi âdeta iktidara savaş açmış, iktidarın sürece dair yaklaşımlarına karşı oradan bir farklı siyaset yürütüyor; Vali mi yoksa Şırnak'ta beylerbeyi mi, bilmiyoruz açıkçası. Ne yapmış en son? Geçen hafta dile getirdik, Diyanet İşleri Başkanlığının Diyadin'deki ana dilinde ibadet hakkına yönelik müftü eliyle saldırısı bir tarafta, bu hafta da Şırnak Valisi insanlar taziyeye gitti diye, cenazeye katıldı diye 1 SES üyesi, 3 de EĞİTİM-SEN üyesi kamu emekçisi hakkında soruşturma açıyor, Adnan Şenbayram, Mesut Aslan, Nizam Kaplan ve Abdülkadir Örüker hakkında. Neden? Cenazeye gitmişler. Neden? İşte, insanlar cenazeye katılmış, sonrasında da taziyeye gitmişler. Neden? Barış talep etmişler. Ya, böyle bir anlayış kabul edilebilir mi? Siz hangi dine mensupsunuz? Dolayısıyla, artık lütfen samimi olun, ciddi olun. İçişleri Bakanlığına buradan çağrı yapıyorum: Bu tür valiler hakkında, Şırnak Valisi hakkında, Muş Valisi hakkında acilen idari soruşturma başlatılmalıdır. Bu, toplumsal barışı dinamitlemekten başka bir şey değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; valiler bunu yapıyor da cezaevi müdürleri farklı mı? Sincan Kadın Cezaevinde de İdare ve Gözlem Kurulu rekora koşuyor. Evet, ne yapıyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Mesela, orada Nedime Yaklav denen bir siyasi mahpus var. Bu siyasi mahpus Türkiye'de cezaevinde en çok kalan kadın mahpus özelliğine kavuştu. Neden biliyor musunuz? Çünkü Sincan Kadın Hapishanesindeki İdare ve Gözlem Kurulu Nedime'nin şartlı tahliyesini iyi hâl yok diye 7 kez erteledi, tam 7 kez. Her seferinde sordukları sorular aynı ve verdikleri karar aynı. Personelin çalışmalarında kolaylık sağlamıyormuş. Ne yapacak personelin çalışmalarına kolaylık sağlayacak? Böyle bir neden olabilir mi? Dolayısıyla... Sayımlara kolaylaştırıcılık sağlamıyormuş, haklarını kullanmada iyi niyet göstermiyormuş. Yani bahanelerin absürtlüğü artık ortada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Tabii, absürtlük deyince, bu ülkede yargı söz konusu olduğunda absürtlükten kurtulamıyoruz. İstanbul'da bir casusluk davası var: Bir büyükşehir belediye başkanı, bir reklam şirketi sahibi, bir de gazeteci. Bu nasıl bir casusluktur? Bütün dünya şu anda herhâlde bize gülüyor, başta da casuslar olmak üzere. İşte, yargının içine sürüklendiği yer burasıdır. Bu absürtlükler devam ettiği sürece... Aslında yargı eliyle siyaseti dizayn etme çabasının bir tezahüründen, bir yansımasından başka bir durum söz konusu değil.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, geçen hafta çok üzücü bir olaya tanıklık ettik. Muhammet Danış, 13 yaşında bir çocuk, bir iş kazası sonucu hayatını kaybetti. İşçileştirilen çocuklar konusuna burada sürekli olarak dikkat çekiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - MESEM'ler eliyle kurulmuş olan bu düzenin çocukları aslında işçileştirdiğini, çocukları okuldan uzaklaştırdığını ve ucuz iş gücü olarak aslında sermayenin hizmetine koştuğunu defalarca dile getirdik. Bunun yanı sıra, iş cinayetlerinde çocuklar katledilmeye devam ediyor. Tam 506 bin çocuk şu anda okulda olması gerekirken MESEM nedeniyle iş yerlerinde çalışıyor ve hem okuldan hem geleceğinden yoksun olmaya devam ediyor. Bir an önce bu MESEM uygulamasına son verilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, bugün grubumuzu ziyaret eden birçok ziyaretçi, kurum, kuruluş vardı, bunlardan biri de Peri Vadisi Çevre Koruma Platformuydu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Karlıova'dan kalkıp gelen muhtarlardan oluşuyordu. Birçok partiyi ziyaret ettiler. Dolayısıyla, Karlıova'da, Varto'da olduğu gibi, JES projesine karşı bir mücadele veriyorlar, bir direniş sergiliyorlar. Meralarını, tarım alanlarını, doğalarını korumak için verilen bir mücadeledir. Gelmişken Sayın Cevdet Yılmaz'ı da ziyaret etmek istemişler -çünkü biliyorsunuz, kendileri Bingöl Milletvekiliydi- fakat kendileriyle görüşmemiş. Herhâlde meşguldü. Tabii, sadece maden şirketleriyle, sermaye şirketleriyle görüşmek olmaz Sayın Cevdet Yılmaz. Bayramda Bingöl'e gideceğinizi duyduk. Gittiğinizde lütfen Karlıova'ya gidin, bu muhtarlarla buluşun ve orada halkı dinleyin. Dolayısıyla, halk doğasını savunuyor, geleceğini savunuyor, buna sırtınızı dönme hakkınız yok.

Son olarak; bildiğiniz gibi, önce Hazine ve Maliye Bakanını değiştirdiler, sonuç alamadılar, program çökmeye devam etti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Sonra, Merkez Bankası Başkanını değiştirdiler, olmadı. Şimdi de TÜİK Başkanını değiştirdiler, yine olmayacak. Dolayısıyla bu programı değiştirmediğiniz sürece bu program çökmeye devam edecek, çöken bu programın bütün maliyetini siz emekçilerin üzerine yıkmaya devam ettiğiniz sürece de bu ülkede yoksulluk derinleşecek.

Teşekkür ederim.