| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 93 |
| Tarih: | 12.05.2026 |
MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve aziz milletimizi hürmetle selamlıyorum. Kanun teklifinde Türkiye'nin uluslararası finans, yatırım ve teknoloji için cazibe merkezi hâline getirilmesi, transit ticaret ve üretimin desteklenmesi, teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve kayıtlı olmayan yurt dışı ve yurt içi varlıkların ekonomiye kazandırılması amacıyla bazı vergi kolaylıkları getirilmektedir. Vergi politikasının temel amacı devlete gelir sağlarken vergi yükünün toplumun çeşitli kesimleri arasında mümkün olduğu kadar adaletli dağıtılmasıdır. Esasen, basit, sade, anlaşılır ve hakkaniyetli bir vergi reformu ihtiyacı bulunmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi vergiye uyumu kolaylaştıran, öngörülebilirliği artıran, yatırım ve üretimi destekleyen, kayıt dışılığı önleyen, herkesin mali gücüne göre vergi ödediği adaletli bir vergi sisteminin oluşturulması görüşündedir.
Kanun teklifiyle yurt dışında yaşayan ve son üç yılda ülkemizde vergi mükellefi olmayan gerçek kişilerin ülkemize yerleşmeleri hâlinde yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar yirmi yıl boyunca gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır. Bu kişilerin veraset yoluyla mal intikallerinde yüzde 1 oranında vergi alınması öngörülmektedir.
Kanun teklifiyle ülkemizin nitelikli hizmet ihracatını artırmaya, yatırımcı görünürlüğünü güçlendirmeye ve uluslararası firmalar için Türkiye'yi bölgesel bir merkez hâline getirmeye yönelik nitelikli hizmet merkezlerinin kurulmasına imkân sağlanmaktadır. En az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren uluslararası firmalara hizmet vermek üzere kurulacak olan bu merkezlerin yıllık brüt gelirlerinin en az yüzde 80'inin yurt dışından elde edilmesi gerekmektedir.
Nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilecek nitelikli hizmet personelinin ücretlerini, mevcut asgari ücret istisnasıyla birlikte brüt asgari ücretin 4 katına kadar gelir vergisi istisnası sağlanmaktadır. İstanbul Finans Merkezi'nde faaliyet gösterecek nitelikli hizmet merkezlerinde çalışanlara ise bu istisna toplamda 6 kat olarak uygulanacaktır.
Kanun teklifiyle teknoloji girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi amacıyla halka açık olmayan teknogirişim şirketlerinin şarta bağlı sermaye artımlarında Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanmaması düzenlenmekte ve dijital şirket tanımına uygun olarak kurulan şirketler de üç yıla kadar oda aidatı ücretlerinden muaf tutulmaktadır. Ayrıca, teknogirişim şirketlerinde çalışan personele ücret niteliğinde verilen pay senetlerinin bir yıllık brüt ücret olan vergi istisnası 2 katına çıkarılmaktadır. Bu pay senetlerinin iki yıl içinde elden çıkarılması hâlinde istisna edilen verginin tamamının, üç ila dört yıl arasında elden çıkarılırsa istisna edilen verginin yüzde 75'inin, beş ila altı yıl arasında elden çıkarılırsa ise istisna edilen verginin yüzde 25'inin gecikme faiziyle işverenden tahsil edilmesi düzenlenmektedir. Kanun teklifiyle transit ticarete ilişkin kazanç indiriminin kapsamı genişletilerek İstanbul Finans Merkezi'nde faaliyette bulunan kurumlara kazanç indirim oranı yüzde 50'den yüzde 100'e çıkarılmakta, ayrıca İstanbul Finans Merkezi dışında faaliyette bulunan kurumlara da yüzde 95 kazanç indirimi imkânı tanınmaktadır. Küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımalarını teşvik amacıyla nitelikli hizmet merkezleri olarak faaliyette bulunan kurumlara İstanbul Finans Merkezi'nde katılımcı olmaları durumunda yüzde 100, İstanbul Finans Merkezi dışında faaliyette bulunmaları durumunda ise yüzde 95 oranında kazanç indirimi sağlanmaktadır. Ayrıca, transit ticaret ve nitelikli hizmet merkezleri kazançlarına sağlanan indirimlerle İstanbul Finans Merkezi Kanunu'nda finansal hizmet ihracına yönelik sağlanan kurumlar vergisi kazanç indiriminin yurt içi asgari kurumlar vergisinin hesaplanmasına esas olan kurum kazancından düşürülmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır. İstanbul Finans Merkezi'ndeki finansal kuruluşların kazançlarına uygulanan kurumlar vergisi indiriminin süresi 2047 yılına uzatılmakta, finansal faaliyet harçları yönünden beş yıl olarak uygulanan muafiyet süresi yirmi yıla çıkarılmaktadır.
İstanbul Finans Merkezindeki finansal kurumların personeline sağlanan aylık ücret net değerinin yurt dışında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde yüzde 60'ına, yurt dışında en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde ise yüzde 80'ine uygulanan gelir vergisi istisnası tüm katılımcıları kapsayacak şekilde genişletilmektedir.
Kanun teklifiyle gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin millî ekonomiye kazandırılması teşvik edilmektedir. Söz konusu düzenlemeden yararlanılabilmesi için yurt dışında bulunan varlıklara ilişkin olarak 31 Temmuz 2027 tarihine kadar bildirimde bulunulması gerekmektedir. Bildirilen varlıkların iki ay içinde Türkiye'deki banka veya aracı kurumlarda açılan hesaplara aktarılması ya da fiziki getirilenlerin bu hesaplara yatırılması zorunlu olmaktadır. Ayrıca, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter ve kayıtlarında yer almayan aynı tür varlıkların da bildirime konu etmelerine imkân sağlanmaktadır. Bildirilen varlıkların vadeli hesaplarda veya devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında en az beş yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi hâlinde vergi alınmayacaktır. Bu sürenin en az dört yıl olması hâlinde yüzde 1, en az üç yıl olması hâlinde yüzde 2, en az iki yıl olması hâlinde yüzde 3, en az bir yıl olması hâlinde yüzde 4 oranında vergi uygulanacaktır. Bildirilen varlıklara yönelik hiçbir surette vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması düzenlenmekle birlikte diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmeyecektir.
Değerli milletvekilleri, Türkiye ekonomisi güçlü üretim kapasitesi, çeşitlenmiş ihracat, ürün ve pazar yapısı sayesinde küresel zorluklara ve belirsizliklere rağmen dayanıklılığını korumaktadır. İhracat, nisan ayında yüzde 22,3 artmış, tüm zamanların 2'nci ve en yüksek nisan ihracatı gerçekleştirilmiştir. 2026 yılı ilk dört ayında ihracat artışı yüzde 3 düzeyindedir. Turizm gelirimiz de 2026 yılı ilk çeyreğinde yüzde 4,2 oranında artış kaydetmiştir. İmalat sektörünün ana ihracat pazarlarındaki faaliyet koşullarını ölçen İstanbul Sanayi Odası İklim Endeksi nisan ayında 50,2 olup ihracat pazarlarındaki talep ikliminin üst üste 28'inci kez aylık bazda güçlendiğine işaret etmektedir. Bununla birlikte, nisan ayındaki iyileşme çok sınırlı kalmıştır. Diğer yandan, İstanbul Sanayi Odası İmalat Sanayi Satın Alma Yöneticileri Endeksi de nisan ayında 45,7'ye gerileyerek imalat sanayisinde kayda değer bir yavaşlamaya işaret etmiştir. Sanayi üretimi de 2026 yılı ilk çeyreğinde yüzde 1,3 oranında azalmıştır. Savaşın ve belirsizliklerin Türk imalat sektörü üzerindeki olumsuz etkileri yoğunlaşmıştır. Sanayimizin ivme kazanabilmesi için üretim odaklı tedbirlerin ve rekabet gücünü koruyacak destek mekanizmalarının hızla devreye alınması gerekmektedir. Kanun teklifinde üretimi desteklemek amacıyla sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumlar ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların bu faaliyetlerden elde ettikleri kazançlarla yüzde 25 olan genel kurumlar vergisi oranının yüzde 12,5 olarak uygulanması düzenlenmektedir. Ekonomimizin omurgası, üretimin, istihdamın ve ihracatın ana taşıyıcısı olan KOBİLERİMİZ'in istihdam ve yatırım destekleri ile verimlilik artışına yönelik adımların hızlandırılması büyük önem taşımaktadır. KOBİ'lerin uygun şartlarda finansmana erişiminin sağlanması, kefalet limitleri, teminat koşulları, kota uygulamaları ve kredi tahsis süreçlerinin iyileştirilmesi gerekmektedir. İhracatçıların yurt dışı kaynaklı döviz gelirlerini TL'ye çevirmeleri karşılığında Merkez Bankası tarafından verilen yüzde 3 oranındaki döviz dönüşüm desteğinin 31 Temmuz 2026 tarihine kadar uzatılması çok değerlidir. Döviz dönüşüm desteğinin devam ettirilmesini ve artırılmasını gerekli görüyoruz.
Başta hububat olmak üzere tarım ürünlerinde bu yıl rekor üretim beklenmektedir. Hamdolsun, bu yılki yağışlar çiftçimizi oldukça sevindirmiştir ancak başta mazot ve gübre olmak üzere tarımsal girdiler çok pahalı hâle gelmiştir. Çiftçimiz zamlarla iyice artan mazot ve gübre faturalarını ödemekte zorlanmaktadır. Başta hububat fiyatları olmak üzere tarımsal ürün alım fiyatları ve desteklerin maliyet artışı dikkate alınarak belirlenmesini ve zamanında ödenmesini gerekli görüyoruz. Çiftçimizin, besicimizin ve süt üreticimizin gelirini artıracak ve daha fazla üretmesini sağlayacak köklü tedbirleri uygulamaya koymamız gerekmektedir. Üreticilerimize ne versek ne az, ne yapsak yetersizdir. Sürdürülebilir bir tarım ve verimlilik için belli ilkeler çerçevesinde havzalar arasında su transferi yapılması gerekmektedir. Bu bakımdan, su kanunu çalışmasında bu durum mutlaka dikkate alınmalıdır. Özellikle, ülkemizin en büyük tarım havzalarından biri olan bereketli Konya Ovası'na dış kaynaklardan acilen su getirmek mecburiyetinde olduğumuz asla unutulmamalıdır.
Kanun teklifiyle kamu alacaklarının tecilinde azami taksitlendirme süresi otuz altı aydan yetmiş iki aya çıkarılmakta ve teminatsız tecil tutarı 250 bin liradan 1 milyon liraya yükseltilmektedir. Olumlu bir düzenleme olmakla birlikte esnafımız tecil faizinden dert yanmakta, vergi ve prim borçlarının uygun şartlarda yapılandırılmasını talep etmektedir.
CEVDET AKAY (Karabük) - "Faizi kaldıralım." diyorlar.
MUSTAFA KALAYCI (Devamla) - Esnafın talebi vergi affı değil 7440 sayılı Kanun'la yapılan yapılandırmanın bir benzerinin yapılmasıdır. Esasen yapılandırma uygulamalarının vergi sistemine olan güveni sarstığı, sürekli bir beklenti ortamının doğmasına neden olduğu doğrudur ancak öncelikle, mevcut vergi adaletsizliği dikkate alınarak herkesin mali gücüne göre vergi ödemesini sağlayacak vergi reformu yapılmalıdır. Bu itibarla, içinden geçtiğimiz zorlu dönem de dikkate alınarak vergi ve prim borçlarına uygun şartlarda bir yapılandırma yapılması esnafımıza ve çiftçimize nefes aldıracak, kamu alacaklarının tahsilatını da hızlandıracaktır.
Vergisini düzenli ödeyen mükelleflere sağlanan mevcut vergi indiriminin de daha cazip hâle getirilmesi gerekli görülmektedir. Bilindiği üzere, basit usule tabi yaklaşık 850 bin esnaf, toplanan verginin ve tahsilat oranının çok düşük olması ve takip zorlukları gerekçesiyle 2021 yılında gelir vergisinden müstesna tutulmuştur ancak büyükşehirlerin 30 binin üzerinde nüfusa sahip ilçelerinde faaliyet gösteren esnaf bu yıl gerçek usule tabi tutulmaları nedeniyle önemli mali yük ve sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Özellikle küçük esnaf bakımından uygulamanın gözden geçirilmesini, basit usule tabi olmanın şartlarını taşıyanların gerçek usulden çıkarılmasını gerekli görüyoruz. Küçük esnafın ve çiftçinin vergi ve prim yükünün azaltılması, sübvansiyonlu krediye kolay ulaşımının sağlanması ve BAĞ-KUR prim gün sayısının 7200'e düşürülmesi uygun olacaktır. Esnafı korumak ve rekabet gücünü artırmak için perakende sektörüne yönelik düzenleme yapılması, AVM ve zincir marketlerin şehir merkezinde şube açmalarının kurallara bağlanması gerekmektedir. Ayrıca, e-ticaret yapan şirketlerin esnafımızdan çok yüksek oranda komisyonlar aldığına yönelik şikâyetler söz konusudur. Esnafın dükkanına âdeta ortak olmuşlar. Esnafımız için oldukça ciddi bir maliyet olan fahiş komisyonların mutlaka üzerine gidilmelidir. Ayrıca, banka, kredi kartı POS komisyonları da düşürülmelidir.
Değerli milletvekilleri, bölgemizde yaşanan savaş ve gerilim enerji sektörü başta olmak üzere küresel ölçekte tüm ekonomik faaliyetleri olumsuz etkilemektedir. Temennimiz, savaşın ekonomik ve insani maliyeti daha fazla derinleştirmeden bir an önce sonuçlanmasıdır. Türkiye, ekonomik maliyetin vatandaşlarımıza yansımasını asgariye indirmeye çalışmakta, bunun için destek tedbirlerini devreye koymaktadır. Bütçe açığının 2025 yılında yüzde 14,6; 2026 yılı ilk çeyreğinde yüzde 69,2 oranında azalması bu tedbirler için imkân sağlamıştır. Nitekim, faiz dışı denge yılın ilk üç ayında geçen yıl 247 milyar lira açık vermişken bu yıl 456 milyar lira fazla vermiştir, üstelik son üç yılda 100 milyar doların üzerinde deprem yükünün de altından kalkılmıştır. Bütçenin faiz dışı fazla vermesi borçlanma ihtiyacını azaltırken bütçe imkânlarının artacağına işaret etmektedir. Uluslararası Finans Enstitüsü raporlarına göre Türkiye en az borçlu ülkeler arasındadır. Toplam borcun millî gelire oranı dünyada yüzde 305 iken gelişmekte olan ülkelerde yüzde 235, Türkiye'de ise yüzde 92 düzeyindedir. Kuşkusuz bütçe imkânları çerçevesinde, başta emekliler ve çalışanlar olmak üzere toplumun her kesiminin hak ettiği payı mutlaka alacağına inanıyoruz.
Küresel enerji sistemi büyük bir risk altındadır, ciddi boyutta enerji arz şoku söz konusudur. Dünyada özellikle motorin ve jet yakıtı temininde güçlükler yaşanmaktadır. Enerji arz kaynaklarını çeşitlendiren Türkiye enerji arz güvenliğinde sorun yaşamamaktadır. Millî enerji atılımıyla gerçekleştirilen enerji yatırımları, keşfettiğimiz doğal gaz, petrol ve kıymetli madenler ekonomik güvenliğimizi sağlam esaslara bağlarken stratejik kapasitemizi güçlendirmiştir. Türkiye güçlü altyapısının da katkısıyla artık bir geçiş ülkesi olmaktan çıkmış, bölgede enerji istikrarının, güvenin ve barışın merkezi hâline gelmiştir. Enerjide bütün yollar Türkiye'ye çıkmaktadır. Türkiye, farklı kaynakları buluşturan, farklı güzergâhları yöneten, kriz anlarında alternatif üretebilen ve gerektiğinde denge kurabilen bir güç hâline gelmiştir. Türkiye, millî teknoloji ve teknoloji odaklı sanayi hamleleriyle bugün ileri teknolojileri kendi imkân ve kabiliyetleriyle geliştirip üretebilen bir noktaya ulaşmıştır. Devir Türk devridir. Her biri milletimize ayrı gurur yaşatan uydu, uçak, helikopter, İHA, SİHA, tank, top, gemi, denizaltı, füze gibi tüm savunma sistemlerimiz Türk mühendisleri tarafından tasarlanıp üretilmektedir. Türkiye, savunma sanayisi ihracatında dünya genelinde 11'inci sıraya yükselmiştir. Savunma sanayisinde kazanılan öz güvenin yazılıma, yapay zekâya, siber güvenliğe, sağlık teknolojilerine, tarım teknolojilerine, enerji teknolojilerine, uzay çalışmalarına, ulaştırma sistemlerine ve dijital ekonomiye hızla yayılması için teknolojik seferberlik hâlinde olmamız gerekmektedir. Türkiye, bölgesinde huzur ve istikrar adası ve güvenli bir liman konumundadır ve çok kutupluluğa doğru evrilen dünyanın yeni kutup başlarından biri olmaya en güçlü adaydır. Yaşanan gelişmeler, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sisteminin, Cumhur İttifakı'nın, millî teknoloji ve millî enerji atılımlarının ve terörsüz Türkiye hedefinin ne denli stratejik hamleler ve Türkiye için kazanım olduğunu gözler önüne sermiştir. Terörsüz Türkiye, doğru zamanda atılan doğru bir adımdır, tarihî önemde bir dönüm noktasıdır. Terörsüz Türkiye, huzurun üretime, üretimin refaha dönüşmesidir. Ülkemizin daha güçlü bir ekonomik yapıya kavuştuğu, toplumsal dokusunu sağlamlaştırdığı, kardeşlik ve dayanışma kültürünü pekiştirerek imkân ve kabiliyetlerini büyük Türkiye hedefi doğrultusunda seferber ettiği takdirde, küresel bir güç hâline geleceğimize inanıyoruz. Türkiye'nin önü de, ufku da, yolu da açıktır.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak "kabul" oyu vereceğimiz kanun teklifinin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyor, sizlere ve aziz Türk milletine saygılarımı sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)