GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:95
Tarih:14.05.2026

CHP GRUBU ADINA ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü. Çiftçimiz mutsuz, çiftçimiz borçlu, çiftçimizin kapısında icra var; çiftçimiz üretmek istiyor, ürettiği ürünü satmada sıkıntılar yaşıyor. Bakınız, ülkemizdeki çiftçi sayısı; Bakanlığın verilerine göre 2 milyon 300 bin ÇKS'li çiftçimiz var. Ziraat Odasında kayıtlı görünen 5 milyon civarında çiftçimiz bulunuyor ama sigortaya gidip de primini ödeyen çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyon iken şu an 616 bin çiftçi Sosyal Güvenlik Kurumuna gidip de prim ödeyebiliyor. Yani çiftçimiz, gerçek anlamda, içine düşürüldüğü durumla, sorunlu, sıkıntılı bir süreç yaşıyor.

Değerli arkadaşlar, çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına şu andaki borçları 1 trilyon 337 milyar lira, piyasaya olan borçlarla çiftçilerimiz 1,5 trilyon lira borçlu durumda. 2021 yılında çiftçimizin toplam borcu 135 milyar liraydı. Verilmesi gereken destek çiftçiye verilmediği için çiftçinin borçlanması devam ediyor. Çıkardığınız Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesine göre, 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar liraydı, verdiğiniz destek 168 milyar lira ama işin daha acısı, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi 542 milyar lira. Öyle olunca, bu desteği verecek Bakanlık Devlet Su İşleri ile çalışanlara verdikten sonra ancak 168 milyar lira kalıyor. Son üç yılda çiftçiden esirgediğiniz desteğin toplamı 1 trilyon 354 milyar lira. Eğer bunu vermiş olsaydınız bugün çiftçi borçlu olmayacaktı.

Çiftçinin, üreticinin, besicinin girdi maliyetleri artıyor, girdi maliyetleri artınca düşük alım fiyatı uygulanıyor. İşte, çaya fiyat açıkladınız; 35 liralık çay fiyatı çiftçiyi mutlu etmedi çünkü geçtiğimiz yıl 5 kilogram yaş çay sattığında 1 kilogram kuru çay alıyordu. Bu yıl 8,5 kilo yaş çay satarsa 1 kilo kuru çay alabiliyor. Buna göre, geçen yıla göre değerlendirdiğimizde, çiftçiye verilmesi gerekenden en az 15 lira düşük alım fiyatıyla ürününü alıyorsunuz. Bu diğer ürünlerde de bu şekilde. Şimdi, buğdayın alım fiyatını açıklamadınız. Önümüze hasat dönemi geldi, Çukurova'da başladı. Eğer çiftçi girdi maliyetine bakarsanız, buğdaya 24-25 liranın altında bir fiyat verirseniz yine çiftçi mutlu olmayacak.

Arkadaşlar, bu ülkede çiftçi eskiden ürününü satardı, doğru manifaturacıya giderdi, eşine, çocuklarına bir şeyler alırdı. Sizin sayenizde çiftçi şimdi nereye koşuyor? Bankaya koşuyor. Eğer ürününü satarsa "Hemen borcumu yatırayım, yoksa icra geliyor." diyor. Çağrıda bulunduk, kanun teklifi verdik... Şu anda Anadolu'nun farklı illerinde tarım alanlarına, traktörlere, hayvanlara icra geliyor; yetmedi, evini almışsınız elinden icra yoluyla. (CHP sıralarından alkışlar) Çiftçi diyor ki: "Oturacak evimi dahi bırakmadılar." Bu nasıl borcunu ödeyecek? Yani çiftçinin tarım alanını, traktörünü alarak... Ya, örnek alacağınız yer de var; 1936'da Mustafa Kemal Atatürk "Çiftçinin hayvanı, ekipmanı, tarlası haczedilemez." diye kanun çıkarmış. Şimdi onun arkasından dolanıyorlar ve çiftçiye haciz geliyor; çiftçi hacizlik. Yani üreten insan, eli öpülesi insan; bu insanlara sahip çıkmalı. Kırsal boşalmış, kırsalda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok, internet çekmez, telefon doğru dürüst çekmez ama orada o yaşayarak üretmek istiyor. 58 yaş ortalamasında bu insanları sahiplenmek zorundayız. Proje çok, anlattı çok, sonuç yok. Bakınız, bugün raftaki ürünün fiyatı artıyorsa girdi maliyetlerinin artışıyla ürün fiyatının artmasının doğrudan ilgisi var. Gübrede, mazotta sübvanse edin, mazotta ÖTV'yi, KDV'yi kaldırın, gübre ve yemi yüzde 50 sübvanse ederek destek verin. Gelin, taban fiyata yeniden dönün, piyasayı tüccarın eline bırakmayın, kamucu bir yaklaşımla sorunlara eğilin, kooperatifçiliği geliştirin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Öngörülebilir bir tarım politikasıyla, ülkenin geleceğini sömürge bir ülke olma boyutuna indirgeyecek ithalatçı tüccara bırakılan... Yamyam gibi hem tüketicinin boğazına hem de üreticinin ürettiği ürünün varlığına saldıranların sonunu getirin arkadaşlar, bu ithalattan sıyrılalım. 2010 yılından beri hayvan ithal ediyorsunuz, hayvan ithalatıyla Türkiye sorunlarını çözmedi, sorunlar katlandı. Geçen yıl 739 bin büyükbaş hayvan ithal ettiniz, bu yıl da 500 bin hayvan ithal edeceksiniz ama gidiyoruz besiciye, besici "Benim besi için hayvan sorunum var." diyor. Et ve Süt Kurumunun tablosuna bakıyorsunuz, geçen yıl 11 milyar kâr etmiş, bu yıl 14 milyar kâr ediyor; bu kurumlar kâr etmek için değil, başa baş noktasında hem tüketiciyi hem de üreticiyi korumak için değer bulursa önemli.

Özelleştirmeyle gübre fabrikasını, yem fabrikasını satıp tükettiniz, ülkenin geleceğini yok etmeyin. Gelin, birlikte bunu araştıralım, siz de alanda, yerinde bunları görün diyor, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)