GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:93
Tarih:12.05.2026

CHP GRUBU ADINA YUNUS EMRE (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İstanbul'da 1963'te çekilen çok meşhur bir casus filmi var "Rusya'dan Sevgilerle" diye, bir James Bond filmi. Yıllar sonra yeni bir casus filmiyle İstanbul'da tekrar karşı karşıyayız. İki gündür Silivri'de oynanan bir film var ama bu film casus filmi olmanın ötesinde, bir yandan da bir absürt komedi filmi arkadaşlar yani bir casusluk suçlaması var orta yerde ama bu casusluk suçlaması yoluyla aslında siyasetin dizayn edilmesi girişimi var.

Değerli arkadaşlarım, casusluk suçlaması öyle gelişigüzel kullanılabilecek bir kavram değil. Dikkatinizi çekmek istiyorum: Bir defa casusluk devlet güvenliğine karşı en ağır suçlamalardan biri ve bizim Ceza Kanunu'muza göre siyasi casusluk Türkiye'nin güvenliği için, iç ve dış siyasal yararları gereği gizli kalması gereken bilgilerin yabancı bir devlet yararına temin edilmesi işi; casusluk bu.

Şimdi, peki, bu anlattığımız ve bugün Hüseyin Gün etrafında tartışılan olayda, dava konusunda, İstanbul'da iki gündür konuştuğumuz davada böyle bir suçtan söz edebilmek için orta yerde devlet sırrı niteliğinde bir bilgi var mı? Bunun yanında, gizli kalması gereken bir bilgi var mı? Peki, bu bahsedilen, gizli kalması gereken bilgi yabancı bir devlet namına temin edilmiş mi? Yine, bu kapsamda, failin siyasal ya da askerî casusluk maksadıyla yani bir özel kastla hareket ettiğini ortaya koyan somut bir delil var mı?

Değerli arkadaşlarım, bunların hiçbiri yok ve karşılaştığımız bu örnekte, ayrıca Hüseyin Gün sözde İmamoğlu suç örgütünün 6 tepe yöneticisinden birisi olmakla suçlanıyor.

Sayın milletvekilleri, iddianameyi dikkatle okudum, sorgu metinlerini okudum, büyük büyük laflar var, önemli kavramlar kullanılıyor ama orta yerde -dikkatinizi çekmek istiyorum- aslında sadece bir suç var. O iddianameye baktığınızda net olarak gördüğünüz bir suç var, o suç da yargıyı siyasi amaçlara alet etme suçu ve iddianameyi yazanlar tarafından işleniyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, daha dün bu yargılamalar sırasında Hüseyin Gün'e yöneltilen suçlamalar kapsamında kendisi şunları açıkladı, dedi ki: "Ben casusluk suçlamasını kabul etmiyorum. İBB verilerine erişmedim. Türkiye'nin güvenliğini riske atacak herhangi bir veri temin etmedim. Devlet aleyhine casusluk yapmadım." Ama daha fazlası var, lütfen buraya dikkatinizi çekmek istiyorum: "15 Temmuz sonrasında Avrupa'daki FETÖ yapılanmasına ilişkin bazı çalışmaları dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay'ın bilgisi ve yetkilendirmesiyle yürüttüm." dedi. Bu kapsamda Sayın Fuat Oktay'ın -kendisi burada mı bilmiyorum- imzasını taşıyan bir yazıyı, bir yetkilendirme yazısını, dönemin Başbakanlık Müsteşarının imzasını taşıyan bir yetkilendirme yazısını mahkeme heyetiyle paylaştı ve mahkemeye sunduğu bu belgede Türk Hükûmeti adına tam yetkinin kendisine verildiğini söyledi.

Değerli arkadaşlar, buradan sormak istiyorum: Eğer bu kişi geçmişte Türk Hükûmeti adına ülke ilişkileri ve tanıtım faaliyetleri yürütmek üzere yetkilendirildiyse bugün aynı kişinin ilişkileri ve temasları nasıl oluyor da seçici bir biçimde siyasi casusluk suçlamasının dayanağı hâline getiriliyor. Eğer bu ilişkiler suçsa o yetkilendirmeyi kimler verdi? Eğer bu temaslar casusluksa bu temaslara geçmişte hangi kamu kurumları izin verdi? Eğer bu faaliyetler yabancı devletler lehine suç faaliyeti ise bu kişinin geçmişte Hükûmet adına yetkilendirilmiş olması nasıl açıklanacaktır? Bu tablo, sadece bir yargı dosyasındaki tutarsızlık meselesi değildir, aslında temeli itibarıyla bir ciddiyet meselesidir.

Değerli arkadaşlarım, casusluk konusu bir siyasal polemik aracı değildir, Türkiye'nin güvenliği bakımından ciddi bir meseledir. Geçmişte casusların Türkiye'de yakalandığı örnekler olmuştur: Turan Çağlar vakası, Sabahattin Savaşman vakası. Bunlar casusluk faaliyeti sırasında yakalanma olaylarıdır. Hangi gizli belgelerin, hangi bilgilerin temin edildiği ve tabii, en önemlisi, hangi devlet namına bu casusluk faaliyetlerinin yapıldığı mahkeme kayıtlarında da o dönemlerde ortaya konulmuştur. Bugün bunların hiçbirinin olmadığı bir ortamda casusluk suçlamasıyla siyasetin dizayn edilmesi çabasıyla karşı karşıyayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

YUNUS EMRE (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Ayrıca, değerli arkadaşlarım, çok önemli bir husus var: Kendisi dün mahkemede Sayın Fuat Oktay'ın imzalı belgesinin yanında bazı açıklamalar daha yaptı. Buradan sormak istiyorum: Kara hücre -kara hücre, bu kavrama dikkatinizi çekiyorum- yapılanması çalışması nedir? Kendisinin talimat aldığını söylediği -İngilizcesi "sublime" Türkçesi "yüce, ulu"- kişi kimdir? Bu talimatı kimden almaktadır? Türkiye'nin istihbarata karşı koyma birimlerinin tespit edemediği casusluk faaliyetini hakkında bağımlılık iddiası bulunan beyefendinin ciciannesinin oğlunun ihbarıyla mı Türkiye Cumhuriyeti devletinin istihbarat örgütleri bulabilmiştir, Emniyeti bulabilmiştir? Bunu da sormak istiyorum. Bakın, çok ciddi sorular var orta yerde.

Sayın Başkanım, selamlamak istiyorum, müsaade eder misiniz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tabii ki.

YUNUS EMRE (Devamla) - Orta yerde çok ciddi sorular var. Türkiye'nin devlet güvenliği bakımından ciddi meseleler var.

Değerli arkadaşlarım, bunlar öyle şakaya falan gelecek konular değildir. Bizim önergemiz bunun bir genel görüşmeyle Mecliste görüşülmesidir çünkü Ekrem İmamoğlu, bizim Cumhurbaşkanı adayımız uydurma gerekçelerle bu davadan da tutuklanmıştır maalesef. Tele1 gibi Türkiye'nin en önemli yayın kuruluşlarından birine bu dava yoluyla maalesef el konulmuştur, satışa çıkarılmıştır, Genel Yayın Yönetmeni cezaevine kapatılmıştır. Biz bunların hiçbirini kabul etmiyoruz. Türkiye'nin böyle büyük bir adaletsizliği kaldırabilmesi mümkün değildir. Cumhurbaşkanı adayımızı bir yedek tutuklamayla kenarda tutarak cezaevine kapatmış olmanız Türkiye'nin demokrasi tarihi bakımından utanç verici bir durumdur.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)