| Konu: | Önceki gün Mersin Tarsus'ta yaşanan olaya, 19 Mayıs kutlamalarına ve 19 Mayısta yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine, adaletsiz cezalara, “Âşık Mahzuni Şerif” oyununa, tutuklanan Gazeteci Yelis Ayaz’a ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 20.05.2026 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önceki gün memleketim, ilçem Mersin Tarsus'ta korkunç bir olay yaşadık; "Metin Öztürk" isimli 37 yaşındaki bir cani maalesef ki 6 yurttaşımızı öldürdü, 8 kişiyi de yaraladı. Önce eşini öldürdü, daha sonra saatlerce yüzlerce mermi saçarak yurttaşlarımızı öldürmeye devam etti. Bu katliam beş saat sürdü, beş saat boyunca korkulu anlar yaşadık. Neden? Bir köyde, bir akıl hastasında, ruh hastasında ruhsatsız bir silah, yüzlerce mermi neden bulunur ve neden beş saat boyunca bu olaya müdahale edemeyiz? Bakın, olayın başlangıç saati ile bitiş saati arasında beş saatten fazla vakit var. Bir köy ile en son köyün arası yaklaşık 70 kilometre ve insanları öldüre öldüre gidiyor. Burada Meclis olarak düşünmemiz gereken çok önemli mesele var, meseleler var. Biz ruhsatsız silah, silahlanma, bireysel silahlanmayla ilgili yeterli mücadeleyi vermiyoruz. Defalarca kanun teklifi verdik. Umut Vakfının raporları ortada. Bakın, son on iki yılda Türkiye'de 41.420 silahlı şiddet olayı olmuş, 26 bin yurttaşımız ölmüş; biz ne yapmışız Meclis olarak? Biz Meclis olarak ruhsatsız silahın cezasını artırmış mıyız? O kadar teklif verdik, o kadar konuşuldu. Unutmayın, her ruhsatsız silah ve mermi bir cinayetin habercisidir; işte Kahramanmaraş'ta yaşananlar, Tarsus'ta yaşananlar. Suçsuz insanlar ya! Adam benzincide mazot dökerken geliyor, öldürüyor utanmaz adam! Çobandan ateş istiyor, sigarasını yakıyor, kafasına sıkıyor. Tır şoförü inip yüzünü yıkayacak, iner inmez öldürüyor. Meclis kulak ardı edemez; ruhsatsız silah, bireysel silahlanmayla ilgili gerekli düzenlemeleri yapmak bizim borcumuz.
Bakın, 2018 öncesi ruhsatlı silahı olanlar 200 mermi alabiliyordu Makine Kimyadan, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtikten sonra bu sayı 1.000'e çıkmış. Ya, biz savaşa mı gidiyoruz? Ruhsatlı silahı olan bir adam 1.000 tane mermiyi ne yapacak? Sayın Başkanım, ne yapacak, soruyorum, Allah aşkına! Bu Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, başkanlık sistemi ekmeği artırmadı, azalttı; maaşları artırmadı, azalttı ama mermiyi artırmış; 1.000 mermi, maşallah(!) Olmaz, dünyanın hiçbir yerinde bu yok. Bakın, eğer bu ülkede 100 bin tane ruhsatlı silah varsa milyarlarca mermi demek bu. Bizim toplumu silahsızlandırma, mermisiz hâle getirme zorunluluğumuz varken bunu artıramayız.
Evet, 19 Mayısı coşkuyla kutladık. Basın toplantısında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak düşüncelerimizi söyledik. Yaşasın 19 Mayıs! Yaşasın Gazi Mustafa Kemal Atatürk! 19 Mayısta, özellikle lisede, ortaokulda öğretmenlerimiz bizi çorak arazilere götürürdü; ağaç fidanı dikerdik, ormanlar yapardık, adı "19 Mayıs Ormanı" olurdu ama bu 19 Mayısta çok ilginç bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gördük; 23 ilde toplam 864 bin metrekarelik orman alanı orman vasfından çıkarıldı, arazi hâline getirildi. Herhâlde iktidarın 19 Mayısa gençlere verilecek hediyesi buydu. Biz gençler lisedeyken, üniversitedeyken çorak arazilere ağaçlar dikiyorduk, fidanlar dikiyorduk, adı "19 Mayıs 1919 Ormanı" oluyordu. Şimdi nereye geldik? 19 Mayısta ağaçları kesip, orman vasfını yok edip maalesef ki ormanları talan ediyoruz. Her şeyi satıyoruz; limanları satıyoruz, fabrikaları satıyoruz, arazileri satıyoruz; bunlar da satılacak ama yazık. Geleceğimiz yok ediliyor, ormanlarımız yok ediliyor, yeşillerimiz yok ediliyor; biz bunu kabul etmiyoruz.
Bakın, 25'inci yıl dönümlerini kutlayacaklarmış yakın bir tarihte; sata sata kutluyorlar!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Çok ayıp ediyorsunuz Ali Mahir Bey.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Tüm değerlerimizin, limanlarımızın, arsalarımızın, ormanlarımızın hâli ortada. Bu ülkede kaç metrekare arazi satılmış, neler satılmış, bakalım; ayıp edip etmediğim çıkar ortaya.
Cezalar; ah cezalar, cezalar, adaletsiz cezalar. Bakın, birkaç tanesini örnek vermek isterim bu cezaların. Artvin'in Hopa ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki ÇAYKUR emeklisi Şükrü Mısırlıoğlu, bir sofra paylaşıyor ve sofrasında alkol varmış. Tarım Bakanlığı yemeyip içmeyip bu amcama 3 milyonluk bir ceza kesmek için savunma almış, soruşturma açmış. Şükrü amca ne demiş? "Bizim porsiyonlar büyümedi, hep küçüldü. Soframızda ejder meyvesi yok, manda yoğurdu yok. Sarayın şatafatını değil emeklinin yoksulluğunu yüzlerine vuruyorum." demiş, aslında sebep bu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Başarır.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sen bu emekliye 3 milyon cezayı kessen ödeyebilecek mi? Sen alabilecek misin? Hayır ama ceza... Mesela, bakın, aynı şey Aydın'da karşımıza çıkıyor; bir yurttaş kendisini TÜİK görevlisi olarak arayan, tanıtan kişilerin "Sizi yılın ailesi seçtik." diyerek yaptığı aramayı reddediyor, bu kişiye 18.991 lira idari para cezası kesiliyor. Ya, bu kadar telefon dolandırıcılığının olduğu bir ülkede aile haksız mı? Haklı. Ya, niye ceza kesiyorsunuz siz? Geliyorum... Nevşehir'de muayenesi olmadığı için bir tır şoförüne 300 bin lira ceza kesiliyor, tır şoförü kendini asıyor. Bu cezalar niye? Neden bu cezalar? Daha yeni birisi aradı, "İntihar edeceğim." dedi. Arabasını modifiye ettirmiş, tamponunda bir sıkıntı varmış, 800 bin lira ceza kesilmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bir devlet, bir iktidar milletine bu kadar hor davranabilir mi; neyin cezasını kesiyorsunuz? Alkol paylaşmış diye 3 milyon. Madem alkol bu kadar vahim, vergi almayın efendiler. En çok vergiyi alkolden alıyorsunuz, maaşları oradan ödüyorsunuz ama bunun karşılığı 3 milyon olmamalı.
Yine geliyorum... Tuhaflıklar ülkesi hâline geldik. Âşık Mahzuni Şerif, Ankara Birlik Tiyatrosu tarafından sekiz yıldır Türkiye'nin her yerinde sahnelenen bir oyun; şimdi yasak gelmiş, sakıncalı görmüşler. Âşık Mahzuni Şerif bugün liselerde, üniversitelerde, kürsülerde anlatılması gereken bir ozanımızdır, gururumuzdur, onurumuzdur, bu topraklarda yetişmiş en kıymetli sanatçılardan birisidir. Şimdi, her şeyi bıraktık, onun oyununu yasaklıyoruz. E, peki, sekiz yıldır niye sahneleniyordu? Ne oldu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet, buyurun, tamamlayın.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ama ne yazık ki ülkeyi bu hâle getirdiniz, işte bir yasak daha. Belki de 1967'de "Yuh! Yuh!" eserini bugünler için yazmış Âşık Mahzuni Şerif; bu yasaklar için, bu zihniyet için, bu sansür için yazmış. Olmaz arkadaşlar, olmaz, bu kötülüğü bu ülkeye yapmayın! Yasaklarla, baskıyla, zulümle hiçbir iktidar o koltukta, o koltuklarda oturamamış. Bakanlarını sustursa da bakanlarına basın yasağı verse de milletine ceza verse de sonunda o halk o iktidarı cezalandırmış; "Yuh!" demiş, "Yuh!" demiş.
Geliyorum... AK PARTİ'nin 2 milletvekiliyle ilgili iddialar çıktı, ben bunu tartışmayacağım kesinlikle. Seda Sarıbaş'ın çok kıymetli evladıyla ilgili bir iddia ortaya atıldı, bir gazeteci de bunu haber yaptı. Şimdi, doğruluğu, yanlışlığı başka, bunu burada tartışmam.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Bu onuncu dakika; buyurun, bitirin.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ama bunu haber yapan Gazeteci Yelis Ayaz tutuklandı. Şimdi buradan şunu söyleyeceğim: Geçen hafta utanmaz, ahlaksız bir tipleme çıktı, bu Mecliste 6 milletvekili hakkında, kadın milletvekilleri hakkında akıl tutulması yaşadığımız bir iftirayı attı; gözaltına alınmadı, gözaltına. Peki, bu Mecliste, bu çatı altında bulunan insanların arasında bir fark mı var ya? Benim kadın milletvekillerime ettiği hakaret yenilir yutulur değil. Ben, ben utandım. Olmaz arkadaşlar. Sizin hakkınızda bir haber yapıldığı zaman gazeteciler tutuklanacak ama bize her türlü alçaklığı, iftirayı -namussuzluk diyeceğim ya- namussuzluğu yaptı o gazeteci kılıklı yayın yapan kişi, hafifmeşrep, utanmaz kadın; yaptı bunu ama bir tek sorgu yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ben bunu kınıyorum, 86 milyonun takdirine bırakıyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)